maide suresi 57. ayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
maide suresi 57. ayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2010 Pazar

İşaret Edilen Hangi "Barış"?















"Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının." Maide Sûresi, 57. Ayet


Vatikan'ın İsrail'in insani yardım konvoyuna saldırmasına ilişkin açıklaması:

"İnsanların yaşamlarını yitirmesinden sözetmek acı verici. Durum Vatikan tarafından dikkat ve kaygıyla takip ediliyor" dedi. Peder Federico Lombardi ayrıca, "Vatikan her zaman, nereden geliyorsa gelsin, suç işlenmesinin karşısında durmuştur. Çünkü her zaman kalıcı barışçıl çözümlerin bulunmasını zorlaştırır" dedi. Lombardi ayrıca Papa 16. Benedict'in önümüzdeki günlerde yapacağı Kıbrıs Rum kesimi seyahatini hatırlatarak, "Kendisi orada da barışı işaret edecektir" dedi. 31.05.2010, Vatan

Peki bugün ne oldu? Yine Vatan'ın haberine göre; "Rum Fileleftheros gazetesi de, İsrail’de yayımlanan "Jerusalem Post" gazetesine dayandırdığı haberinde, Gazze’ye giden gemilerin ardından, İsrail’den de Kıbrıs Rum Kesimi’ne yönelik bir gemi filosunun yola çıkacağını, filonun vermeyi amaçladığı mesajın Kıbrıs’taki "sözde Türk işgalinin sona ermesi" şeklinde olacağını yazdı... 06.06.2010


Şimdi bu haberler üzerinde bizim de sormak ve yorumlamak istediğimiz önemli noktalar olacaktır:

*"Vatikan her zaman, nereden geliyorsa gelsin, suç işlenmesinin karşısında durmuştur..."
O halde Vatikan, gerçekten bu ifadelerinin arkasında duruyor mu, yoksa işlerine geldiği gibi Vatikan merkezli siyasi politikalarının sürdürülmesi yönünde davranışlar sergilediklerini mi ima ediyor?! Hemen bir örnekle sorumuzu açıklığa kavuşturalım:


Müslüman coğrafyanın tek tek işgali, Vatikan'ı nasıl (Dinlerin mesajı insanları zulmün karanlığından kurtarmak ve ilahi hakikati yeryüzünde muteber kılmaktır. 01.06.2010 Basın Toplantısı, Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU Diyanet İşleri Başkanı) ve hangi alanda ilgilendiriyor? Irak'ı işgal eden Haçlı emperyalist güçlerin insalık dışı davranışlarıyla birlikte, 1,5 milyon masum Müslüman Irak halkının katledilmesine karşı hangi tedbirleri aldılar ve ne yaptılar?


*"Kalıcı barışçıl çözümler"den bahsederek, sebebi ziyaretlerini belki de bu ifadeyle örtüştürme bahenesiyle Papa 16. Benedik, Kıbrıs Rum kesimine 4-6 Haziran tarihleri arasında ziyarette bulunuyorlarmış... Acaba Irak'a da aynı niyetler çerçevesinde geçmişte bir ziyaret düzenlediler mi?.. Bundan sonrası için bu doğrultuda bir ziyaret gerçekleştirmeyi düşünürler mi?

Zira Irak halkı, aynı coğrafyanın sahibi olarak paramparça ayrıştırılmaya doğru sürüklenmek isteniyor... Aynı kültürden, aynı inançtan olan kardeş insanları, sözde demokrasi safsatalarıyla birbirinden koparılıp, aralarına sınırlar çizilmek isteniyor ya, işte onun için Kıbrıs Rum kesiminde istenilen "barış" gibi, bu zül duruma bir son vermeye, aynı Papa, hani bir el atsa diyoruz...


*Yine İsrail'in Kıbrıs'ta "Türk işgalinin bitmesi..." yönünde bir talepleri varmış. İyi de adama sormazlar mı?.. Senin o coğrafyada yıllardır, estirdiğin tedhiş, vahşet, katliam da neyin nesi oluyor?!.. Kurulduğun günden beri, Filistin, Gazze işgal altında değil mi? Bütün bu fırtınalarla birlikte insanın insana reva gördüğü zulmün parçası kim? Ayrıca "Vadedilmiş Topraklar" bahanesiyle Irak'a kadar uzanan ve genişletilerek tüm coğrafyada gizlice sürdürdüğünüz faaliyetlere ne demeli?


Kısaca demem o ki... Papa'nın Rum kesimine ziyaretleri bir tesadüf mü?.. Zira Kıbrıs Barış Harekatı'nı Mehmetçiklerimiz gerçekleştirdiğinden bu yana bir tek kişinin burnu dahi kanamadan iki ayrı toplum huzur içinde yaşamlarını sürdürmektedirler! O halde neyin barışını tesis etmeye düştüler?


Papa, bir zahmet Irak, Afganistan ve Filistin'e de ziyaret düzenlerse şayet, işte o zaman gerçekten "barış" için gayretler gösteriliyor deriz! Ama ne yazık ki, barış olan yerde huzursuzluk çıkarmak için yıllardır, harıl harıl gayretler sürdürülüyor... Hem ortada olan bir gerçeğin kanımca gözardı edildiğine de dikkat çekmekte fayda olacağına inanıyorum. Nedir o gerçek? Kıbrıs'ta iki ayrı ve bambaşka dünyaların insanları yaşıyor. Dili, inancı, kültürü vs. gibi insanları biribirine bağlayan pek çok unsurlar! Peki, nasıl olurda bu insanları, ila nihayet birarada yaşayacaksın diye zorlamaya tâbi tutuluyor? Diğer yandan Müslüman coğrafyasında binlerce yıl birarada yaşamış halkları ise biribirine düşürerek, boğazlatanlar kimler?!..

Görünen köy kılavuz istemez...


Sevgi ve saygılarımla!

28 Şubat 2010 Pazar

18 Yıl Önce...














"Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez." Mâide Sûresi, 51. Ayet


"Yazı-tura ile yapılan vahşi infaz
Yer: Azerbaycan, Hocalı 26 Subat 1992

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars’ta, Ağrı’da, Van’da, Erzurum’da da ataları oynamıştı. Onlardan duymuşlardı. Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı. Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı.


Karnını yardılar

- Akçik, manç (Kız mı, oğlan mı?)
- Akçik (Kız).
Bu cevap üzerine ’oğlan’ diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı. Kan bürümüş gözleri bebeğın kasıklarına kilitlendi.
- Tun sahetsar, inger (Sen kazandın, yoldaş).
- Yes sahetsapayts ays bubriki inç bes bidigisdana (Ben kazandım, ama bu bebek nasıl beslenecek?).
- Mayrıgi bedge gısdatsine (Annesi besleyecek elbette).
Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:
- Mayrıg yerahayın zizdur (Çocuğa meme ver).


Kesik başla futbol

Aynı dakikalarda Hocalı’nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi. Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:

- Asixn ma, çimi yev bizdige, aveg gındırnadabidi. Gidiresek (Bu hem saçsız, hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın). Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa, başı da orta yere düşmüştü. Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalısıyordu.


Bu iki olay Hocalı’da bundan çok değil yalnızca 18 yıl önce yasandı. Her iki olay da Ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır. Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri, türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar, katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu." Yeniçağ Gazetesi, 25 Şubat 2010


Gözü dönmüş azgın ve şımartılmış Ermeni askerleri, 25 Şubat 1992’de kadın ve çocuk demeden yüzlerce Azerbaycanlıyı vahşice katletti!!! Dün olduğu gibi bugün de tarih sayfaları, ne yazık ki bir kez daha katliama sahne oldu! "HOCALI" insanlık adına UTANÇ ve KARA bir leke olarak vicdanları kanatmaya devam ediyor...

Sevgi ve saygılarımla!