5 Mart 2009 Perşembe

"Dayak Cehennemden Çıkmıştır!" Diyor; Sn. ALTIKULAÇ




















Kadınlar Günü; işin aslı 08 Mart 1908 tarihinde haklarını aramak üzere, greve gitmek isteyen kadınların, patronlar tarafından fabrikaya kitlenmeleri sonucu, çıkan bir yangında çoğunluğun kurtarılamadan yanarak 129 işçinin ölmesi olayıdır. Nihaî hedef olarak eşit koşullar, seçme seçilme hakkı ve ezilmeye karşı direnişin temsili tarihi, işte bu talihsiz olayla birlikte, ortaya çıkmıştır.
*
*****
*
Herşey bir yana; bugün yaşanılan acı gerçekler, insan olmayı utandıracak boyutta gelişmelerle dolu. Bugünü nasıl anlamalıyım diye, bir müddet düşündüm. Üstelik; kadın ruhuyla ve kadın gözüyle. İşte o zaman, ilk aklıma gelen çaresizce ve binbir zorlukları göğüsleyen annelerle beraber annelik duyguları, aklıma takıldı. Bu en kutsal duygu olsa gerek. Zira, burada bir başına kendini düşünen fert olarak değil de, çocuklarının sorumluluğu altında çaresizce kıvranan yürekler aklıma takılıyor.
*
*****
*
Kadınların bugün din kisvesi altında baskı altına alınarak, horlanıp, dövülmesi ve aşağılanması aklıma takılıyor. Bu konuda yeri gelmişken değinmek istediğim ve adını saygıyla andığım Diyanet İşleri eski Başkanlarımızdan Değerli, Dr. sn. Tayyar ALTIKULAÇ'ın gazetelere yansıyan bir demecine yer vermek istiyorum:
"Anneler Günü'nü kutlamaya hazırlandığımız şu günlerde, olayın iç yüzünü bilmemekle birlikte prensip olarak diyebilirim ki; gücü olanın zayıfı ve daha çok erkeğin kadını ezmesi, ne İslamın onaylayabileceği ne de insanlığın onaylayabileceği bir şey değildir. Tek kelimeyle vahşettir. İlkelliktir. Bana göre, dayak cehennemden çıkmıştır." 2006 / sabah
*
*****
*
Dayak ve şiddete maruz kalan, sayıları da hergeçen gün kat ve kat artan bir dünyada, bu duruma çaresizce katlanan, onurlu kadınların durumları ne yazık ki, bir çözüme kavuşmuyor. Oysa ki dünyamız teknolojik ve bilimsel anlamda çağdaşlığın en üst düzeyini yaşamaktadır. Burada, duyduğum güzel bir tanımlamayla, konuya açıklık getirmek isterim: "Bilgisiz toplumlar cahildir; duyarsız toplumlar ise barbardırlar." Bu ifade günümüzü, çok güzel tanımlamaktadır. Duyarsızlığa giden toplumlar, ne yazık ki barbarlığın en üst düzeyini yaşamaktadırlar. Bakınız, tüm dünyanın gözleri önünde, Irak'da yaşanılan savaşda masum ve savunmasız olan kadınlar, acı çekiyorlar. Üstelik bu acı hem annelik duyguları üzerine, hem de on binlerce kadının fuhuş bataklığına sürüklenerek, namusları üzerindeki mahremiyetlerine dokunulmalarının ızdarabıyla utancını yaşamaya mahkum edildiler ve edilmeye de devam ediyorlar. İşte size duyarsızlığın barbarlığa eşitlenişine en canlı örnek!
*
*****
*
Öte yandan kadını bir "obje" olarak gören ve kapitalizmin bir öğesi olan bu anlayışa isyan ediyorum. Kadının beyniyle kabul görmesi çağdaş ve modern dünyanın vazgeçilmesi olmalıdır. Bu anlayışla kadın hem saygınlığını hem de bireysel gücünü ortaya koymalıdır. Ancak ne yazık ki, kadın bir reklam aracı olarak ürünlerin yanında işlem görmektedir. Buna izin veren kadınlar değil de, o anlayışa sahip olan ve bu doğrultuda kadınlara yön veren Batılı ülkeler ve demokrasinin yılmaz savunucuları (!) küresel güçler değil midir suçlu olan? Aslında bu zihniyet kadını yüceltmekten öte, bilakis aşağılamaktan ibarettir! Zira kadına görsel anlamda bakmak tıpkı bir eşyaya bakmakla eşdeğerdir.
*
*****
*
Evet tüm bu anlayışlarla dolu bir dünyada; özellikle de menşei Batı'dan gelen bu anlamlı günü de sadece sözde bırakan zihniyetin acılarıyla kıvranan KADINLAR dün olduğu gibi, bugün de acı çekerek yaşamlarını herşeye rağmen sürdürme onurluluğunu gösterebiliyorlar. O halde; tüm bu çelişkili ve acımasızlığın içinde, bir kadın olarak toplumda yerimin neresi olduğunu, sorgulamaya çalışıyorum! Bu acıların dışında kalan bir avuç mutlu azınlığın içerisinde olmak, insanı ne kadar mutlu eder? Yoksa tüm bunları görmezden gelerek, kariyer hırsının ve yönetimde "kadına ne kadar pay ayrıldı" tartışmalarına mı kapılmak! Bu arada kadının "Yönetim de söz sahibi" olmanın sayısını artırmayı yine beynimizle ve bileğimizin gücüyle, ayrım gözetmeksizin kazanmak en doğru ve onurlu olanı değil midir? Sorusuyla, dünyadaki tüm kadınların ve özellikle cefakar kadınların "Günü" herşeye rağmen,"KUTLU OLSUN!" diyorum.

Sevgi ve saygılarımla!











2 yorum:

  1. Ey kahraman Türk kadını, Sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın. Atatürk


    Çok güzel...

    YanıtlayınSil
  2. Kadının dokunduğu herşeyin güzelleşeceğine inanan biri olarak kadının ikinci sınıf görülmesini hazmedemiyorum. Bakın Ulu Önderimiz döneminde yapılan ve kadınların katıldığı ilk seçimde meclise 18 kadın vekil giriyor. 86 yıl sonra bugün 25 vekil var. Bu kadar değer veriliyor kadına. Mustafa Kemal diyor ki: "Toplumunun yarısı toprağa zincirle bağlı olan milletler yükselemezler." Bütün kadınların gününü en içten duygularla kutlarım. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil