margaret Teacher etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
margaret Teacher etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Batı'nın İslam Korkusu (!)













Dün bir televizyon kanalında emekli büyükelçi sn. Şükrü ELEKDAĞ'ı dinledim. Bir açıklamaları esnasında; Batı'nın, özellikle 11 Eylül'den sonra takip eden olaylarla birlikte, radikal İslam'dan çok korktukları ve bunun için de Türkiye'ye "Ilımlı İslam" modelini uygun gördükleri anlamında sözleri oldu. Belki bu açıklamaları çeşitli ağızlardan defalarca dinlemişizdir.


Bir defa İslamın radikali olur mu? Şayet var ise bunu kim yarattı? Herhalde İslam dini yeryüzüne gönderildiğinde, iki parça halinde değildi. Yani "Radikal İslam" ve "Ilımlı İslam" diye. İnanılmaz üzüntü ve hicap duyuyorum. Ne zamandan beri İslam dini parça, parça edilerek kutuplaştırıldı? İslamın ne radikali, ne de ılımlısı vardır, bunları yakıştıranlar Batı'nın ta kendisidir.

Gelelim "radikal" sıfatına. Afganistan'da, Rusya'ya karşı bir akım geliştirip, oralara yerleşebilmek için kendilerine bir kuvvet yaratmak ve bu doğrultuda eleman yetiştirmek, bugün de bu kişileri terörist ilan etmek kimin icadı? Yine Rusya'nın dağılmasıyla birlikte tüm dünyaya yeni bir korku ve düşman yaratmak, hatta bugünlere zemin hazırlamak için "Yeşil Kuşak" adı altında müslümanları terörist göstermeleri, kimin düzenbazlığı? İngiltere Başbakan'ı Margaret TEACHER 1990'lı yıllarda İskoçya'da düzenlenen NATO toplantısında "Düşmanı olmayan ideoloji yaşayamaz.Sovyetlerin yerine bir düşman bulmamız lazım, işte o düşman İslam olacaktır." demiştir. İşte ondan sonrasını hep birlikte yaşıyoruz.

Yine Batı çok iyi biliyor ki, Arap yarımadası ve o coğrafya üzerinde ki tüm yeraltı ve yerüstü zenginliklerini kendileri, bir şekilde ele geçiriyor ya da Irak'da olduğu gibi zorla gasp ediyor. İşte bunun karşısında, o bölgenin insanları direniyorlar. Bu direncin adı "terör" oluyor. Böyle kafa karmaşası ile tüm dünyaya, kendilerinin hazırlamış oldukları senaryoyla korku salarak, oyunlarını oynamaya devam ediyorlar. Yani insan vatanına yurduna saldırı veya işgal olduğunda eli kolu bağlı, gelenlere buyrun mu demesi gerekiyor? Vatanlarını savunmayacaklar mı? Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale Destanımızın kahramanları terörist mi olmuş oluyorlar? Bu kabul edilecek bir açıklama ve gerekçe olamaz! Kimse yaşama hakkını ve özgürlüğünü bir başkasına ya da güce teslim edemez.


Tekrar konuya dönecek olursak, İslam'ın radikali gibi saçma sapan ve bir o kadar da müslümanları aşağılayan bir tabir olamaz. Hıristiyanlığı biz katagorize edebilir miyiz? Hatta Papa'nın bu açıklamaları çıkıp şiddetle red etmesi gerekirdi. Ama Papa ayağının tozuyla gelir gelmez, Hz. Muhammed'e olmadık iftiralarla, bir din adamına yakışmayacak düşünceler içerisinde, bizlerin onurunu kırmaya devam etmiştir.


Hal böyleyken, yok radikal İslam, yok ılımlı İslam diye sıfatlarla bizlere, yön ve şekil vermeye kalkmasınlar. Bu sözler insanları birbirine düşürmekten başka bir şey değildir. Bir konuya daha dikkat çekmek isterim. Yıllardır müslüman insanlar patır patır ölürken, bombalar patlarken, yaşam alanları tarumar edilirken, bunlara hiç kimse kulak vermezken, Batı'da ufacık bir olay olsa tüm dikkatler oralara çekilip, insanlara korku ve dehşet salma politikası izleniyor. Tabii ki, dünyanın hiç bir yerinde şiddet ve can kaybı olmasın. Ama anlayamadığım yanı başımızda hergün oluk oluk kan akıyor, kimse ne oluyor diye sorgulamak istemiyor. İnsanlar camiilerde ibadet ederken toplu halde katlediliyorlar, kimsenin umurunda değil! Nerede insan hakları? Nerede Birleşmiş Milletler Cemiyeti? Nerede Avrupa Parlementosu? Nerede bayan Miterand ve diğerleri?


Amerika Başkanı George W. Bush güvenlik ve "terörle savaş" bahanesiyle ilk savaşı Afganistan'da başlattı. Burada "ya bizimlesiniz, ya teröristlerle!" diyerek tüm dünya ülkelerini kendilerinden yana olmaya zorlamıştır. Akabinde haçlı seferini başlattığını da ilan etmiştir. Taliban tarafından yasaklanan afyon ekimine ABD tarafından tekrar izin verildiğini Afganistan'da NATO yöneticiliği yapan Hikmet ÇETİN resmen açıklamıştır. ABD'nin yılda 70 milyar dolar kazandığının altını çizen bölge uzmanı gazeteci Hüsnü MAHALLİ ise "niyetlerin ne olduğu ortadadır" sözleriyle bizlerin ne anlamamız gerekliliğini düşündürmeye sevk etmiştir.

Tüm bunlar ortadayken bizler, üzerimizde oynanan oyunları iyice anlayarak, ne kutsal dinimizi ne de ayrılmaz bütünlüğümüzü gölgeleyen ve Batı'nın dışarıdan üreterek birbirimize karşı düşmanlığı hazırlayan unsurları elimizin tersiyle geri çevirerek geleceğimize, barışımıza, kardeşliğimize özgürlüğümüze ipotek konulacak her türlü senaryolardan uzak kalmamızın ŞART olduğunu bir kez daha hatırlatarak, bu millet bizim! Bu vatan bizim! Bu din de bizim! Karışmak, karıştırmak kimsenin haddine değildir! Sevgi ve saygılarımla!