27 Kasım 2008 Perşembe

Emperyalizmin Kanlı Ağında Can Çekişen Kültürler!











Türkmeneli Tv'yi izliyorum ve oradaki görüntüler bana hiç yabancı değil. Evet, o görüntüler hiçbirimize yabancı değil aslında. Reklamlarla yerini koruyan pizza, lazanya, kola ve diğerleri. Müzik yayını ise Pink Floyd. Hani şu asi duygularımızı ön plana çıkaran "duvar" ( the wall). İngilizce eğitimle üniversiteler ve geleceğe hazırlanan gençler!

******

İşte artık rahatça anlayabildiğimiz üzere bir kültür emperyalizminin resmi. Bir ülkeyi, bir milleti ve bir toplumu en iyi yıkmanın yöntemi; sahip oldukları kültürü en kısa zamanda yok ederek, sömürüyü yapanların kültürünü yerleştirmektir. Hem de bunu yaparken kendi kültüründen utandırmak ve yerine yerleştirilmek istenen kültürü özendirerek ve olmazsa olmaz olarak sunmaktır. Bakınız Batı, kültürünü en iyi şekilde yayabilmesi için, o ülkenin tanınmış ve gözde isimleri tarafından istediklerini toplumlara sunmayı ilke edinmiştir. İşte buradan da en kestirme ve hızlı yol ise televizyonlar, sinemalar, reklamlar ve diğer yayın kuruluşları aracılığıyla yapılmaktadır. Artık bundan sonra sinsi, kurnaz ve hızla yayılmanın önüne geçmek ancak ve ancak bilinçli sıkı bir eğitimle, ardından yasa ve kanunlar yoluyla gerçekleşebilir.

*******

Şimdi tekrar başa dönecek olursak; ülkemizi kıskacı altına alan Batı kültürü etkisiyle, müziğimize, dilimize, gelenek ve göreneklerimize, adetlerimize gittikçe yabancılaşırken bir yandan da kendimize karşı dürüstlüğümüzü de kaybeder olduk. Konuya ilişkin çoğu yazımda değindiğim üzere felaketimizi hazırlayan bu gelişmleri ne yazık ki halâ farkedemedik. Evet! Konuşuluyor, yazılıyor; ama resmî anlamda hiç bir tedbir alınmıyor. İçimiz sızlaya sızlaya sadece konuşuyoruz hepsi bu!... Artık ülkemiz yabancı müziğin, yabancı dilde eğitimin etkisinden kurtulamaz oldu. Öyle ki, caddeler, sokaklar yabancı isim ve anlatımlarla dolu levhalara evsahipliği yapıyor. Ne olduğunu düşünmeden bilinçsizce kabullendiğimiz bu yazılar, dinlediğimiz müzikler bizi kendi kültürümüze çoktaan yabancılaştırdı bile!...

*******

Tüm bu gelişmelerle birlikte aynı zamanda bir gerçek de kendi kendimizden utanır olmamıza dikkat çekmek istiyorum. Aşağılık duygularıyla, bir ezilmenin altında hayranlıkla baktığımız Batı'nın yaşamı; işte bu duygu bizim acizliğimizi de ortaya çıkartıyor. Zannediliyor ki, herşeyin en alâsını "Batı" yapıyor. Yok öyle bir şey!!! Bizlere bu duyguyu aşılayanlar, bunu bilinçli bir şekilde sistematik olarak yapıyorlar; zira başka türlü de bu işi başaramazlar. Hele de en zeki çocuklarımızı ve gençlerimizi Batı'ya eğitim almaları için istiyorlar ya? İşte bize geçmiş olsun! Orada kafaları, beyinleri yıkanarak, her bir şeyleri istedikleri doğrultuda şekillendirilip ondan sonra gönderiyorlar. Alın size eğitimli, sözde kültürümüzü bilgileriyle birleştirip bizlere aktaracak önder kişiler. Onlar belki farkında dahi olmadan Batı'nın gözüyle ve şartlarıyla bizlere şekil vermeyi, yönetmeyi en iyi yöntem olarak kabul ediyorlar.

******

İşte Atatürk'ün ölümünden hemen sonra kültürümüzü esir altına almayı başaran bu akım bugüne kadar adım adım yol aldılar. Geldiğimiz nokta ortada. Bizler de sanıyorum ki, Pink FLOYD'la başladık. Pizzalarla, lazanyalarla masumane değişiklikler olarak gördük. Kolalar vazgeçilmezimiz oldu. Hele Marlboro'yu gömlek ceplerimizde taşıyarak büyük fiyakalara sahip olduk! Cebimizde bir kuruşumuz olmadı ama Marlboro'yu eksik etmedik! Öyle ki, çakmak gazlarının reklamına "Avrupa gazı" tabelası astık. Artık herşeyimiz Avrupa, Amerika malı oldu. Keyfimiz gıcır, onurumuz, gururumuz çok havalı oldu (!) Ezilen kimliğimiz yerini asalete bıraktı (!)

****

Bu gelişmeler bugün işgal altında ki, Irak'da yaşanıyor. Yani bir yandan da kalıcılığı sağlamlaştırmak için misyonerlik her alanda hızla çalışmakta. İşte "TÜRKMENELİ TV" de gördüklerim bana bunları hatırlattı. O an aklımdan geçen duyguları aynen aktarmak istiyorum; "Bunların hiç birisi bana yabancı gelmiyor!" dedim. Filmi baştan ama bu defa içim sızlayarak çok daha iyi anlayarak ve aklım başında olarak algıladım! Gerçekten bu savaş kalıcı ve hedefe ulaşan bir yöntem! Silahlar gün gelir susar; ve yine gün gelir işgalci güçler geldikleri gibi giderler! Ama kaybolan kimlik! Yitirilen kültürler! Kendi kendine yabancılaşmak! İşte bunları bir daha yerine getirmek çok ama çok zordur. Bir dip not daha düşmek isterim; Irak'a işgalin hemen arkasından yapılan ilk iş Bağdat kütüphanesini yağmalamak ve Mezopotamya tarihini yok etmek oldu! Bütün bunları televizyonlardan büyük bir acıyla, bir kültürün ve büyük bir tarihin adeta yağmalandığını hep birlikte insanlık utancı olarak izledik!

*****

Yaşanılan bu gerçekler aslında Kapitalizmin emperyalizmi doğurduğunu; dolayısıyla da bir taraftan emperyalizmle birlikte zalimliğin kol gezdiğini diğer taraftan da mazlumlar ve bedbahtlar dünyasının oluşmasını hep birlikte izliyor, yaşıyor ve görüyoruz! Demek oluyor ki, bir milleti yok etmek bir tek silahla olmuyor! Bunu sağlamlaştırmak ve etkin kılmak dil ve kültür emperyalizminden geçiyor. Şüphesiz ki bu aşamada, zamana yayılarak, adım adım tamamlanıyor! Sevgi ve saygılarımla!

2 yorum:

  1. DeğerliTürk milliyetçisi arkadaşım yazmışolduğun bu kültür emperyalizmini okudum evet gerçekten ben ve benim gibidüşünen Türkler ki muazzam bir kültüre sahip bir ırkın evladı olarak içim sızlıyor inanki sizinde dediğinizgibi söylemekden veya bunu beyan etmekden öte birşeyler yapamıyoruz bu da beni dahada yaralıyor Ama inanıyorumki Allah ın izniyle ve atalarımızın dediği gibi yer yarılmadıkça gök dürülmedikçe Türk ili yok olmayacaktır .Türk töreleri kaybolmayacaktır.yeterki biz bunları bilelim nesillerimize bıkmadan usanmadan yorulmadan söylemeye devam edelim.

    YanıtlayınSil
  2. Hocam belirttiğiniz gibi bir milleti yok etmek bir tek silahla olmuyor! Bunu sağlamlaştırmak ve etkin kılmak dil ve kültür emperyalizminden geçiyor. Ve maalesef batının herşeyini doğru kabul eden şakşakçılar yüzünden aslımızdan uzaklaşıyoruz. İçimiz sızlıyor. Ama direniyoruz ve direnmeye devam edeceğiz. Teşekkürler. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil