17 Kasım 2011 Perşembe

"Bayan Yoh Yoh" Artık Yoh..














Sanatçımız Esin AFŞAR'ı kaybettik...


Türkiye sevdalısı ve dünyanın en genç profesörlük ünvanını alan Oktay SİNANOĞLU'nun kızkardeşi...


Sanatçı Esin AFŞAR, 1993 yılında ''Mevlana-Yunus'' ve 1995'te Atatürk şiirlerinden bestelenmiş albümlerini çıkardı.


Ve sanatını toplum için kullanan gerçek anlamda bir sanatçıydı Esin AFŞAR. Sanatçıyı son yolculuğuna uğurlarken ağabeyi Oktay SİNANOĞLU'nun verdiği mesaj onun nasıl bir insan olduğunu kısa ve net olarak özetleyecek nitelikte:


"Esin de, ben de nerede olursak öbür dünyada da olsa, ülkemiz için mücadele edeceğiz!" Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU, 17 Kasım 2011


Sanatçımız Esin AFŞAR'a Allah'tan rahmet diliyorum...


Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

16 Kasım 2011 Çarşamba

Kobay Ol'mak















"O, malının, kendisini ebedileştirdiğini sanır." Hümeze Sûresi, 3. Ayet


( Les Misérables) Sefiller... Victor Hugo'nun aynı adlı eserini bilmeyenimiz yoktur.

Ah, ne dram ama...

Hele genç bir annenin (Fantine) çocuğu -Cosette- için yaptıkları... Dişlerini bile satması...


Bu anlatılanlar aslında 19.yüzyılın insanlarını ve onların inanılmaz yaşamlarını konu ediyor... Özellikle Fransa'nın o döneme ait sosyolojik yapısını , hukukunu, ekonomisini ve siyasi yapısına dikkat çeken Victor Hugo'nun eseri, 150 yıl önce yazılmasına rağmen bugün halen büyük bir ilgiyle dünyanın hemen her diline çevrilmiş ve sayısız basıma girmiştir...


Felaketler insana neler yaptırırmış meğer...


Evet, Sefiller'in Fantine'i 19. yüzyılın sefaletini anlatadursun...


Biz şimdi 21. yüzyılın Fantaine'lerine dikkat çekelim isterseniz:


" 300 lira için kobay oldum

İlaç devlerinin Türkiye’de dört yıl içerisinde yaptıkları 716 klinik deneyde Türkleri kobay olarak kullandığı yönündeki iddia gündeme bomba gibi düştü. Para için kobaylık yapan üniversite öğrencisi G.Y., “Mecbur kaldım deneklik yapmaya. İş başına 200 ile 300 lira alıyoruz. Birçok öğrenci para için gidiyor” dedi." 16 Kasım 2011, ntvmsnbc


Pekii;


"1789 yılı ve Fransız Devrimi... Paris’teki yoksullar ayaklandı, çünkü yiyecek ekmekleri yoktu. Bu sırada Kraliçe Marie Antoinette'e mâl edilerek günümüze kadar söylendiği iddia edilen o ünlü söze de hemen değinelim; "ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler"

Bugün ise;

"Mırız Şirketler Grubu Yönetim Kurulu üyesi Akanay Mırız, Antalya’daki lüks bir otelde düzenlenen görkemli düğünde hayatını Duygu Atılgan ile birleştirdi. 1 milyon TL’ye malolan ve tarihi 11.11.2011 seçilen düğün, Antalya ve İstanbul sosyetesini buluşturdu. Düğünde havaya demet demet 200 TL'ler saçıldı" 12 Kasım 2011, Hürriyet

Demek ki içinde bulunduğumuz koşullar ve yaşamın ağırlığı karşısındaki insan, yine aynı insan; ve yine aynı duygular... En önemlisi de pervasızlar ve müsrifler yine iş başında...


Muhtemeldir ki bugün bu çelişkiyi yaşayan günümüz insanlarımız, ve özelde "demet demet 200 TL. saçan" zenginlerimizin "300 TL için kobay olan" üniversite öğrencilerinin varlıklarından hiç mi hiç haberleri yoktur...

Hem olsa bile onlarında şüphesiz ki Kraliçe Marie Antoinette gibi söyleyecek sözleri mutlaka olacaktır; mesela, "paraları yoksa döviz veya mücevherlerini kullansınlar" diyebilirler...

:)

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

13 Kasım 2011 Pazar

Bunu Yap(a)mazlar!












"Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez." Atatürk



"HAKKARİ’nin Çukurca İlçesi yakınlarında düzenlenen operasyonda öldürülen PKK’lı 17 yaşındaki Sezer Arslan’ın Muş’un Korkut İlçesi’ne bağlı İçboğaz Köyü’nde oturan ailesi taziye evinden sonra mezarına da Türk Bayrağı dikti. Direğe asılan Türk Bayrağı’nın altında yakınlarıyla birlikte dua eden ağabeyi Hamit Arslan, kandırılarak dağa çıkarılan kardeşinin intikamını PKK’dan alacağını söyledi." 5 Kasım 2011, Hürriyet

Öte yandan;

"BDP'li Pervİn Buldan, (Iğdır/Aralık) köy mezarlığına da geçerek Mehmetçiğe silah çeken vatan haini bölücülerin mezarını ziyaret etti." 8 Kasım 2011, Yeniçağ


Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sağlamış olduğu olanaklarla...


Ve en önemlisi de, Atatürk'ün "en büyük eserim" dediği Cumhuriyet'inin milletvekili sıfatıyla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bölünmez bütünlüğüne kasteden hainlerin mezarına giderek "dua eden" bu hanıma sormak isterim:


Kandırılarak dağa çıkarıldığını feryat edip mezarına Türk Bayrağı diken; vatanının ve milletinin bölünmez bütünlüğüne saldıranlara karşı meydan okuyan bu ailenin mezarına da gidip, dua ettiler mi acaba?

Şüphesiz ki bunu yap(a)mamışlardır, yap(a)mazlar da...

Zira amaçları, "üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek" de onun için!!!

Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

10 Kasım 2011 Perşembe

İmamı Âzam'dan...




















"Türk Kurtuluş ve Aydınlanma Savaşı'nın esas anlamı, bizce budur. Mustafa Kemal, Hz. Muhammed'i, yeniden, "esaret tanımamanın sembolü" ilan etti. Tıpkı İmamı Âzam gibi, İslâm'ın temel ibadetinin "zulme karşı çıkış" olduğunu dünyaya duyurdu. "Hz. Muhammed'in en büyük mucizesinin özgürlük savaşı Bedir Harbi" olduğunu da Müslümanlara duyurdu.

(...)

Gerçek şu ki emperyalistler, ezip sömürmek istedikleri toplumların direnen unsurlarını bir bir "insanlık düşmanı" gibi tanıtmakta, onları faşizmle, despotizmle, insan haklarını ihlalle, aşırı devletçilikle evrenselliğe karşı çıkmakla suçlamaktadırlar. Onca ilmine, irfanına, bütün fıkıh ekollerinin babası sayılmasına rağmen İmamı Âzam'ı işkenceler altında katletmelerinin sebebi de işte budur. Yani zulme ve zalimlere örtülü destek anlamına gelecek uşaklığa yanaşmaması...


Türk Kurtuluş Savaşı'nın öncülerini, özellikle Mustafa Kemal'i aynen böyle suçlamışlardır. Ve bugün emperyalizmle işbirliği zilletine tenezzül edenler de Mustafa Kemal'i aynı Haçlı lügati kullanarak suçlamaktadırlar. Şunu da unutmayız:

Ahzâb 57. ayete göre, "Allah'a ve Peygamber'e eziyet edenler lanetlenmişlerdir."

(...)

İmamı Âzam, Mehmet Akif ve Mustafa Kemal'de Bedir Harbi'nin yeri ve anlamı

Bu büyük benliklerin üçünde de temel düşman zulüm, üçünde de imanın temel belirişi ve temel ibadet, zulümle mücadeledir. Zulüm anabaşlığı altında şirkin her türünü (riyâkarlık, insan putlaştırma, ecdatperesetlik) sokmak zorundayız. İmamı Âzam da Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran irade de (özellikle Atatürk) bu zulüm türlerinin tümüne karşı mücadele vermiştir.

Üçü de, ibadetleri imandan bir parça görmeyen anlayışlarını, zulme karşı mücadelede kırmaktalar. Zulme karşı mücadelesi olmayan bir imanı sağlam iman saymamaktalar. Üçü de "onur ve istiklâl mücadelesi bitinceye kadar seccadeyi dürme"nin gerektiğine inanmaktalar.

Atatürk'ün, İmamı Âzam'dan âdeta miras gibi alıp benimsediği"zulme karşı mücadele" zihniyeti onu, Hz. Peygamber'in temel özelliğinin "esaret tanımama" ve temel mucizesinin de Bedir Savaşı olduğu fikrine götürmüştür. Gerçekten de Mustafa Kemal'in bu din-iman ve Peygamber anlayışı tam bir İmamı Âzam idraki sergilemektedir.

Zulme karşı çıkışın Bedir Savaşı ile irtibatlandırılması da İmamı Âzam kaynaklıdır.

(...)

İmamı Âzam'dan 13 asır sonra verilen Türk Kurtuluş ve Aydınlanma Savaşı'nın bir tür İmamı Âzam'ı olan Mehmet Akif Ersoy, Bedir Harbi ile Türk Kurtuluş Savaşı arasında iman ve zihniyet bakımından olduğu kadar, savaşı veren askerlerin kişilik yapıları ve tarihi rolleri bakımından da irtibatlar kurmuştur. Türk şiirinin en büyük ustalarından olan Akif, Çanakkale Şehitleri'ni destanlaştırdığı ölümsüz şiirinde, Çanakkale'yi geçilmez kılan Mehmetçiklerin iman ve misyonlarını şu dizelerle tanıtmıştır:


'Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor tevhidi,
Bedr'in arslanları ancak bu kadar şanlı idi.' " Yaşar Nuri ÖZTÜRK

Arapçılığa Karşı Akılcılığın Öncüsü İMAMI ÂZAM EBU HANİFE (Esas Fikirleri Gölgelenen Önder) sf: 192/194



Bugün 10 Kasım...

Büyük Atatürk'ün ölümünün 73. yıldönümü...



"Atatürk'e 'diktatör' dedi

Gazeteci Nagehan Alçı, Mustafa Kemal dönemindeki uyugulamaların, 'zalimce' olduğunu iddia etti." 3 Kasım 2011, Gazeteport



Ata'mıza "diktatör" diyen "modern" görünümlü "elit" hanıma seslenmek istiyorum:


Acaba Atamız olmasaydı, sen bugün oralarda boy gösteriyor olabilir miydin???


O dönem için; "son derece zalim bir dönem" diye söylemlerde bulunan "elit" hanım, acaba bugün Arap coğrafyasında ve özellikle Irak'da yaşanan zulme ve katliama neden sessiz kalıyor?! Niye televizyon televizyon gezip olanları dünyaya ve ülkemiz halkına anlatarak haykır mıyor?

Zira Atatürk'ün kurmuş olduğu modern Cumhuriyet sayesinde dilleri çıkan ve konuşabilen...

Özgürlüğün kıymetini bilmeden "özgürlük" adına konuşmayı ve böyle pervasızca çığırtkanlığını Ata'mıza değil de, Irak'da zulüm gören hem cinslerini savunmak için, Hak için kullanmayı düşünemeyecak kadar gözünün döndüğünü...


Ancak yukarıda belirtildiği üzere Yaşar Nuri Hoca'nın ifadelerindeki anlatımlarla en güzel şekilde izah bulacağını bir kez daha izninizle ifade etmek isterim:

"emperyalistler, ezip sömürmek istedikleri toplumların direnen unsurlarını bir bir "insanlık düşmanı" gibi tanıtmakta, onları faşizmle, despotizmle, insan haklarını ihlalle, aşırı devletçilikle evrenselliğe karşı çıkmakla suçlamaktadırlar.Onca ilmine, irfanına, bütün fıkıh ekollerinin babası sayılmasına rağmen İmamı Âzam'ı işkenceler altında katletmelerinin sebebi de işte budur. Yani zulme ve zalimlere örtülü destek anlamına gelecek uşaklığa yanaşmaması..."


Büyük Atatürk;

Seni Türk milleti asla unutmayacak!

Ve sana olan sevgimiz hiç bitmeyecek!

Seni özlem, minnet ve saygıyla anıyoruz

Ruhun şad olsun Ata'm...

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

8 Kasım 2011 Salı

Bayram Tadında...











"Yalnız seni sevenleri sevmek sevgi değil, değiş tokuştur." Cenap Şahabettin


Bugün bayramın 3. günü...


Bu bayram, benim adıma oldukça hüzünlü geçiyor diyebilirim... Zira ülkemiz art arda birbirini izleyen felaketler zinciri içerisinde... Üstüne üstelik yakınımı kaybetmenin acısını da koyun bunun üzerine...

İşte...

Buruk bir bayram bu bayram benim için.

Ama yine de bayram havasında, bayram tadında yazmak istedim...


BAYRAM...

Alnımız açık, başımız dik bir şekilde hayatı yaşayabiliyorsak şayet;


İnsanlığa ve hayata dair olumsuz gelişen en ufak bir şeyde burnumuzun direği sızlıyorsa eğer;


Ve kalbimizin insanlık önünde işlenen suçlar karşısında bir şeyler yapabilmek için çırpınmasına karşı koyamıyorsak; çaresizce...

Haksızlığın önünde eğilmeden ve yılmadan direnme gücüne sahipsek,

İşte o zaman hayatı hep bayram kılmışız demektir kendimize ve insanlığa.

Bu vesileyle sevdiklerimizle "çocuk kahkahası" tadında bir bayram geçirebilmemiz umuduyla,


Kurban Bayramı tüm İslâm dünyasına mübarek olsun...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

4 Kasım 2011 Cuma

Bu Uyarıya Dikkat!















"Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hepsi aynı ülkenin evlâtlarıdır ve aynı cevherin damarlarıdır..." Mustafa Kemal ATATÜRK



"HAKKÂRİ'nin Çukurca İlçesi’nde operasyonda öldürülen Sezer Arslan’ın ailesi, çocuklarının terör örgütü tarafından kandırıldığını belirterek Muş’un Korkut İlçesi’ne bağlı İçboğaz Köyü’ndeki taziye evini Türk bayraklarıyla donattı." 4 Kasım 2011, Hürriyet

Baba Mehmet Arslan,

"Oğlumu okuması için Hakkâri’ye gönderdim. Orada kandırıp dağa çıkardılar. Bizim ordumuz, bayrağımız birdir. Biz hain değiliz. Oğlumu öldürdüler, başkaları ölmesin istiyoruz. Biz Müslümanız, aynı vatan, aynı bayrak altında yaşamak istiyoruz" diyor.

Asırlardan beri devletine ve milletine sadık insanlar olduklarını belirten amca Halil Arslan da,

"Polisimizi ve askerimizi öldürerek hiçbir şey kazanamayız. Biz Çanakkale'de 7 düvelle savaştık ve devletimizi kurduk. Artık kimseyle savaşmayacağız" diye konuştu.


Demek ki neymiş?

"Kürt kökenli" vatandaşlar olarak,

Tek bayrak, tek millet olmaktan asla gocunmayan insanlarımız; birlikteliğimizin bozulmaması için FERYAT ediyorlar!

Bundan ötesini,

Sakın denemeye kalkışmasınlar!

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

2 Kasım 2011 Çarşamba

Son 24 Saat...
















"Bizim halkımız, menfaatleri birbirinden ayrılır sınıflar halinde değil tam aksine varlıkları ve çalışmalarının sonuçları birbirine gerekli olan sınıflardan ibarettir." Atatürk



Bugün 2 Kasım 2011...

Sabah erken saatlerde göz gezdirdiğim gazetelerden...

Sadece bir büyük gazetemizin vermiş olduğu üst haberlerin başlığıyla yazıma izninizle dikkat çekmek istiyorum:

* "Benim Babam yok!"

* "Kızını bıçaklayıp "kızımı kestim, gidin bakın" diyen baba..."

* "Grup Seks Skandalında Yeni Gelişme"

* "Utanç veren bir haber daha! Biga’da dört liseli genç 17 yaşında hamile bir kadına tecavüzden tutuklandı."

* "14 yaşında kızı 10 bin TL’ye 70’likle evlendirdiler"

Ve bu haberlerin yanında bir de geçmişte yaşanan ve utançların en büyüğü olarak gördüğüm bir haberin devamı sayılan karara yönelik...

* "N.Ç. kararına isyan büyüyor

Bakan F.Şahin "Kendi vicdanımda da ben bir kadın, bir anne olarak bunu kabul edemiyorum"

Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 13 yaşındaki bir kız çocuğunun “sanıklarla kendi rızasıyla birlikte olduğu” doğrultusundaki yerel mahkeme kararının onamasını kabul edilemez ve kaygı verici olarak niteledi."



Pekii; sadece bugünün (ki her biri kendi içerisinde sosyolojik anlamda tek tek ele alınmaya muhtaç) haberleri başlığıyla öne çıkan; ve üst habelerde büyük büyük başlıklarla yer bulan bu iğrençlikleri nasıl değerlendirmeli dersek... Valla ne diyeyim ki... Ben olayların sosyolojik kısmına değinecek değilim...

Ancak kıssadan hisse babında sadece önemli bir "etken"in üzerinde kısaca yine bir haber üzerinden yorumumla yazımı izninizle tamamlamak isterim:

"Türk televizyon tarihine damgasını vuran Binbir Gece dizisindeki “150 bin dolarlık ahlaksız teklif” sahnesinden sonra “Adını Feriha Koydum”da da Emir ve Feriha’nın sahneleri de olay yaratacak.

Dizinin yeni bölümünde Emir, Feriha’dan borçlarını ödemesini istiyor. Fakat Feriha “O parayı 1 ayda ödeyemeyiz” cevabını veriyor.

Emir de bu cevap üzerine Feriha’ya “Ama sen bir gecede ödeyebilirsin. Borcunuzu bu gece ödemeye ne dersin Feriha” diyerek borçlarına karşılık bir gece teklif ediyor. Feriha’nın bu teklife ne cevap vereceği ise merak konusu oldu." 19 Ekim- 22 Ekim 2011, Hürriyet


Gördünüz ve okudunuz değil mi "haber"i?!

Ne yazık ki kendimizin zannettiğimiz televizyonlarımız milletimize bunları öğretiyor...


İnsanların zor durumlarda nasıl bir yönteme baş vuracağına dair "sinyal"ler diye algılamak mümkün mü derseniz?.. Şahsen ne bileyim... Hergün gazetelerden edindiğimiz haberlere bakarsak, cinayetlerin havada uçuştuğu, ahlaksızlığın dizboyu yaşandığı bir zamanda, insanlara "seçenek" sunan "çare" tarif eder gibi diziler için ne düşünmeli?!

Bu diziler ne amaçla hazırlanıyor?!


Ve de en önemlisi...

"Ahlaksız teklif" başlığıyla ne verilmek isteniyor?

İsterseniz "kadın programları"na da şöyle bir göz atın bakın bakalım, halkımız "neler yapıyor?", insanlarımız ne durumlara düşmüş... İzlerken utanç duyduğumuz, ama ne yazık ki toplumumuzun içler acısı hallerini birebir ekrandan izlerken, rezaletin bu kadarına da "pes" dedirtecek hayatların varlığı; tıpkı en başta vurguladığım gazetelerin birinci satırlarına yansıyan olayları değerlendirirken... "Ne oldu da toplumumuz bu noktalara geldi?" diyorsanız;


Yukarıdaki örnek model (Ahlaksız teklif...) diziler, her şeyi yeterince anlattığı kanaatini taşıyorum.

Sevgi ve saygılarımla!

Image"HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR." HZ. MUHAMMED (S.A.V.)