14 Kasım 2008 Cuma

Can DÜNDAR'a Açık Mektup







Sayın Can DÜNDAR,
Size açık bir mektup yazmayı ve "Mustafa" isimli filmle ilgili düşüncelerimi açık olarak dile getirmeyi sanıyorum öncelikli olarak bir eğitimciye düşeceğini anlayışla karşılayacaksınızdır. Filminiz üzerinde yapılan konuşmalar, eleştiriler, hayal kırıklığı ve dahaları nedeniyle sanıyorum, uzunca bir süre gündemden düşmeyeceksinizdir. Eh, artık bunu da siz hakettiniz ve bundan sonra da herhalde uluslararası boyutta da yer alarak kimbilir, belki de ödüllere doğru koşar adımla yol alırsınız diye düşünüyorum. Zira önünüzde bir Orhan PAMUK örneği var. Kendisi harika ( kime göre olduğu tartışılır!) bir başarı elde etti! Nobel gibi bir ödülü almak herhalde her babayiğidin harcı değildir; ki bu ödüllerin siyasi olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz!. Ama bakınız, Orhan PAMUK kendi milliyetine atılan iftirayı destekleyerek neredeyse bir tarihçi sıfatıyla ortaya çıktı. Nihayetinde Nobel'in hakkını vererek şimdi dünya çapında ünlü bir kişi oldu! Onunla herkes gurur duyuyor olabilir; ama ne çare ki, Türk ulusu onunla hiç mi hiç gurur duymuyor! Arkasında kendi halkını hiç bir zaman göremiyecek! İşte size yalnız adam!.. harika bir örnek ve gerçekten yalnız bir adam; buyrun bu konuyu işleyin!...
*
******
*
Sayın DÜNDAR, bizler Atatürk Cumhuriyeti'nin yılmaz neferleri olarak yüreğimizde Atatürk sevgisini büyük bir içtenlikle taşıyan kişileriz.Bu sevgi biliniz ki, nesilden nesile aktarılarak devam edecektir. İşte bunda sakın kuşku duymayın. Siz ve sizin düşüncelerinizle hareket eden herkes bunu çok iyi anlamalıdırlar! Elbette yaptığınız adı belgesel olan film belli bir hedefe ulaşmış olacaktır! Ama bir o kadar da Türk halkının Ata'sına daha bir sıkı sahiplenmeye de katkıda bulunduğunuzu iyi anlayınız! Şimdi bir merakımı da size iletmekten kendimi alıkoyamıyacağım. Yoruma dayalı filme belgesel adı koyarak ve bu sözde belgeselinizle acaba bir Türk olarak ne hissettiniz? Arkanızda, bu topraklardaki insanların etnik bazda dini alarak parçalama planlarını 150 yıldır sürdüren emperyalistlerin olması sizi hiç rahatsız etmedi mi? Zira bu filmin ardından yabancı gazetelerin manşetlerine bakınız; mesela İndependent özetle ne söylüyor: " İngiliz The İndependent gazetesi, “Mustafa belgesine ilişkin polemiğe dikkat çektiği haberinde “Mustafa filmi, ‘reel’ Atatürk portresiyle Türkiye’yi böldü" başlığını kullandı."
*
*****
*
Demek ki, amaçları bizleri bölmek! Demek ki, bunu yapabilmek için önce Atatürk sevgisi ve bağlılığını ortadan kaldırmak ve bunun için de siz seçilmişliği bilerek ya da bilmeyerek üstlenerek, Türk halkına ve onların o tertemiz duygularına ihanet ettiniz! Bu millet Atatürk'e aşık ve bunun için siz bunu kıracak ince detaylarla bezenmiş ve alçakca oyunları yine bilerek ya da bilmeyerek bir araya getirerek Ata'mıza hiç olmadığı kadar ağır bir saldırı da bulundunuz. Bu konuda araştırmacı yazar Rıza ZELYUT yaptığınız filmin ince ayrıntılarını bizlerin gözleri önüne serdi. Mesela sayın ZELYUT'un ortaya koyduğu bir örneği buradan size aktarayım:
*
******
*
"Filmin sponsoru Akbank ve Sabancı Holding adına sunulan tanıtımda, bir bilimkurgu filmi gibi giriş yapılıyor ve 'Karanlık, hep karanlık' denilerek yola çıkılıyor. Böylece; Mustafa filmi ile Can Dündar'ın o mutlak karanlığı (Batı'da şeytanı simgeleyen ) aydınlattığı izlenimi zihninize sokuluyor. Böyle olunca, Atatürk kimliği o karanlığı sembolize ediyor.Yanlış: Mustafa'dan önce üç çocuğu ölen Ali Rıza Efendi-Zübeyde Hanım çiftinin, son çocuklarının mezarının bir kumsala kazıldığı iddia ediliyor.Doğrusu: Türkler; hiçbir zaman mezarlarını deniz kıyısına gömmezler. Dere yatakları, hatta su basan ovalar bile mezarlık olarak kullanılmaz." Kaynak GÜNEŞ
*
*****
*
Tüm bunlara niçin cevap vermiyorsunuz? Hatta niçin özür dileyerek filmin yanlışlarını itiraf etmiyorsunuz? Hala ne bekliyorsunuz? Demek ki, siz gerçekten başka amaçlara hizmet için bu sözde belgeseli hazırlamışsıznız! Öyle olmasaydı yani masumane olsaydınız bu eleştirilere (ki bunlara cevap vermedikçe ve aksini ortaya koyamadıkça bunlar haklı eleştirilerdir.) verilecek bir cevabınız olurdu ardından filmi derhal geri çekerdiniz! Neyse zaten filminiz mahkemelik bile oldu! Siz Türk halkının önünde gerçek anlamda sanık durumuna bile geçtiniz! Kalplerdeki manevi mahkumiyetiniz ise çoktaaan tescillendi bile. Şayet sizi ilgilendiriyorsa bu mahkumiyet!...
*
*****
*
Doğrusu merak ediyorum, Atatürk'e borçlu olduğumuz bu ülkede, siz bu halkın içinden çıkmadınız mı? Siz bu devletin ekmeğini yemediniz mi? Siz bu memleketin en güzel olanaklarını kullanmıyor musunuz? Siz bu vatanın en güzel yerlerinde yaşamıyor musunuz? Siz bu bayrağın altında özgürlüğü yaşayıp, anayasanın tanıdığı vatandaşlık hakkını kullanmıyor musunuz? Siz bu memleketin havasını teneffüs edip, suyunu içmiyor musunuz? Siz bu milletin itibarını kullanmıyor musunuz? Siz bu ülkenin her türlü olanağını kullanıp, mutlu mutlu yaşamıyor musunuz? Nasıl olur da, bu kadar imkan ve olanaklara ihanet ettiniz? Nasıl olur da, bizleri yaralayıcı ve rencide edici bir filme imza attınız! Nasıl oluyor da ülke topraklarımız üzerinde gözleri olanları sevindirici gelişmeleri sağlatırsınız! Nasıl olur da sizin bu filmle, tarihe altın harflerle imza atmış dahi kişiyi ayaklar altına alabildiniz (!)?
*
*****
*
Atatürk'ü, sizin filminizle tanımaya hiç itibar etmeyecek olan büyük TÜRK MİLLETİ sizi asla AFFETMEYECEK! siz şimdi belki hesaplarınız içerisinde olan ödülleri, şanları, şöhretleri hesap ediyor olabilirsiniz; ama biliniz ki, yalnız adam olarak kalacaksınız! Şayet yabancı ülkelerde yaşıyor olsaydınız, acaba hangi özelliğinizle, bu kadar güzel hayat sürebilirsiniz, onu da ayrı bir soru olarak, lütfen değerlendiriniz!
*
********
*
Devlet onurumuz! Bayrak gururumuz!, İstiklal Marşı ise bizim yeminimizdir! Bilmem bu düsturlar size bir şeyler hatırlatıyor mu?!...Bu bağlamda son bir hatırlatmam olacak;
Lider dediğin ATATÜRK gibi OLMALI.
Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız hiç telakki edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin.
Oldu mu VATAN
Öldü mü EFSANE olmalıdır! Tülay GÜRDAL

3 yorum:

  1. VATAN Gazetesi haberi şöyle diyor;



    Can Dündar’a suç duyurusu

    Can Dündar’ın “Mustafa” adlı belgesel filmi mahkemeye taşınıyor

    Demokratik Kitle Örgütleri Birliği Platformu Genel Başkanı ve Atatürkçü Düşünce Derneği Çankaya Şubesi Üyesi Ali Berham Şahbudak, Can Dündar’ın “Mustafa” adlı belgesel filmi nedeniyle “Atatürk’ü koruma kanununa muhalefet” ve “Atatürk’ün hatırasına hakaret” suçlarından cezalandırılması istemiyle suç duyurusunda bulundu.

    Şahbudak’ın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu dilekçesinde, Can Dündar’ın “Mustafa” adlı belgesel filminin gösterime girmesinin ardından tartışmaların yaşandığı anımsatılarak, “Filmi izleyen taraflı tarafsız her kesimden kişilerin, Atatürk’ün olduğundan çok farklı anlatıldığı konusunda fikir birliğine vardıkları” savunuldu.

    Saygınlığı aşındırdı

    “Mustafa” filminin, “Cumhuriyet ile Atatürk’ün saygınlığını aşındırdığı” iddia edilen dilekçede, “bu ulusal değerlerin yıpratılmasının, Türkiye’nin çözüşmesine ve parçalanmasına neden olacağı” kaydedildi. Dilekçede, Dündar’ın, “Atatürk’ü koruma kanununa muhalefet” ve “Atatürk’ün hatırasına hakaret” suçlarından cezalandırılması talep edilirken “Mustafa” adlı belgesel filmin gösteriminin ise durdurulmasına karar verilmesi istendi.

    YanıtlayınSil
  2. YENİÇAĞ Gazetesi köşe yazarı Arslan BULUT 13 kASIM 2008 tarihinde şöyle diyor;



    "İşte Financial Times gazetesi, Can Dündar’ın Mustafa filmi için “Film, Atatürk’ü kaidesinden indiriyor” diye yazdı!
    Atatürk’ü niçin kaidesinden indirmek istiyorlar?
    Çünkü Atatürk, Türk Milleti’nin bağımsızlık bilincinin sembolüdür. Atatürk, Türk Milleti’nin birliğinin sembolüdür. O sembol çökertilirse, Türkiye’nin en büyük dayanak noktası çöker diye düşünüyorlar.
    Zaten Karen Fogg, “Türk tarihinin hakkından gelmek lazım” dememiş miydi?
    İşte bugün yaptıkları Türk tarihinin hakkından gelmek girişimidir.
    Fakat, Türk tarihinin hakkından gelmek o kadar basit bir iş değil!
    Tarih bilinci, Türk milletinin genetik yapısında kayıtlıdır. Bu kaydı değiştirmeye kimsenin gücü yetmez.

    YanıtlayınSil
  3. Sayın hocam yazınızı gerçekten çok beğendim. Ama hedeflerine ulaşamayacaklar. Atatürk'e bağlılığımız daha da artacak. Mustafa Kemal'ler bitmeyecek. Teşekkürler. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil