vatikan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vatikan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2015 Perşembe

Timsah Gözyaşı...




"BODRUM’dan yasa dışı yollarla Yunanistan’a geçmek için iki saat arayla denize açılan  iki ayrı lastik bot battı. 5’i çocuk  toplam 12 kişi öldü.
3 yaşındaki Aylan ve 5 yaşındaki Galip kardeşlerin kıyıya vuran minik bedenler.." 2 Eylül 2015



İki gün önce "Dünya Barış Günü" kutlandı... 

Vay be... "Dünya Barış Günü"ymüş... Ne barış'ı... 

"Dünya Cinayet Günü" demek daha uygun...

Ve de cinayetlere ortak Suç'lu Milletler (BM)...


"Eyyy Birleşmiş Milletler!.. Siz şimdi "durum tespiti"ni filan bırakın da asli görevinizi yapın... Sorunların temeline inerek "bu insanlar niye koloniler halinde göçüyorlar?" sorularıyla bağlı olduğunuz güçlerin suçlarını bir bir  sayın dökün... Dolayısıyla asıl durum tespiti böyle olur!!!" 26 Ağustos 2015
http://www.tulaygurdal.com/2015/08/hallac-pamugu-gibi-attnz-be.html


Dolayısıyla, Bodrum'da kıyıya vuran Minik Aylan'ın ölümünden sorumlu olanlar ortada...

Bu cinayeti işleyen katilleri hepimiz çok iyi biliyoruz!









Eyyy... Angelina JOLİE!

 Suriye’deki savaş nedeniyle öksüz ve yetim kalan çocuklar için hani  "gözyaşlarına boğulduğu"n iddia ediliyor ya...

Hani oraya buraya "iyilik meleği" olarak zıplıyorsun ya...

Hani Vietnam, Kamboçya ve Etiyopya’dan evlat edindin ya...

Hani "gözü yaşlı", yüreği çocuk "seven" bir anne "şefkat"ine büründün ya...

Dahası... hani BM'nin "Barış elçisi"ydin ya...

N'oldu?

Neredesin?

Ve... 

Eyyy... Vatikan!

Sesi soluğu çıkmayan PAPA!

Neredesiniz?!

Dolayısıyla...

Hepiniz timsah gözyaşı döküyorsunuz!!!

Hepinizin eli kanlı, hepiniz sahtekarsınız be...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

2 Aralık 2014 Salı

Sözüm Papa'ya




Papa kısaca sözde "din" adamı değil midir?.. Zira biz sade halk öyle biliyoruz... Ancak gel gör ki durum hiç de öyle değil. Zira Vatikan ve Papa, dünya üzerindeki sömürü düzeninin önemli bir parçası... Dolayısıyla dünya siyasetinin önemli bir unsuru konumunda...

Hal böyleyken...

 Hıristiyan aleminin Ruhani Lideri ve adı çocuk tecavüzleriyle ünlenen Vatikan’ın Devlet Başkanı Papa Francesco, Türkiye'ye geldi..

O halde Papa bir "din" adamı ise:

Türkiye'ye gelir gelmez ayağının tozuyla bakınız, hangi konular üzerinde duruyor;

TÜRKİYE ziyaretinde Papa Francesco, "İstanbul’daki etkinliklerine, bir süre önce kendisini Vatikan’da ziyaret eden Kırklar Meclisi üyesi, Diyarbakır Sur İlçesi Belediye eski Başkanı Abdullah Demirbaş’ı da davet etti."

Bu ne?

Yine,

Papa Türkiye gezisi dönüşü, "Ermenistan ile Türkiye arasındaki sınırların açılması çağrısını yaptı."

Sana ne?

Dahası...

 "Rencide olan birden fazla Müslüman 'Bunlar bizden değil, Kur' lahza bir barış eseridir" dedikten sonra "Nasıl ki 'tüm Hıristiyanlar kökten dinci' diyemiyorsak 'tüm Müslümanlar terörist' de diyemeyiz" demiş.

E, yuh yani... 

Hıristiyanların aşırısı "kökten dinci" oluyor, Müslümanların aşırısı "terörist" oluyor, öyle mi?

Bu çifte standart niye?

O "terörist" dediğin, kendi adamlarınız...  hatta seni "Papa"lığa taşıyan küresel çetelerin ta kendisi, bu bir! Dünyanın "jandarma"lığına soyunarak mazlum milletleri perişan eden bu çeteler, dünyayı ahlaken, vicdanen kirleterek çıkarları için yapmadıkları şeytanlık kalmadı, bu iki! Bu güçlerin bir aracı haline dönüşen Vatikan ve de dolayısıyla PAPA, coğrafyamızı karıştırarak  kirletenlerle siyasi güç birliği sergiliyor, bu üç! Tarihin her döneminde kilise, dolayısıyla ruhban sınıfı tiranlar ve egemen güçlerle birlik olmuş, insanlar arasında zümre farkı yaratarak onların "din" duygularını sömürmüş... Ve tıpkı bugün olduğu üzere yeryüzünde, "Tanrı'nın kurumsal merkezi" haline dönüştürülmüş VATİKAN gibi,  bu da dört! 

Dolayısıyla...

Papa, senin görevin; insanlara doğruluğu, güzelliği, iyiliği, sevgiyi, saygıyı dürüstlüğü, çalışkanlığı  aşılamak değil midir?

Senin siyasetle işin ne? 

Sana ne, Türkiye'deki "açılım"dan? 

Sana ne, Türkiye'nin siyasi kararlarından? 

Sen kimsin?

Senin yapman gereken, seni Papa'lığa getiren hamilerin tarafından vahşice öldürülen ve  katledilen insanları korumak, kollamak.. Allah yolunda olan kim olursa olsun, bu vahşetlere seyirci kalmaz, kalamaz!



Bak  senin efendilerinin senaryoları gereği, hani Hz. Peygamberimize ve İslâm dinine dil uzatılmıştı ya..   İşte Sevgili Peygamberimizden,  senin yapman gerekenleri, -yani görevlerini hatırlatacak- çok değil sadece  vereceğim  o iki sözüyle özetleyeyim:

Ne diyor, Hz. Muhammed?

"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." 

"Komşusu açken tok yatan bizden değildir."


İşte bu..

Anlayacağın oraya buraya gidiyorsun ya.. İşte bu felsefe üzerinde vaaz vereceksin! Ve dünyayı kasıp kavuran o "efendi"lerine de bunları yapmamalarını söyleyeceksin! Din adamı bunları yapar.. Tabii gerçek Allah adamı, gerçek din adamı için bu sözler...

O sebeple.. üzerine üniforma giyip, boynuna dinsel semboller asarak olmuyor bu işler... 

Hani ortalık kan gölü, hani ortalık vahşetten geçilmiyor... Bu durumu yok edecek, iyileştirecek, en azından insanların gözünü açacak söz ve eylemlerden hangisini yapıyorsun?

Vatikan "çocuk tacizi" ile çalkanalanıyor... 

Dolayısıyla...  hangi dinden, hangi ahlâktan, hangi insanlıktan, hangi vicdandan  bahsediyorsun PAPA'Z?

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

16 Mart 2013 Cumartesi

Vay Be..!



















Yeni Papa'nın seçildiğini, "Sistine Şapeli"den tüten beyaz dumanla Katolik dünyasına duyuruldu.

Duyuruldu duyurulmasına da, aman Allah'ım... Vatikan'da dönen pisliklerin kokuları öyle "Sistine Şapeli"deki çıkan beyaz dumanla ak'lanamayacak kadar zifiri...


Uff!!!

"Papa'nın istifa"sının arkasındaki nedenler, Vatikan’daki seks, şantaj ve kara para skandallarının etkili olduğu yönündeki ciddi iddialar.


Aman efendim, Vatikan'da "4550 suç dosyası", "17 bin çocuğa taciz", "2,5 milyar doların üzerinde"ki tazminat davaları iddialarıyla ortalık  kokudan geçilmiyor...


22 Şubat 2013 tarihli "La Republica gazetesinin ele geçirdiği belgelere göre Papa, Vatikan içinde eşcinsel şebekesi kurulduğunu ve şebekenin ağına düşen din adamlarına şantaj yapıldığını öğrenince istifa etti"ği dünyaya ilan edildi.

Vah vah...

Ortadaki lobi savaşları aleni deşifre edildi...

"İstifa eden Papa"nın Amerika tarafından ifadeye çağrılacağı ortaya döküldü...

İnanılır gibi değil...

"Vatikan'dan çocuk cesetleri çıkacak" Aytunç Altındal


Gözün aydın çiçeği burnunda Arjantinli Kardinal Jorge Mario Bergoglio, Katolik dünyasının yeni lideri Papa! Ortaya atılan iddialara göre senin de dosyan bir hayli kabarıkmış... :)

Anlaşılan o ki... Bu kabarık dosya tozlu raf'larda çoktan yerini almış bile...

E artık...

Bundan böyle rotan; "din" değil, seni oraya getiren "efendi"lerinin talimatı...

Aksi halde akıbetin, apar topar ya istifa, ya da bilmem nasıl denir, "havadan düşecek bir yastıkla..."

:)

Son bir not daha düşelim hemen:

Bu durumda, Vatikan'dan yükselen duman;

Bence PEMBE olmalıydı  PEMBEEE...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

11 Mart 2013 Pazartesi

Papa İstifasını Kime Sundu Acaba?
















"Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 16'ncı Benedikt, görevde bulunduğu sekiz yıl boyunca "Vatileaks" adlı köstebek skandalı, Katolik kilisesindeki çocuk istismarı iddiaları ve Vatikan Bankası'na yönelik kara para aklma ithamları gibi sorunlarla uğraştı." Şubat, 2013



Papanın istifası yönündeki çeşitli söylentilerle ilgili haberleri günlerce basından takip ettik...

O halde...

Papa'lık bir makam mıdır?

Yoksa ruhani lider midir?


Şüphesiz ki bu sorunun yanıtı "ruhani"... Ancak görüldüğü üzere papa istifa (ki bu durum tarihte 2. kez oluyor) ediyor ya da ettiriliyor.

Kim bilir?..

Artık ne hesaplar yapıldı, hangi entrikalar döndü orası bilinmez.. Ama bilinen tek gerçek; din duygularının sömürülme gerçeği olsa gerek.


Ortaçağ döneminde halkın hem felsefe yönünden cahil bırakılması, hem de din bilgisi zayıf olması kilise açısından bu durum, sömürü düzeni olarak bulunmaz bir araçtır. Zira o dönemde insanlar dinlerini tam olarak öğrenirlerse kilisenin saçma sapan uygulamalarını sorgulayacak, sorguladıkça da uygulamaları reddedeceklerdir.

O sebeple...

"Kilise 1521 de Martin Luther İncil’i ilk kez bir ulusal dile ,Almanca'ya çevirene kadar onun hiçbir ulusal dile çevrilmesine izin vermedi. Martin Luther de bir papazdır ama kilisenin saçmalıklarına tahammül edememiş ve yayınladığı bir bildiri ile kilisenin bir çok saçma uygulamasına karşı çıkmış ve bunların İncil de yeri olmadığını ilan etmiştir.

Hıristiyanlar bu zamana kadar aslı Grekçe olan İncil’i kendi dillerinde okuyamazlar, sadece papaz ve rahiplerin anlattıklarını bilirler ve öyle inanırlardı. İncil’in dilini öğrenmek sadece ruhban sınıfına tanınmış bir ayrıcalıktı. " İnternet üzerinden alıntıdır.


Öte yandan Rus yazar Lev N. Tolstoy'un düşüncesi tüm bu olanlara net bir açıklama getiriyor:


"Kilise, yalanları Tanrı'ya doğrulatan kurumun adıdır. Bu işi Tanrı'ya dayanarak yapar. Kilisenin en büyük özelliği yanılmaz olarak kabul edilmesidir. Kiliseye mensup insanlar da kendilerini yanılmaz gördüğü için ne kadar hata ederse etsin bunda diretirler. Kilise, Tanrı'nın kitabını doğru olarak anlamının Tanrı'nın seçtiği insanların söylediklerine uymakla mümkün olacağı düşüncesinden doğmuştur. Seçkin olduğunu iddia eden bu grup zamanla yetkilerini başka bir gruba devreder. Böylece bu gurup da seçkin olmuş olur. Tanrı'nın kitabını sözde sadece bu insanlar doğru anlar. Bunun böyle olduğuna hem kendileri, hem de başkaları inanır. Bu işi Tanrı'dan devraldıklarını söylerler. Böylece, kiliseye mensup olan kişiler Tanrı'nın öğrencileri sayılırlar."


Diyeceğim... Tolstoy'un düşünceleri bugünün "Vatikan"ını aleni ifşa etmekte olduğu gerçeğidir. Zira ne diyor, Tolstoy:


"İnsanlar eskiden kendi iradeleriyle seçtikleri adama boyun eğiyorlardı. Şimdi kendi seçtikleri bir adama değil rastgele birine boyun eğiyorlar. Bu yöntem daha gizli çünkü, artık soyulanlar vergiler, özellikler de aracısız vergiler yüzünden soyguncuların yüzlerini görmüyorlar. Bu yöntem daha yaygın çünkü. Hıristiyan milletler yalnızca kendi adamlarını soymakla kalmayıp bir sürü yöntemlerle, özellikle de Hıristiyanlığı yaymak bahanesiyle, bütün yabancı milletleri soyuyorlar. Şimdi bu yeni yöntem, kamu ve devlet borçları sistemi sayesinde daha yaygın bir duruma geliyor. Şimdi yalnızca yaşayan insanlar değil, gelecek nesiller de soyuluyor. Bu soyguncular kutsal kişiler olduğu ve insanlar onlara karşı gelmeyi göze alamadıkları için bu yöntem daha sürekli ve kalıcı oluyor."


Sahi, ne diyordum?

Vatikan'dan şok haber... Hıristiyan alemi sarsıldı!

Papa İSTİFA ETTİ!

:)

Papa 16. Benedikt'in yerine geçebilecek isimler arasında gösterilen Kardinal...

:)

Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Kilise Dini...
















"Katolik Kilisesinin İspanya'nın başkenti Madrid'de 16-21 Ağustos tarihlerinde organize ettiği ve yarın Papa 16. Benediktus'un da katılacağı ''Dünya Gençlik Günleri'' için İspanyol hükümetinin kamu bütçesinden yaptığı 25 milyon avroya yakın harcamayı protesto etmek için yaklaşık 5 bin kişi Madrid'in merkezinde gösteri yaptı.


Protesto eden "laik gruplar ise ''Burası Papa'nın evi değil'', ''Laik devlet'', ''Daha az din daha fazla eğitim'', ''Tanrı'ya evet kiliseye hayır'' diye bağırdı.

Gösteri boyunca açılan pankartlarda da, ''Buna demokrasi diyorlar ama değil'', ''Vatikan'ı kapatın. Papa'ya hayır'', ''Hristiyanlara evet Vatikan'a hayır'', ''Benim vergilerimle Papa'ya hayır'' şeklinde ifadeler dikkat çekti."17.08.2011


"İnsan sürekli olarak kutsallar kullanılarak aldatılmaya açık bir varlıktır. Bu bağlamda, ortaçağ feodalizm en yakın örnektir ki, kilise vahşeti "haçlı Emperyalizmini üretmiştir."

Emperyalizm, bu pratikte görmüştür ki, din olgusu "kitleler üzerinde egemenleşecek sömürü odaklarının" en önemli silahıdır." Eren ERDEM, Abdestli Kapitalizm


Tolstoy, konu üzerinden düşüncelerini yazmış olduğu bir hikayede, durumu şöyle anlatıyor:


İnsanlar, birisinin kendisini soymasına ses çıkarmıyorlar. Soyguncunun rahat rahat insanları soyabilmesi için onun kiliseye gitmesi, başına bir şapka geçirmesi vücudunu zeytin yağı ile yağlaması. Tanrı ve İsa adına yağlanan bu adamı kutsal kişi ilan edilmesi. Böylece kutsal sayılan bu soyguncu insanları istediği gibi soyuyor.

Tabii bu işi yalnız yapmıyor, yardımcıları, yardımcılarının yardımcıları halkı soymada ona yardım ediyorlar. Ayrıca kimi yerlerde, çalışmayan azınlık, yasalar çıkararak, yağlanmadan da çalışan çoğunluğu soyabiliyor. Böylece soygunculuk tıpkı yağlananların ülkesinde olduğu gibi, yağlanmayanların ülkesinde de sürüp gidiyor.


Yaygın olarak soyulanlar vergiler, özellikle de aracısız vergiler yüzünden soyguncuların yüzlerini görmüyorlar. Hıristiyan milletler yalnızca kendi adamlarını soymakla kalmayıp bir sürü yöntemlerle, özellikle de Hıristiyanlığı yaymak bahanesiyle, bütün yabancı milletleri soyuyorlar. Şimdi bu yeni yöntem, kamu ve devlet borçları sistemi sayesinde daha yaygın bir duruma geliyor.

Şimdi yalnızca yaşayan insanlar değil, gelecek nesiller de soyuluyor. Bu soyguncular kutsal kişiler olduğu ve insanlar onlara karşı gelmeyi göze alamadıkları için bu yöntem daha sürekli ve kalıcı oluyor. Baş soyguncu bir defa zeytinyağı ile kalıcı oluyor. Baş soyguncu bir defa zeytinyağı ile yağlandı mı insanları istediği zaman, istediği kadar soyabiliyor.

Bu arada DHA'nın haberine göre;

"16 Nisan 1927’de babasının yoksulluktan kurtulmanın tek yolunun manastır olduğunu söylemesi üzerine manastıra giren -ve "84 yıldır dışarıya çıkmayan"- rahibe Teresita, Cuma günü Papa’yı dinlemek üzere Madrid’e yapacağı yolculuk sırasında dünyayı görüp kötülüklerden etkilenmemek için gözlerini kapalı tutacak."

Tolstoy'un konu üzerindeki görüşlerine izninizle devam edelim:


"-"Kilise" dediğinde ne biçim şey?
-Kilise, yalanları Tanrı'ya doğrulatan kurumun aklıdır. Bu işi Tanrı'ya dayanarak ve, "Tanrım bu şey doğrudur" diyerek yapar. Kilisenin en büyük özelliği yanılmaz olarak kabul edilmesidir. Kiliseye mensup insanlar da kendilerini yanılmaz gördüğü için ne kadar hata ederse etsin bunda diretirler.

Kilise, Tanrı'nın kitabını doğru olarak anlamasının, Tanrı'nın seçtiği insanların söylediklerine uymakla mümkün olacağı düşüncesinden doğmuştur. Seçkin olduğunu iddia eden bu grup zamanla yetkilerini başka bir gruba devreder. Böylece bu grup da seçkin olmuş olur. Tanrı'nın kitabını sözde sadece bu insanlar doğru anlar. Bunun böyle olduğuna hem kendileri, hem de başkaları inanır. Bu işi Tanrı'dan devraldıklarını söylerler."


"Onlar kendilerini Tanrı kitabının biricik yorumcuları görüyor, insanları da buna inandırıyor, böylece insanların kaderini belirleyen en yüce kurum oluyorlar."

Ve...

"Ziyaret dolayısıyla Madrid’e gelecek dindarlar için kentin hemen dışında 48 futbol sahası büyüklüğünde bir alan açıldı.

Papa’yı görmek isteyen milyonlarca Hıristiyan’ın çadırlar kurarak beklediği alana ayrıca günah çıkarma kabinleri kuruldu. 200 kabinde 30 ayrı ülkeden, 30 farklı dil konuşan yüzlerce rahip günah çıkaracak." DHA


Anlayacağınız, ruhban sınıfı Hıristiyanlar bu vesileyle "GÜNAH ÇIKARMA"yı da ihmal etmedi...

Demem o ki...

Kilise dinini İslam dini içerisine yerleştirmeye çalışanlara...

De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin." Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun, biz müslümanlarız." Âl-i İmrân Sûresi, 64. Ayet

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

6 Haziran 2010 Pazar

İşaret Edilen Hangi "Barış"?















"Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının." Maide Sûresi, 57. Ayet


Vatikan'ın İsrail'in insani yardım konvoyuna saldırmasına ilişkin açıklaması:

"İnsanların yaşamlarını yitirmesinden sözetmek acı verici. Durum Vatikan tarafından dikkat ve kaygıyla takip ediliyor" dedi. Peder Federico Lombardi ayrıca, "Vatikan her zaman, nereden geliyorsa gelsin, suç işlenmesinin karşısında durmuştur. Çünkü her zaman kalıcı barışçıl çözümlerin bulunmasını zorlaştırır" dedi. Lombardi ayrıca Papa 16. Benedict'in önümüzdeki günlerde yapacağı Kıbrıs Rum kesimi seyahatini hatırlatarak, "Kendisi orada da barışı işaret edecektir" dedi. 31.05.2010, Vatan

Peki bugün ne oldu? Yine Vatan'ın haberine göre; "Rum Fileleftheros gazetesi de, İsrail’de yayımlanan "Jerusalem Post" gazetesine dayandırdığı haberinde, Gazze’ye giden gemilerin ardından, İsrail’den de Kıbrıs Rum Kesimi’ne yönelik bir gemi filosunun yola çıkacağını, filonun vermeyi amaçladığı mesajın Kıbrıs’taki "sözde Türk işgalinin sona ermesi" şeklinde olacağını yazdı... 06.06.2010


Şimdi bu haberler üzerinde bizim de sormak ve yorumlamak istediğimiz önemli noktalar olacaktır:

*"Vatikan her zaman, nereden geliyorsa gelsin, suç işlenmesinin karşısında durmuştur..."
O halde Vatikan, gerçekten bu ifadelerinin arkasında duruyor mu, yoksa işlerine geldiği gibi Vatikan merkezli siyasi politikalarının sürdürülmesi yönünde davranışlar sergilediklerini mi ima ediyor?! Hemen bir örnekle sorumuzu açıklığa kavuşturalım:


Müslüman coğrafyanın tek tek işgali, Vatikan'ı nasıl (Dinlerin mesajı insanları zulmün karanlığından kurtarmak ve ilahi hakikati yeryüzünde muteber kılmaktır. 01.06.2010 Basın Toplantısı, Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU Diyanet İşleri Başkanı) ve hangi alanda ilgilendiriyor? Irak'ı işgal eden Haçlı emperyalist güçlerin insalık dışı davranışlarıyla birlikte, 1,5 milyon masum Müslüman Irak halkının katledilmesine karşı hangi tedbirleri aldılar ve ne yaptılar?


*"Kalıcı barışçıl çözümler"den bahsederek, sebebi ziyaretlerini belki de bu ifadeyle örtüştürme bahenesiyle Papa 16. Benedik, Kıbrıs Rum kesimine 4-6 Haziran tarihleri arasında ziyarette bulunuyorlarmış... Acaba Irak'a da aynı niyetler çerçevesinde geçmişte bir ziyaret düzenlediler mi?.. Bundan sonrası için bu doğrultuda bir ziyaret gerçekleştirmeyi düşünürler mi?

Zira Irak halkı, aynı coğrafyanın sahibi olarak paramparça ayrıştırılmaya doğru sürüklenmek isteniyor... Aynı kültürden, aynı inançtan olan kardeş insanları, sözde demokrasi safsatalarıyla birbirinden koparılıp, aralarına sınırlar çizilmek isteniyor ya, işte onun için Kıbrıs Rum kesiminde istenilen "barış" gibi, bu zül duruma bir son vermeye, aynı Papa, hani bir el atsa diyoruz...


*Yine İsrail'in Kıbrıs'ta "Türk işgalinin bitmesi..." yönünde bir talepleri varmış. İyi de adama sormazlar mı?.. Senin o coğrafyada yıllardır, estirdiğin tedhiş, vahşet, katliam da neyin nesi oluyor?!.. Kurulduğun günden beri, Filistin, Gazze işgal altında değil mi? Bütün bu fırtınalarla birlikte insanın insana reva gördüğü zulmün parçası kim? Ayrıca "Vadedilmiş Topraklar" bahanesiyle Irak'a kadar uzanan ve genişletilerek tüm coğrafyada gizlice sürdürdüğünüz faaliyetlere ne demeli?


Kısaca demem o ki... Papa'nın Rum kesimine ziyaretleri bir tesadüf mü?.. Zira Kıbrıs Barış Harekatı'nı Mehmetçiklerimiz gerçekleştirdiğinden bu yana bir tek kişinin burnu dahi kanamadan iki ayrı toplum huzur içinde yaşamlarını sürdürmektedirler! O halde neyin barışını tesis etmeye düştüler?


Papa, bir zahmet Irak, Afganistan ve Filistin'e de ziyaret düzenlerse şayet, işte o zaman gerçekten "barış" için gayretler gösteriliyor deriz! Ama ne yazık ki, barış olan yerde huzursuzluk çıkarmak için yıllardır, harıl harıl gayretler sürdürülüyor... Hem ortada olan bir gerçeğin kanımca gözardı edildiğine de dikkat çekmekte fayda olacağına inanıyorum. Nedir o gerçek? Kıbrıs'ta iki ayrı ve bambaşka dünyaların insanları yaşıyor. Dili, inancı, kültürü vs. gibi insanları biribirine bağlayan pek çok unsurlar! Peki, nasıl olurda bu insanları, ila nihayet birarada yaşayacaksın diye zorlamaya tâbi tutuluyor? Diğer yandan Müslüman coğrafyasında binlerce yıl birarada yaşamış halkları ise biribirine düşürerek, boğazlatanlar kimler?!..

Görünen köy kılavuz istemez...


Sevgi ve saygılarımla!