Papa'nın Madrid gezisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Papa'nın Madrid gezisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2012 Çarşamba

Adaletin Bu mu Dünya?

















"Ey iman edenler! Şu bir gerçek ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, halkın mallarını haksız yollarla tıka basa yerler ve Allah’ın yolundan geri çevirirler . Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele."
Tevbe Sûresi, 34. Ayet


"O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, "İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı"! denilecek." Tevbe Sûresi, 35. Ayet


Dün okuduğum bir haberden yola çıkarak, hem haberin vehametine, hem de hırslarından arınmış, sorumluluğu ciddi anlamda devlet yönetmek olanlara vurgu yapmak istedim.


"İspanya’da hızla büyüyen borç krizinin piyasalarda yarattığı endişe, Kral Juan Carlos’un gizli fil avıyla tavan yaptı. Carlos’un "Gençlerin işşizlik oranındaki artış nedeniyle uyuyamıyorum" yorumundan birkaç hafta sonra Botsvana’da yaklaşık 90 bin Euro’luk fil avına gitmesi büyük kriz yarattı.

(...)

Kral Juan Carlos, Botsvana’da düşüp kalçasını kırdı. Madrid’de ameliyat olmasından dolayı yapılan resmi açıklamayla ava gittiği anlaşılan Kral Juan Carlos, İspanyol basınının öncelikli gündemi oldu. İspanya basını safarinin sorumsuzluk olduğunu belirtirken, El Mundo gazetesi kralın safari gezisini "Çok kötü zamanlanmış sorumsuz bir yolculuk" başlığıyla okuyucularına duyurdu. Gazetede, "Monarşi’nin Afrika’da fil avı şovu, bir çok İspanyol krizle boğuşurken kötü bir örnek olmuştur" yorumuna yer verdi." 17 Nisan 2012, Hürriyet




Dünya nüfusunun yarısı açken, birileri insanların çeşitli yöndeki zaafiyetini tespit ediyor; ve üzerinden bir şekilde yararlanıp, sömürü düzeni kurarak gününü gün ediyor.


Ülkeleri yöneten devlet adamlarının zaruret olarak baş uçlarında bulundurması gereken kitaplardan iki yazar:

Birisi Lev N. Tolstoy, diğeri de Fiyodor M. Dostoyevski'dir.


İnsanın ruhunu ve vicdanını dinlemesi, kontrol etmesi için gerekli olanlar bu ikisinde.



Dostoyevski eserlerinde insanları rahatsız eden ahlâki, dinsel, siyasal konuları etkileyici olarak işlemiştir. Zira "gözlemlerinin keskinliği, ayıntılara verdiği önem, karmakarışık yaşamından çıkardığı sağlam karakterleri" romanlarına aktarabilmiş dünyaca ünlü bir yazardır.


"İnsanoğlu kendini feda etmekte bulduğu mutluluğu başka hiçbir şeyde bulamaz." diyor, Dostoyevski. Düşünebiliyor musunuz, bir devlet adamının kendisini feda edecek kadar halkı için çalıştığını..


"İnsanın ruhunu yücelten bir acı, ucuz bir mutluluktan evladır."

"Bir ağacın önünden onu sevmeden, onun var oluşundan mutluluk duymadan geçilebileceğini aklım almıyor."

"İnsanın kendisinden yüz çevirmeye, dünyada olup bitenleri görmemezlikten gelmeye hakkı yoktur."

"Bir insan umudunu yitirir ve amaçsız kalırsa, sırf can sıkıntısı bile onu bir hayvana çevirebilir."


Tolstoy eserlerinde, insanlık meselelerine dikkat çekerek, kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını yansıtmıştır. Yazarlığının yanında bir filozof bir eğitimci olarak da dünyaca tanınmıştır.


"İşçinin hakkını alnının teri kurumadan veriniz."

"Mutluluğu ihtiraslarda değil kendi yüreğinizde arayın."

"İktidar, ancak onu eğilip alabilme cesaretini gösterenlere verilir."


"Başkaları için kendinizi unutun o zaman sizi de hatırlayacaklardır."


"Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez..."


"Sadelik, iyilik ve doğruluk olmayan yerde büyüklük yoktur."


"Sakın ahlak kurallarını çiğnemeyin çünkü öcünü çabuk alır."


Tıpkı İspanya Kralı Juan Carlos'un "mutluluğu ihtiraslarında arayıp, ahlak kuralını çiğnediği" gibi...



O halde her günün sonunda sorumluluk sahibi herkes birkaç sayfa bunlardan okumalı. Halkını anlamak, onlardan birisi olmak ve de duygularını tartabilmek için...


Zira hayat bu hırslara değmeyecek kadar son derece kıymetli.


Sevgi ve saygılarımla!



Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (A.S.)

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Kilise Dini...
















"Katolik Kilisesinin İspanya'nın başkenti Madrid'de 16-21 Ağustos tarihlerinde organize ettiği ve yarın Papa 16. Benediktus'un da katılacağı ''Dünya Gençlik Günleri'' için İspanyol hükümetinin kamu bütçesinden yaptığı 25 milyon avroya yakın harcamayı protesto etmek için yaklaşık 5 bin kişi Madrid'in merkezinde gösteri yaptı.


Protesto eden "laik gruplar ise ''Burası Papa'nın evi değil'', ''Laik devlet'', ''Daha az din daha fazla eğitim'', ''Tanrı'ya evet kiliseye hayır'' diye bağırdı.

Gösteri boyunca açılan pankartlarda da, ''Buna demokrasi diyorlar ama değil'', ''Vatikan'ı kapatın. Papa'ya hayır'', ''Hristiyanlara evet Vatikan'a hayır'', ''Benim vergilerimle Papa'ya hayır'' şeklinde ifadeler dikkat çekti."17.08.2011


"İnsan sürekli olarak kutsallar kullanılarak aldatılmaya açık bir varlıktır. Bu bağlamda, ortaçağ feodalizm en yakın örnektir ki, kilise vahşeti "haçlı Emperyalizmini üretmiştir."

Emperyalizm, bu pratikte görmüştür ki, din olgusu "kitleler üzerinde egemenleşecek sömürü odaklarının" en önemli silahıdır." Eren ERDEM, Abdestli Kapitalizm


Tolstoy, konu üzerinden düşüncelerini yazmış olduğu bir hikayede, durumu şöyle anlatıyor:


İnsanlar, birisinin kendisini soymasına ses çıkarmıyorlar. Soyguncunun rahat rahat insanları soyabilmesi için onun kiliseye gitmesi, başına bir şapka geçirmesi vücudunu zeytin yağı ile yağlaması. Tanrı ve İsa adına yağlanan bu adamı kutsal kişi ilan edilmesi. Böylece kutsal sayılan bu soyguncu insanları istediği gibi soyuyor.

Tabii bu işi yalnız yapmıyor, yardımcıları, yardımcılarının yardımcıları halkı soymada ona yardım ediyorlar. Ayrıca kimi yerlerde, çalışmayan azınlık, yasalar çıkararak, yağlanmadan da çalışan çoğunluğu soyabiliyor. Böylece soygunculuk tıpkı yağlananların ülkesinde olduğu gibi, yağlanmayanların ülkesinde de sürüp gidiyor.


Yaygın olarak soyulanlar vergiler, özellikle de aracısız vergiler yüzünden soyguncuların yüzlerini görmüyorlar. Hıristiyan milletler yalnızca kendi adamlarını soymakla kalmayıp bir sürü yöntemlerle, özellikle de Hıristiyanlığı yaymak bahanesiyle, bütün yabancı milletleri soyuyorlar. Şimdi bu yeni yöntem, kamu ve devlet borçları sistemi sayesinde daha yaygın bir duruma geliyor.

Şimdi yalnızca yaşayan insanlar değil, gelecek nesiller de soyuluyor. Bu soyguncular kutsal kişiler olduğu ve insanlar onlara karşı gelmeyi göze alamadıkları için bu yöntem daha sürekli ve kalıcı oluyor. Baş soyguncu bir defa zeytinyağı ile kalıcı oluyor. Baş soyguncu bir defa zeytinyağı ile yağlandı mı insanları istediği zaman, istediği kadar soyabiliyor.

Bu arada DHA'nın haberine göre;

"16 Nisan 1927’de babasının yoksulluktan kurtulmanın tek yolunun manastır olduğunu söylemesi üzerine manastıra giren -ve "84 yıldır dışarıya çıkmayan"- rahibe Teresita, Cuma günü Papa’yı dinlemek üzere Madrid’e yapacağı yolculuk sırasında dünyayı görüp kötülüklerden etkilenmemek için gözlerini kapalı tutacak."

Tolstoy'un konu üzerindeki görüşlerine izninizle devam edelim:


"-"Kilise" dediğinde ne biçim şey?
-Kilise, yalanları Tanrı'ya doğrulatan kurumun aklıdır. Bu işi Tanrı'ya dayanarak ve, "Tanrım bu şey doğrudur" diyerek yapar. Kilisenin en büyük özelliği yanılmaz olarak kabul edilmesidir. Kiliseye mensup insanlar da kendilerini yanılmaz gördüğü için ne kadar hata ederse etsin bunda diretirler.

Kilise, Tanrı'nın kitabını doğru olarak anlamasının, Tanrı'nın seçtiği insanların söylediklerine uymakla mümkün olacağı düşüncesinden doğmuştur. Seçkin olduğunu iddia eden bu grup zamanla yetkilerini başka bir gruba devreder. Böylece bu grup da seçkin olmuş olur. Tanrı'nın kitabını sözde sadece bu insanlar doğru anlar. Bunun böyle olduğuna hem kendileri, hem de başkaları inanır. Bu işi Tanrı'dan devraldıklarını söylerler."


"Onlar kendilerini Tanrı kitabının biricik yorumcuları görüyor, insanları da buna inandırıyor, böylece insanların kaderini belirleyen en yüce kurum oluyorlar."

Ve...

"Ziyaret dolayısıyla Madrid’e gelecek dindarlar için kentin hemen dışında 48 futbol sahası büyüklüğünde bir alan açıldı.

Papa’yı görmek isteyen milyonlarca Hıristiyan’ın çadırlar kurarak beklediği alana ayrıca günah çıkarma kabinleri kuruldu. 200 kabinde 30 ayrı ülkeden, 30 farklı dil konuşan yüzlerce rahip günah çıkaracak." DHA


Anlayacağınız, ruhban sınıfı Hıristiyanlar bu vesileyle "GÜNAH ÇIKARMA"yı da ihmal etmedi...

Demem o ki...

Kilise dinini İslam dini içerisine yerleştirmeye çalışanlara...

De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah edinmesin." Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahit olun, biz müslümanlarız." Âl-i İmrân Sûresi, 64. Ayet

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)