23 Kasım 2008 Pazar

Miras mı, Emanet mi?







Atatürk'ün en büyük eseri olan cumhuriyet bizlere miras mı, emenet mi bırakıldı? İşte başlangıçta önemsizmiş gibi görünen ancak üzerinde dikkatle düşünüldüğünde aslında içerisinde büyük ayrıntıyı da beraberinde saklayan bir ifade şekli ortaya çıkacaktır.

*******

Bildiğiniz üzere emanet; korunmak için birine veya bir yere bırakılan herhangi bir şey anlamına gelmektedir. Miras ise, birine, ölen bir yakınından kalan para, mal, mülk anlamındadır. Şimdi bir bakalım; Atatürk'ün en büyük eserim dediği cumhuriyet hakikaten çoğunlukla ezberimize kayıt ettirildiği gibi "miras" mıdır? Bir an için öyle varsayalım ve biraz durup düşünelim. Şayet öğretildiği üzere mirassa içimizden bir çoğu bu cumhuriyeti mirasyedi gibi davranıp, hoyratca kullanabilir! Bu hiç de yadırganmamalı! Hayatın içinde nice mirasyediler vardır ki, kitaplara konu olacak şekilde davranmışlardır. Hatta pek çoğumuz bu konuya yabancı değildir. Şöyle bir çevremize bakacak olursak hemen hemen her ailede vardır. İşte babadan kalan son malları da yer ve sonrası için; "Allah kerim" der! İşte öyle!... Bizim için söylenilen "Atatürk'den bize miras!" yada "armağan!" ifadesi bir yerede öyle kolayca harcanabilecek kadar rahatlığı da, hani kafamızın bir kenarına yazılmış sanki!...Armağan da, bildiğimiz üzere birisine kullanılmak için verilmiş hediye anlamındadır. O halde armağanı da istediğimiz gibi kullanmak hakkımız değil mi? Yani ister hora kullanırız, isterse de özenerek kullanırız. Yani kısacası; "orasını paşa gönlümüz bilir" diyebiliriz. Şimdi "Yok olmaz bu farklı" diyenimiz de çıkacaktır. Ama bir gerçek varki, az da olsa bizlerin zihninine yerleştirilen bu iki sözcük içerik itibariyle "keyfe keder" anlamının kapısını açık bırakıyor. İstesek de, istemesek de bir kısım insanın bu kapıya girmesine izin verilmesi için gerekli zihin karmaşası çoktaan yaratılmış.

********

Oysa emanet olarak zihinlerimize yer edilmiş olsaydı, her koşulda bilinç altı bizlere işaret edilen hedef; adı üzerinde kuşaktan kuşağa aktarılmak koşuluyla büyük bir özenle cumhuriyetimizi koruyup kollamayı asli görev sayardık. İşte öyle hiç düşünülüp hesap edilmeden bedavadan elde edilmiş bir şey gibi hovardaca harcamaya çalışmazdık! Bilirdik ki, bu topraklar bedavadan kazanılmamış! Bilirdik ki, uğrunda binlerce şehit verilmiş, binlercesi de sakat kalmış! İstiklal Savaşı'nın kolay kazanılmadığını yaşayarak dile getiren büyük şairimiz Mehmet Akif ERSOY "Çanakkale Şehitlerine" adlı şiirinde aynen şöyle diyor;
*****
....
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın? '
Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
...
******
İşte böyle! Destanlarla ve bir o kadar da acılarla kazanılmış bu vatan toprakları ve üzerinde kurulmuş CUMHURİYET'i ne yazık ki kadir kıymet bilmeden aynen bir mirasyedi gibi tüketiyoruz! Hep inandığım üzere bizlerin beyinlerine hem de daha küçücükken kafalarımıza işlenen "miras" veya "armağan" ifadesi, kimbilir belki bu günlere zemin olarak da düşünebiliriz. Oysa bu vatan bize "MİRAS" değil, "EMANET" bırakıldı! Bizim o tertemiz ahlakımızda "emanete hıyanet olmaz!" düsturu da vardı. Burada uyar mı bilmem ama "Allah'a emanet ol!" ifadesi bizler için emanetin önemini inançla da pekiştirmiştir. Kısacası, "emanet" komutu insan beyninde ilk uyarı olarak koruma refleksi verir. Fakat "miras" anlayışıyla yaklaşım da ise daha bir rahatlık komutu vermektedir.

******

Ülkemiz üzerinde emelleri olan EMPERYALİST güçler, dün olduğu gibi bugün de hiç yılmadan planlarını ince ince işlemeye devam ediyorlar. Asla en ufak ayrıntıyı dahi boş geçmeden her alanda gereğini yerine getiriyorlar. Öyleyse aklımıza gelen bu ayrıntı neden gerçek olmasın? Niçin bize "emanet" anlayışı verilmedi? Niçin her daim tetikte olmamız gerekliliği iyi anlatılmadı? Yurdumuzu işgal eden ülkeler, küçücük çocuklarına bile Türkleri "barbar" gösterme zihniyeti hep yaşatılırken ve bunu devlet politikası haline dönüştürürken, bizler niye mutlu mutlu, hatta "yabancı damat" dizileriyle uyutulduk? Bilmem, tarihimizi şöyle bir gözden geçirirsek bu ifadelerim belki yer tutacaktır! O vakit atılan her adımın üzerinde ince ince düşünülmesi gerekliliğini sanıyorum daha iyi göreceğiz. Sevgi ve saygılarımla!

1 yorum:

  1. Bu cumhuriyetin emanetçisiyiz ve olmaya devam edeceğiz. Dile getirdiğiniz gibi "Emanete hıyanet olmaz" mantığıyla hareket edeceğiz. Bu vatan kolay kazanılmadı. Bu bilinci Cumhuriyete gönülden bağlı bir öğretmen olarak bütün öğrencilerime nefesim yettiğince anlatacağım. Bu güzel yazı için çok teşekkür ederim. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil