küreselleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
küreselleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2018 Cumartesi

Avrupa Baharı





Medeni Avrupa'nın medeni Fransa'sında kıyamet kopuyor!

Dolayısıyla...

Şimdi birkaç soru soracağım:

- Coğrafyamızdaki ülkelerin topraklarını işgal etmiş emperyalistlerin saldırılarını nasıl adlandırırsınız?

- Hemen cevaplayalım:

- Alışılageldiği gibi adlandıralım,

- "Terörist saldırı"!

- Peki zengin ve vahşi güçlerin  uçaklarının,tanklarının ve tüm ağır silahlarının konuşlandığı coğrafyamızda kendilerini savunmaya çalışan insanlara roket,envai çeşit bomba ve mermi yağdırmalarını nasıl adlandırırsınız?

- Yine alışılageldiği gibi, hemen cevaplayalım:

- "Orantısız güç" kullanımı.

- Hımm!..

- Hani yine coğrafyamızda "Arap baharı" denilen bir ayaklanma fırtınası vardı, ona ne dersiniz?

- Hemen cevaplayalım:

- Vallahi bizde,"Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner" gibi bir atasözü var...

İşte şimdi Fransa'da da öyle bir şey oluyor galiba.

Ve..

Yakın Çağ: 1789'daki Fransız devrimiyle başlayan ve de günümüze kadar süren döneme dendiğini taa küçük yaşlardan beri hepimiz biliyoruz, öyle değil mi? İşte bu süreç içerisinde  vahşi kapitalizmi iliklerimize kadar  yaşadığımız bir dönem olarak da değerlendirmek gerektiğine inanıyorum.

Fransız İhtilaliyle,   Fransız halkı bilinçlenerek Kral’ın emirlerine karşı çıkmış ve yönetimde söz sahibi olmuştur. Dolayısıyla aynı Fransız halkı sanırım  şimdi de  Küresel kraliyete karşı çıkıyor. Zira kapitalizm çöküyor! Yani, küreselleşme yıkılıyor!!!


Öte yandan, "Indegnez-vous!/Öfkelenin!" ya da "İnsanlık Onuru İçin Manifesto",

"1944'te Ulusal Direniş Kurulu Programı, 1948'de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'ni kaleme alanlar arasında olan Stéphane HESSEL, özlediği küresel bir topluma yönelik çağrısını; sosyal adalet, eşitlik ve özgürlük çığlığını,  "İnsanlık Onuru İçin Manifesto" diyebileceğimiz davetiyle...

"Para üzerine kurulu dünya düzenine karşı çıkın; sosyal haklarınızı elde etmek için savaşın ama bunu terörizm ile değil düşüncelerinizi kabul ettirerek yapın; kendinize dayatılan bu düzeni kabullenmeyin; öfkelenin."

"Direnmek, bir anlamda insan topluluklarının kendini sürekli yeniden yaratması demektir... İnsanoğlu tarihin akışını değiştirmeye kadirdir. Tarih yaratıcı yurttaşların eseridir." 2008 Stéphane Hessel, Öfkelenin! sf:19



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

8 Temmuz 2017 Cumartesi

"Eşitsizliğin Bedeli" G-20...



"G20 Zirvesi'ni protesto etmek için Hamburg sokaklarında toplanan yüzlerce eylemci, şehir merkezinde zombi mizanseni düzenleyerek G-20'yi ve kapitalizmi protesto"yla başlayan zirve, "kaos, yağma ve yıkım"la devam ediyor...

Hal böyle olunca... 
G-20 Zirvesi'ni protesto eden on binlerin öfkesinin ne olduğunu daha açık  anlayabilmemiz açısından,

IAN PINDAR, GUARDIAN "Siyaset ve ekonominin finansal elitler tarafından nasıl ele geçirildiğinin herkes tarafından anlaşılabilir bir açıklaması" olarak nitelendirdiği "EŞİTSİZLİĞİN BEDELİ" adlı kitaptan bir bölümü, aynen aktarmak istiyorum:


"Küreselleşme, eşitsizlik ve demokrasi

Küreselleşme yüzde 1'lik kesim tarafından yönetildiğinde, aynı anda hem vergi, yükümlülüğünden kaçma olanağı tanıyan hem de yüzde 1'e şirket içi pazarlıklarda ve siyasette avantaj sağlayan baskılar uygulanmasına izin veren bir mekanizma sunar. Bu nedenle, sadece iş pozisyonları değil siyaset de artarak yurt dışından tedarik edilmeye başlanmıştır. Bu eğilim ABD'ye özgü değildir; bu küresel bir olgudur ve diğer bazı ülkelerde durum ABD'dekinden çok daha vahimdir. 

Bunun en canlı örnekleri aşırı borçlanmış ülkelerde ortaya çıkmıştır. Borçlu ülkelerin kendi geleceklerinin "kontrolünü" kaybetmeleri -gücü kreditörlere vermeleri- küreselleşmenin erken dönemlerinde başlamıştır. 19. yüzyılda, zengin ülkelerin bankalarına borcu olan yoksul ülkeler, işgal edilme vaya bombalanma riskiyle karşı karşıya kalıyorlardı: Meksika, Mısır ve Venezüella böyle mağdur olmuştu. Bu, 20. yüzyıl boyunca devam etti: 1930'larda Newfoundland demokrasisi tasfiye edildi ve kreditörleri tarafından yönetilmeye başlandı. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaysa tercih edilen araç IMF'ydi: Ülkeler fiilen ekonomik egemenliklerini uluslararası kreditörleri temsil eden bu kuruma devretmeye başladılar. 

Bu olayların gelişmekte olan yoksul bir ülkede olması bir şey, gelişmiş endüstriyel bir ülkede olması başka bir şeydir. Ancak son zamanlarda Avrupa'da olan budur; önce Yunanistan ve sonra İtalya, yöneticileri seçimle gelmeyen Avrupa Merkez Bankası ve Avrupa Komisyonu ile birlikte, IMF'nin politika parametrelerini emretmesine ve programın uygulanışının denetlenmesi için teknokrat bir hükümet atamasına izin verdi. Yunanistan hazırlanan sert kemer sıkma programını referanduma götürmeyi öenrdiğinde,Avrupalı bürokrat ve bankacılar korkuya kapıldı. Yunan vatandaşlar öneriyo reddedebilir ve bu da kreditörlerin paralarını geri almaması anlamına gelebilirdi.

Finans piyasalarının emirlerine teslim olunuş daha genel ve saklıdır. Sadece felaket aşamasındaki ülkeler için değil, sermaye piyasalarından para bulmak zorunda kalan tüm ülkeler için geçerlidir. Eğer ülke finans piyasalarının istediklerini yapmazsa, kredi derecelerinin düşürülmesi, paralarının geri çekilmesi ve faizlerin artırılması tehdidiyle karşılaşır; bu tehditler genelde etkili olur. Finans piyasaları genelde istediklerini elde eder. Seçimler özgür olabilir ancak en fazla önem verdikleri konularda -ekonomi konularında- seçmenlere gerçek seçenekler sunulmaz." Joseph E. STIGLITZ, Eşitsizliğin Bedeli Bugünün Bölünmüş Toplumu Geleceğimizi Nasıl Tehlikeye Atıyor? Sf, 206-207



Dolayısıyla...

Egemen sınıfın çıkarları doğrultusunda bir avuç teknokrat tarafından yönetilen bir dünyada DEMOKRASİ ve EŞİTLİKTEN söz etmek, herhalde  insanlarla alay etmekten başka bir şey değildir...

Ve de G-20 gibi oluşumlar kapitalizme hizmet etmekten öteye geçemeyecektir. O sebeple  G-20 karar mekanizmasından, halkın çıkarlarına uygun kararların alınması da asla mümkün değildir.



Sevgi ve saygılarımla!


NOT:
Bir sonraki yazımda da, STEPHANE  HESSEL'in "Öfkelenin!" adlı kitabından konuya ilişkin düşünceleri olacaktır.



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)