15 Haziran 2009 Pazartesi

Yegâne Hazinemiz...











"Bir uçurumun dibine uzun uzun ve dikkatlice bakarsan, uçurum da senin içini merak eder, senin gözlerinin arkasında neler olduğunu görmek ister. Bazı uçurumlar cesurdur. İlk hamleyi o yapar ve seni yanına davet eder...." Friedrich Nietzsche
*
Evet, bir üniversiteye giriş sınavı daha yapıldı. Bir milyonu aşkın gencimiz, üniversitede okuyabilmek için ter döktü. Vallahi bu ter öyle sıradan dökülmüş ter değil; zira bugüne gelene kadar ne doğru dürüst çocukluk yaşadılar, ne de gençliğe ilk adımlarının heyecanını duydular. Koştur koştur dershane, sınav, okul. Öyle ki gelinen son durum artık gece saat 24'lere kadar dershanelerde etüd çalışmaları kapsamında, "çıldırma" noktasına kadar dayandı desek, doğru bir tespit yaptığımızı söyleyebilirim. Sonuç; ipin ucu çoktan kaçtı bile! Asıl ürkütücü olan göz göre göre gençlerimizin elimizden kayıp gitmesidir.
*
*****
*
"Son yarım asır!.. İşgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde planında kurtarıldıktan sonra ruh planında ebedi helake mahkumiyet…
Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına,vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlik…
“Kim var?” diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert “ben varım!” cevabını verici, her ferdi “benim olmadığım yerde kimse yoktur!” fikrini besleyici bir dava ahlakına kaynak bir gençlik…
Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette usule, stratejiye uygun bir gençlik…
Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!" Necip Fazıl Kısakürek
*
*****
*
Evet, Necip Fazıl Kısakürek'in gençlikden ne istediği çok açık ortada. Zira yüksek ahlâk felsefesiyle donanmış, hedefi olan; kişiliği ve kimliği tamamen ezilmişlikten uzak, geçmişi ile övünen, ileriye dönük yüksek ideallere sahip, kendi değerleriyle beslenen ve büyük Atatürk'ün de dediği gibi "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!" ifadesini özümseyerek , kimseden yardım beklemeyen özüyle, sözüyle, mertliği yüreğinde hisseden bir gençlik. İşte bu anlamdaki gençliği, şimdilerde tekrar ortaya çıkarmak zorunluluğunu hatırlamak gerekiyor. Bu hatırlatmayı da Necip Fazıl Kısakürek'in sözleriyle dile getirmek istedim. Evet Türk gençliği, geleceğimizin temel unsurlarıdır. Tabi gelecek olması için de, bu gençliği sağlam yetiştirmek zorundayız! Şimdi bir de Atatürk'ün gençliğe bakışına izninizle değinmek isterim:
*
*****
*
Gençler! Cesaretimizi takviye ve devam ettiren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile, insanlık meziyetinin, vatan, fikir hürriyetinin en kıymetli sembolü olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil! İstikbâl sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz.Bu sözleri ile Cumhuriyeti yalnızca korumak değil, yükseltmek görevini de gençlere veren Atatürk, bunun ancak güzel ahlakı, adaleti, haksızlıkla ve zulümle mücadele etmeyi, milli ve manevi değerlerimize bağlı kalmayı, tarihimizle gurur duymayı bununla birlikte yüzümüzü de sürekli geleceğe dönük tutmayı öngören ilkelerinin ayakta tutulması ile sağlanacağına dikkat çekmiştir. "İsterim ki, daima idealimi gençlere aşılayasınız ve daima korumak hususunda çalışasınız." diyor Atamız. Yine gençlere olan bu güvencini şu sözlerle ifade etmiştir:
*
***
*
"Milletin bağrından temiz bir kuşak yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak" Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum! Atatürk'ün Türk gençliğine duyduğu güven, 1918'de Mondros Mütareke'sinin imzalandığı günlere dayanır. İşgalin en ağır günlerinin yaşandığı ve ülke genelinde belirsizliğin hakim olduğu günlerde, Atatürk gençlerin kendisine umut verdiğini şöyle ifade etmektedir: Her şeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. Bende bu inancı yaşatan kuvvet yalnız azim memleket ve millet hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanları içinde, sırf vatan ve hakikat aşkı ile ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik gördüğümdür. 1919 yılında yaptığı bir başka konuşmasında ise, içinde bulunulan koşulların gelecekte asla unutulmaması gerektiğini belirtirken, genç nesile duyduğu güveni bir kez daha dile getirmişti: Başımıza neler örülmek istenildiği ve nasıl mukavemet ettiğimiz ve daha doğrusu milletin arzu ve emellerine uyarak ve onun yardımıyla nasıl çalıştığımız görülmeli ve gelecek kuşaklar için ibret ve uyanıklığı gerektirmelidir. Zaten her şey unutulur. Fakat biz her şeyi gençliğe bırakacağız, o gençlik ki hiçbir şeyi unutmayacaktır; geleceğin ışık saçan çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.
*
*****
*
Atatürkün gençliğe bu derece güvenmesinin temelinde doğru eğitim almış, kişiliği tam anlamı ile gelişmiş bir gençliğin nelere güç yetirebileceğini biliyor olması bulunmaktadır. Zeki, doğruyu yanlıştan ayırabilecek vicdana sahip, manevi olarak güçlü, ahlâklı, kütürlü, ülkenin sorunları ile ilgili, bu sorunlara kalıcı çözümler üretebilen, milli karakteri temsil eden, çalışkan, vatansever, tarihi bilince sahip bir gençliğin ülke nasıl bir duruma düşerse düşsün her zorluğu aşabileceği bir gerçektir. Bu nitelikte bir genç nesil topluma cesaret ve güç verecek, o toplumu sürekli daha ileriye taşıyacaktır. Atatürk de "Gençler, cesaretimizi pekiştiren ve sürdüren sizsiniz" derken, Türk gençliğinin bu özelliklere sahip olan asil bir gençlik olduğuna inanmıştır. Başkumandanlık Meydan Savaşının ikinci yıldönümünde söylenen bu sözlerde Atatürkün gençliğe inancı ve güveni açıkça görülmektedir.
*
*****
*
Oysa bugün gençlik bir kıskaç altında. İşte en önemlisi de inanlımaz bir kuşatma ile gençlerimiz, kendi önlerine sunulan gerek sosyal hayatlarındaki dayatmalarla, yönlendirilme gayretleri (ki özellikle televizyonların ve reklamların rolü burada çok fazla) ve gerekse geleceklerini tayin eden eğitim alanındaki açmazlarla boğuşurken ne yazık ki, etrafında gelişen olayları takip edemez duruma gelmişlerdir. Kapitalist sistemin krizi, ticarileşen eğitim, işsizlik yıllardır gençliğin temel gündemlerinden biri durumundadır ve sorun genel söylemlerle ele alınamayacak kadar önemlidir.
*
*****
*
Ancak herşeye rağmen unutulmamalıdırki Türk gençliği, tüm zorlukları aşabilecek kapasiteye sahip bir ecdadın çocuklarıdır! Zira tüm oyunlara rağmen, kendi kurtuluşunu, kendi mutluluğunu memleketin ve milletin mutluluk ve kurtuluşu için feda edebilen vatan evlatlarımıza sahip olduğumuzu da gururla ifade etmek isterim. Bu gurur dün olduğu gibi bugünde büyük bir kararlılıkla sürmektedir. O halde aydınlık bir gelecek için gençlerimizin önemli bir güç olduğunu iyi anlamak gerekir. Aynı zamanda tüm değerlerimizi yaşatacak ve koruyacak olan da bu güçtür.
Sevgi ve saygılarımla!

2 yorum:

  1. Türk gençliği asildir. Daima vatanına milletine sahip çıkacaktır. Çok güzel bir yazı. Teşekkürler. Serkan Alpaslan

    YanıtlayınSil
  2. Ellerinize kaleminize sağlık.Çok güzel bir yazı olmuş okurken çok duygulandım.TÜRK gençliği asildir çünki damarlarında dolaşan kan asildir .EY TÜRK GENÇLİĞİ BİRİNCİ VAZİFEN ,TÜRK İSTİKLALİNİ VE TÜRK CUMHURİYETİNİ,İLELEBET,MUHAFAZA VE MUDAFAA ETMEKTİR..MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA ,MEVCUTTUR:!saygılarımla dilek doğru

    YanıtlayınSil