8 Nisan 2009 Çarşamba

Hele Siz Bir Yüzleşin!











"İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur- Kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki, Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler” Napolyon Bonapart, Fransız İmparatoru
*
*****
*
"Tarihinizle yüzleşin!" deniliyor. Ben tarihimi incelediğim kadarıyla hep gurur dolu bir geçmiş gördüm. Ancak yine de bir eğitimci gözüyle kısaca bu gurur sayfalarından derleme yaparak Batı'nın ısrarla görmek istemediği ve kendi utançlarını bizlere yapıştırmak, gayretleri olduğunun farkındalığını, kısaca belirtmek isterim.



"Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir. Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.Türk olmak Kıbrıs’ta, Hocalı’da, Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.Türk olmak lisanının Avrupa’da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır. Avrupa’da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir çok asır önce Viyana’yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir tabii ki sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana’yı yakmadığın için. Türk olmak Selanik’te Pontus Anıtı’nın, Viyana’da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta’da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.



Türk olmak; Truva’dan bu yana, Sümer’den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır. Doğu Roma’yı da Batı Roma’yı da yıkıp, yeni Roma olan AB’ye girmeye çalışmaktır Türk olmak. Türk olmak; Mostar’da köprüdür, Kerkük’te kaledir, İstanbul’da Kızkulesi’dir, Anadolu’da buğdaydır, Çukurova’da pamuktur, Ege’de tütün, Karadeniz’de fındık, Trakya’da ayçiçeğidir.



Türk olmak Çanakkale’de ölmektir. Çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır. Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlısından helallik almaktır. Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır. Kar yağdığında evsizleri düşünmektir. Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır. Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır. Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek. Türk olmak, annenin şehit oğlunun ardından "Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim." demesidir. Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken "Vatan sağ olsun!" demesidir.



Türk olmak Yunus’u bilmektir, Aşık Veysel’i sevmektir. Mevlana’yı, Hacı Bektaş-ı Veli’yi ve Hoca Yesevî -tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.Türk olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü’nde…



Hayatın sana verdiklerine ‘Nasip’, vermediklerine ‘Kısmet’ demektir. Her işin ‘Hayırlısına’ inanmaktır ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.Türk olmak, Asya’da batılı, Avrupa’da doğulu diye tepki görmektir.Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradan'dan ötürü sevmektir.Türk olmak en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.Türk olmak Anadolu’da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir.Türk olmak, medeniyetler mezarlığı Anadolu’da dik durabilmektir." Alıntıdır.
Kısaca Türk olmak, hem de Müslüman olmak zor iştir, vesselâm!
*
*****
*
Evet görüldüğü üzere; biz tarihimizle ve kimliğimizle yüzleştik! Ya Batı, yüzleşti mi dersiniz? Bırakınız tarihiyle yüzleşmeyi, halen sürdürülen zulüm ve bir bardakta koparılan fırtınalarla birlikte, katliamlarla eşdeğer savaşların baş sorumlusu, kimler acaba? Dünyanın dört bir yanında, Türk olmanın, Müslüman olmanın bedelini, canıyla ödemek! Yurtsuz bırakılmaya çalışılmak! Kültürlerini değiştirmeye kalkışmak! Dillerini yok etmek! Yine bu azgınca ve insafsızca hırsları neticesinde, kendileri gibi olmayanı "Allah yarattı" demeden, soyunu kırdırmak kimlerin marifeti dersiniz?!
*
******
*
Evet, yaz yaz bitmez; Batı'nın tarihini saymakla yüzümüz kızaracak ve insanlığımızdan utanacak boyuttaki yüzleşmeyi; Batılı güçlere aynen ileterek diyorum ki; Biz tarihimizle yüzleştik ve gurur duyduk! Ya siz?
Sevgi ve saygılarımla!

1 yorum:

  1. Tek kelimeyle mükemmel bir yazı. Çok teşekkür ederim. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil