Genelkurmay Bakanı Orgeneral Hulusi AKAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Genelkurmay Bakanı Orgeneral Hulusi AKAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2017 Pazar

Sayın Basın'ımıza Duyurulur!.."Kuzey Irak" Değil, Irak'ın Kuzeyi!


"Son dakika haberi… Akar’dan flaş Kuzey Irak açıklaması:"

" Genelkurmay Başkanı Org. Akar'dan flaş açıklama: "Irak'ın kuzeyindeki gayrimeşru referandumdan kaynaklanan güvenlik tehdidine karşı tüm önlemler alınmaktadır." 20 Ekim 2017

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bekaası ve de  bölgemizin yaşamsal kalıcı çıkarları açısından,

"Irak'ın kuzeyi" tanımlamasıyla bölgenin toprak bütünlüğü üzerindeki gereken hassasiyeti Büyük Atatürk'ün "Yurtta barış, cihanda barış" ilkesini çok dikkatle işleyen şanlı ordumuzu, dolayısıyla da Genel Kurmay Başkanımızı içtenlikle alkışlıyorum.

Öte yandan bizim yazılı ve görsel basınımızın ezici çoğunluğu  da ne yazık ki bilerek ya da bilmeyerek emperyalizmin ekmeğine yağ sürecek şekilde davranış göstermeye "özen" gösteriyor. Dolayısıyla Irak'ın bütünü üzerinden sadece yön tayin etmek amacıyla,  "Irak'ın Kuzeyi" ifadesi yerine, her fırsatta Irak'ı "parçalanmış" ayrı bir bölge gibi düşünülmesine vesile olacak,  "Kuzey Irak"  tanımlamasını  kullanmakta ısrarla devam ediliyor.

Peki bunda bir sakınca var mı? 

Elbette çok şey var. Zira "Kuzey Irak" ya da "Kuzey Suriye" denildiğinde, bu basit bir yön tanımlaması değil, bilakis bu durum bir algı operasyonuyla, yani "Kuzey Irak" ve "Kuzey Suriye" tanımlaması ile Irak'ın ve Suriye'nin fiili olarak "bölünmüşlüğü"nü zihinlere yerleştirmektir. Tıpkı ikiye bölünmüş Kore'nin, "Kuzey Kore" ve "Güney Kore" olarak adlandırılması gibi..

Hal böyle olunca, toprak bütünlüğünü savunduğumuz Irak ve Suriye'nin "Kuzey Irak", "Kuzey Suriye" ifadeleri ile aslında çoktan "parçalandığı"nı bilinçaltı zihinlerimize yerleştirmek,  plânlı bir şekilde emperyalizme hizmet etmek demektir. Dolayısıyla da  Irak ve Suriye'nin harita üzerinde "parçalandığı" algısını Türk milletine "kabullendirmek"ten başka bir şey değildir.


Diyeceğim şu ki...

Yıllardır yazılı ve görsel basın üzerinden yapılan bir işlemdir, "algı operasyonu" denilen şey. Zira bu sayede bir yalanı ne kadar duyarsanız o kadar inanılır gelmeye başlar. Dolayısıyla bu gibi çeşitli vasıtalar aracılığıyla subliminal yapılan sürekli telkinler sonunda istenilen bir sonuca ulaşmak mümkündür. O sebeple düşüncelerin sürekli telkin edilmesiyle insanlar istenildiği gibi biçimlendirilip, yönlendirilebilirler.

Hal böyle olunca...

Sorgulamayan insanlar üzerinde başarılı sonuçlar elde edilen bir yöntemdir, olayları çarpıtarak anlatmak.



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

31 Ocak 2017 Salı

Yunan Başkomutanı Trikopis'i Unutmayın!



"Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi AKAR, kuvvet komutanları ile birlikte 21 yıl önce Yunanistan ile savaşın eşiğine gelinen Kardak kayalıklarını krizin yıldönümünde ziyaret etti. Ziyaret esnasında Yunan botu Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın Kardak'a girmesini önlemeye çalıştı, gergin anlar yaşandı." 30 Ocak 2017


İsmet İnönü sorar : "Kemal sana göre dünyanın en zor işi nedir?"

Atatürk cevap verir : "Türk milletini ayağa kaldırmak der. Ben en çok bu noktada zorlandım."

Atatürk devam eder "İsmet şimdi bana bundan daha zor bir şey var mı" diye, sor der?

İnönü sorar, "var mı?" diye.

Atatürk cevap verir: Harekete geçince bu milleti durdurmak!

Ve...

Yunan İşgali ve Kurtuluş Savaşı

"1922, Büyük Taarruz'dan bir yıl önce, yani 1921 Ağustos ayında, Yunanlılar General Papulas'ın komutasında Ankara'ya doğru iki kol halinde ve İngilizlerin büyük desteği ile Türklere saldırırlarken; "Ankara Kalesine Yunan Bayrağını çekeceğiz.." diyerek seviniyorlardı.. "Mustafa Kemal'in boynuna bir ip geçirerek, yerlerde sürükleye sürükleye Atina'ya götürüp, orada asacağız!.." diyorlardı.. "

Ancak;

"Yunanlılar 26 Ağustos'tan önce 214.000 asker ve 30.000 kadar da yerli Rum ve Ermeni olmak üzere, toplam olarak 244.000 kişilik kuvvete sahipti.

Yunanlılar tam beş parçaya bölünmüşlerdi: Birinci kol Aydın-Söke doğrultusunda, ikincisi Uşak-İzmir doğrultusunda, üçüncüsü Murat Dağları kuzeyinde, dördüncü kol Kütahya-Simav doğrultusunda, beşincisi de Eskişehir-Bilecik-Bursa doğrultusunda savaşarak firar ediyorlardı.

Kalleş ve hain Çerkez Ethem de 2.  koldaki Yunanlılarla birlikte kaçıyordu.

Üçüncü kolu teşkil eden Murat Dağları kuzeyindeki kol; Başkomutan seçilen General Trikopis'in kumandası altında batıya kaçıyorlar...

Yunan birlikleri pek aç ve sefil, yiyecek ve içecek stoklarını, ambarlarını geride bırakmış olarak çekilirlerken; bizim ünlü 23. Tümenimizin bir koluna rastladı.. Yunan askerleri komutanlarının savaşma kararını dinlemeyerek TESLİM olmayı kararlaştırmışlardı. Beyaz bayrak çekerek esir olmayı kabullenmişlerdi.. Bizim 23. Tümenin yanına gelen 5. Tümenin yardımlarıyla Yunanlılar teslim olmaya ve silahlarını bırakmaya başlamışlardı. Yunanlılar merasim için Uşak'a getirildiler.


Askeri adet gereği, esir alınan Yunan generallerinin kılıç teslimlerine ait merasim, Uşak'taki bir konakta gerçekleştirildi.

Anılan konakta Mustafa Kemal Paşa'nın dışında Mareşal Fevzi Çakmak, İsmet Paşa ve bazı komutanlarımız ile gazete muharirleri, tarihçiler vardı.. Edebiyatçı-gazeteci yazarlarımızdan Halide Edip (Adıvar) ve Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) da hazır buluyordu.

Esirler, Trikopis ve General Dyenis başta olmak üzere, esir generaller Mustafa Kemal Paşa'nın huzuruna alındılar..

ATATÜRK, onları "hoş geldiniz" diyerek karşıladıktan sonra "yorulmuş olacaksınız, buyurun!.." diyerek onların oturmalarına izin verdi.. Hal ve hatırlarını sorarak, onları "mukadderat" diyerek teselli etti. Savaş kritiği de yaparak, yaptıkları hataları açıkladı.. Yunanlı generaller birbirlerini suçladılar ama sonuçta o hataları kabullendiler.

Tarih: 2 Eylül 1922, Yer: Uşak."

Dolayısıyla dün Ege denizinde yaşanan "gerginlik"le ilgili, Orgeneral Hulusi AKAR'ın  TSK’nın bölgesinde etkin, caydırıcı ve saygın bir güç olduğunu, nazik bir üslupla ifade etmeleri... 

Nedendir bilemiyorum ama, bana, bu  tarihi gerçekleri hatırlattı.





Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)



8 Ağustos 2016 Pazartesi

En Büyük Asker Bizim Asker!


Doğruluğu değişmeyecek olan bu slogan; bizim ordumuzun devletimizin ordusu olduğu gerçeğini yansıtır. Ve yine milletimizin hizmetinde olduğunu, dolayısıyla  canını vatanı için veren asker millet olma özelliğimizi anlatan, insanın içini ısıtan, yüzünü güldüren, dahası Türk milletinin millet olma özelliğini en net anlatan, "ordu millet el ele"nin en güzel tanımıdır, "EN BÜYÜK ASKER BİZİM ASKER" ...



Dün...

İstanbul, Yenikapı'da ay yıldızlı al bayrağımızın altında birleşen milyonların, kürsüye çıkan Türk ordusunun komutanı Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Sayın Hulusi AKAR'a, "en büyük asker bizim asker" nidaları ve alkışları arasında büyük bir sevgisi ve coşkusuyla selâmlandı. Ve bir itirafımı buradan iletmek isterim ki, ben de  ekranlardan  aynı duygu ve aynı heyecan ve yüksek bir coşkuyla gözlerim dolu dolu izledim Sayın Genelkurmay Başkanı'mızı. Dolayısıyla yüreğim milyonların meydanda hissettiği aynı duygularla çarptı...

İşte bu duygunun adı vatan sevgisi,

Bu duruşun adı da, millet olmaktır! 

Dolayısıyla Sayın Genelkurmay Başkanımızı biz de aynı coşku ve heyecanla, saygı, sevgi ve gururla selamlıyoruz...

1919 ruhuyla yediden yetmişe verdiğimiz Kurtuluş Savaşı neticesiyle oluşan 1923 ruhu! Yani "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran Türkiye halkına TÜRK milleti denir" ruhu...

15 Temmuz 2016'da tıpkı...

Mondros Antlaşması ile 1. Dünya Savaşı'nın bu ülkeler arasında sona erdiğinin ilan edilmesinin ardından, 13 Kasım 1918'de Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul işgal edildiği gibi yeniden işgal edilmeye çalışıldı.

Hâl böyleyken...

Büyük Türk milletinin bağrından çıkan Türk ordusu, bu işgale karşı çıkması ve yine
Yüce Türk ulusunun azim ve kararlılığıyla milletimiz,  aynı 1919 ve 1915 ruhuyla hareket ederek, 15 Temmuz 2016'da vatan için göğsünü emperyal güçlerin maşası olmuş canilere siper etti.  




Öte yandan...

Şanlı ordumuzun içerisine asker kıyafeti giymiş dinci canilerin  hayasızlıkları ortaya dökülünce, Yunanlılara sığındıkları yetmezmiş gibi, şimdi de milletimizi -aynı amaç doğrultusunda- etnik mezhepsel bölmeye gayret eden ve emperyalist haçlıların bir diğer maşası, PKK'lılardan medet umarak onların, inlerine "sığınmışlar", iyi mi?! 

"3’ü general 60 darbeci subay Kandil’e kaçıp PKK’ya sığındı
Kanlı girişim durdurulunca paniğe kapılan hainler, soluğu bölücülerin ininde aldı." 8 Ağustos 2016

Demem o ki...

Ordumuz olmadan asla bu coğrafyada tutunmamız mümkün değildir!!! 

Millet olmadan bu coğrafyada varlığımızı sürdürmemiz asla mümkün değildir!!!

Irak işgal edildiğinde önce Irak ordusu lağvedildi, şimdi milyonlar öldü, öldürülüyor; Devlet paramparça; Millet olamayan (kendilerini ümmet-cemaat olarak tanımlayanlar) kitleler, yığınlar,  etnik dinsel ve mezhepsel çatışmalar altında yığın yığın can veriyor!

Dolayısıyladır ki, Türk milletinin gözbebeği ordusunun,  "ordu  millet el ele" ruhunun,  "en büyük asker bizim asker" olgusunun  aynı heyecan ve aynı tutkuyla yürekten yaşamanın şimdi tam zamanıdır! Zira bu noktaları çok iyi tespit eden emperyal düşmanlar, bu olgularımızı  zayıflatmak için harekete geçtiler bile...


Sevgi ve saygılarımla!





"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Ordu Millet El Ele









Irak 2003...

ABD ordusu Irak topraklarını işgale geldiğinde IRAK ordusu ortada yoktu...

Milyonlar öldü, ülke ve millet tarumar edildi.



Yıl 2016...

"Fransa Nice'de 14 Temmuz Ulusal Gün kutlamalarında terör saldırısına uğradı. Üç gün yas ilan edilen ülkede güvenliği asker sağlayacak."

Demek ki neymiş? 

Bir ülkeyi ve bir milleti ayakta tutan  o milletin ordusu, askeri imiş.




15 Temmuz 2016 günkü darbe girişimini elimiz yüreğimizde an be an takip ediyoruz...

Diğer taraftan başta karargah içerisinde Genelkurmay Başkanımız ve vatansever askerlerimiz, polisimiz ve güvenlik güçlerimizle birlikte halkımız canları pahasına gösterdikleri kahramanca dirençle, Amerikan emperyalizminin tertiplediği işgal girişimini büyük bir kararlılıkla engellemişlerdir!

Bu anlamda, Sayın Genelkurmay Başkanımızın boğazına sarılan kemer, kafasına dayanan silaha rağmen , ve kahraman yiğitlerimizin verdiği olağanüstü vatanseverlikleri ve dik duruşları sayesinde şu anda hepimiz evlerimizdeyiz... 

Dolayısıyla herkes tarafından, kahraman ordumuzun tarih yazan bu direnişini çok iyi görülmeli ve anlaşılmalıdır!

O sebeple bu gerçeğe rağmen askerimizi itibarsızlaştırma ve bunun üzerinden asker millet düşmanlığı, asker-polis gerilimi yaratma çabalarını şiddetle reddediyoruz!!!
Hâl böyleyken... 

Atatürk’ün Anzak Annelerine Yazdığı Mektup:
"Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar! Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu
topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır." Atatürk, 1934 

Dolayısıyla...

Gazetelerde yer alan ve iddia edildiği üzere, Mehmetçiklerimize linç girişimini ve insanlık onuruna yakışmayan tutumlarını bu millete asla mâl edilemez! Zira bu Orta Çağ görüntüleri, ne ATATÜRK Cumhuriyeti'yle, ne vicdan sahibi, mazlum milletlerin örnek aldığı Büyük Türk milletiyle, ne de binlerce yıllık tecrübesiyle, devlet ve millet olma özelliğini taşıyan değerleri ve birikimleriyle birlikte kutsal inancıyla da asla bağdaşmayacak kadar, insanlıktan uzak ilkel, vahşi ve bağnazlığın ta kendisidir!!!




Gün birlik günüdür! 
Bizim başka bir vatanımız yok! 
Irak, Afganistan, Suriye, Libya.. 
Hepsi ortada... 
Bu ülkeler bir bir işgal edildi.. 
Halklar öldürülüp zulme maruz bırakıldı!!! 
Şimdi sıra bize geldi... 



Eyy, Yüce Türk milleti! 
Ulus olarak ayrılıkçı mezhep ve etnik ayrışmayı bırakalım! 
Sağcı, solcu, Alevi, Sünni, Kürt, Laz, Türk... 
Hepimiz bu vatanın evlatlarıyız! 
Hepimiz bu milletin şerefli yurttaşlarıyız! 
Hepimiz bu toprakların zenginliklerini hak ediyoruz! 
Atatürk Cumhuriyeti bizim yaşamsal  dayanağımız ve kaynağımızdır!

Dolayısıyla...

Bu tür girişimler, asil ve sağduyu sahibi Yüce Türk milletine asla yakışmaz! 

Türk Ordusu hepimizin göz bebeğidir! 

Yüce dinimizi kullanarak Türk askeri üniforması altına giren; ve ordumuzun içerisine sızan bu hain, gözü dönmüş, eli kanlı  çetenin, bizim MEHMETÇİĞİMİZLE dolayısıyla ordumuzla uzaktan yakından âlâkası olmadığını bilmek, bildirmek  hepimizin hayati görevidir!

Lütfen ama lütfen bu gerçeği asla unutmayalım!




Ne mutlu Türk'üm diyene!

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

16 Temmuz 2016 Cumartesi

Asker'e Darbe!




Türk Ordumuzun Sayın Genelkurmay Başkanı'mız, 

Orgeneral Sayın Hulusi AKAR Paşa'mız an itibariyle kurtarıldı.

Yüce Türk milletine geçmiş olsun...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)