22 Temmuz 2010 Perşembe

Roman Kahramanları Değil Bunlar, Gerçek KAHRAMANLAR!

















"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfûndan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler." Âl-i İmrân Sûresi,169,170. Ayet


Aleksandre DUMAS'ın "Üç Silahşörler" adlı eserini bilmeyenimiz yoktur herhalde... Athos, Porthos, Aramis ve d'Artagnan. Bu gözüpek "şövalye"ler, Fransa (kral-kraliçe) için, hiç çekinmeden hayatlarını ortaya koyuyorlar.

"Cesaret", "sadakat", "onur" gibi soylu unsurlara sahip bu kahramanları, bu uğurdan kimse alıkoyamıyor; hatta, kudretli ve kötülüğün temsilcisi olan Milady bile...

Bu tarihsel romanın kahramanlarını, günümüzde dahi insanlık onuruna yakışır bir şekilde övgüyle ve bir kahramanlık hikayesi olarak anlatılıyor olmasından yola çıkarak...


Biz, öyle romandan alınarak efsaneleşmiş kahramanlardan değil, yaşamış ve yaşamakta olan gerçek kahramanlarımızdan söz etmek istiyoruz. Evet evet, tarihten bugüne kadar var olan yiğitlerimizden... Bizim eşsiz yiğitlerimiz... Gözüpek kahramanlarımız... Onlar ki, yaşatma arzusunu, yaşama arzusundan her şart ve zeminde üstün tutan fidanlarımız... Biz onların sayesinde yaşıyoruz! Onlara ne yapsak haklarını ödeyemeyiz! Mübarek bedenleriyle kazanılmış bu toprakları, dün koruduk bugün de korumaya devam ediyoruz işte...


Kim için? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni korumak ve kollamak için!.. Bölünmez bütünlüğümüze sahip çıkmak, kardeşliğimize zarar getirmemek için!.. Namusumuz için!.. Bağımsızlığımız için!.. Ve Elhamdülillah Müslümanım, diyebilmek için!.. "Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz." Bakara Sûresi,154. Ayet



Yurdun dört bir yanından ŞEHİT cenazeleri kalkıyor... Fidanlarımız vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü için -kendi topraklarımız üzerinde- canlarını feda ediyor... "Nelere oluyor?" diye defalarca sorduğumuz sorunun yanıtını aslında herkes çok iyi biliyor. Ama kimse bu cevabı aklına bir daha getirmek istemezcesine, hafızasından silip atmaya çalışıyor... Zira bu alçak ve hain saldırıların arkasının kesileceğine inanmak istiyoruz... Biz böyle istiyoruz da, birileri öyle demiyor işte...

Hani 1919'da KURTULUŞ SAVAŞI'nı vermiştik ya... Evet, yine aynı savaştığımız işgalci güçler, karşımızda... İşte bu defaki işgal ve saldırış biçimleri çok farklı... Sessiz sedasız aramıza sızıyorlar... Kardeşi kardeşe düşman ettirmek, ardından ellerini ovuşturarak, gerçek anlamda "resmî işgal"i gerçekleştirebilmek, tek hedefleri...

PKK'nın, yani eli kanlı tedhiş örgütünün lojistik desteğini kimler sağlıyor? Bu hainleri, kimler eğitiyor? Hain inlerini, kimler savunarak kolluyor? Bu soruların yanıtları belli ki... Üzerinde biraz düşünmemiz ve tarih sayfalarına şöyle bir göz atmamız yeterli olacaktır!


"'Ben tarihin Türk halkından yana olduğunu biliyorum… Hatırlayın, 1919’da, umutsuz, çöken bir imparatorlukta, yazar Refik Halit KARAY, direnen güçlere ve Mustafa Kemal’e hitaben ne demişti:

"Anadolu"da bir patırtı bir gürültü, kongreler, beyannameler filan..

Sanki birşey yapabilecekler… Blöf yapmanın sırası mı şimdi?

Hangi teşkilatın ne gücün var!… Bu ne hayal!!

Kuzum Mustafa sen "deli" misin!

O Mustafa, aklın ve bilimin ışığında, ne "deli" ne "çılgın" olmadığını, halkıyla ispatlamıştı!'" Gazeteci yazar Banu AVAR


Demem o ki... Romanlara konu olabilecek asıl gerçek kahramanlar, hemen yanı başımızda!..

Onlara iyi bakın!..

Onlar biziz!!!

Yine ne diyordu Athos, Porthos, Aramis ve d'Artagnan; "Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için!"


Sevgi ve saygılarımla!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme