şehit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şehit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2017 Salı

Affet Bizi...


Henüz gözümüzdeki yaş kurumadan, yüreğimizdeki acı dinmeden,

Bir kara haber daha...

Eren için yazdığım yazının akabinde telefonuma yazılı gelen bir mesajla birlikte yüreğim paramparça oldu:


"Hocam aynı gün gördüğüm kardeşim dediğim insanı, aynı günün akşamı cennete uğurlamak zor oluyor."...

Bu haberle birlikte,

Öğrendik ki, Yiğit Sinan ACAR'ımızda hain bir saldırıyla ŞEHİT olmuş.

Öğrendik ki, Yiğidimiz Sinan'ımız, iki hafta önce nişanlanmış... ve birkaç gün sonra da ailesiyle birlikte doğum gününü kutlayacakmış...

Dolayısıyla...

Arkada kalan bir avuç anı ile bırakıp gitti tüm sevenlerini, Sinan ACAR. 

E haliyle insanın yüreği dağlanıyor... 

"Benden sana son kalan
Bir küçük resim şimdi
Cevap veremez ama
Ağlar yalnızlığına"

Genç Polis Sinan ACAR Yavrumuz...

Bu vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumak için yemin ettin, biliyorum. Zira ben de bir polis kızıyım... Ve polisin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum.

Onun için  de bu yüksek görevini her şeyden üstün tutarak henüz hayatının baharında ŞEHİT oldun yavrum.

O sebeple...

Biz hep birlikte kuramadık yavrum,  sizin için daha aydınlık ve onurlu yarınları.

Veremedik yavrum sizin için insan olmanın onurunu.

Bitmez tükenmez hırsımıza ne yazık ki, yenik düştük yavrum.

Ve daha da acısı,

Atalarımızdan ve aziz şehitlerimizden devraldığımız bu cennet vatanı koruyamadık yavrum.

Çok üzgünüm Sinan ACAR!

Affet bizi...


Ama biliyorum  ki  bu topraklarda Sinanlar bitmedi,  bitmeyecek! 

Dolayısıyla aydınlık yarınlar Yüce Türk milletiyle birlikte olacaktır!

Mekanın cennet, ruhun şad olsun yavrum.

Ne mutlu Türk'üm diyene!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

13 Temmuz 2017 Perşembe

Lütfen! İndirin O Afişleri!


Yahya Kemal Beyatlı'nın,  topraklarımızı işgal eden yedi düvele karşı kıyamet kadar kan dökerek, kıyametten bizi kurtaran Türk ordusuna yazmış olduğu ve bugünlerde bağıra bağıra okunması lazım gelen, şiiri:

 26 Ağustos

Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi! 

Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi!

Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,

Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın.

Hal böyleyken...

15 Temmuz için bastırılan o afişleri görünce yüreğim, "cızz!" etti.. 

Zira Türk Ordusunun ve Mehmetçiğimizin acz içerisine düşmüş, aşağılanmış, pespaye bir şekilde görmeye tahammül edemeyeciğimiz bu görsellerasla kabul edilemez!!! 


Hazırlanan bu afişler, Türk milletine millet olma bilincini kaybettirmeye çalışan düşmanlara ve içerideki hainlere yarayacaktır. Dolayısıyla bu görüntüleri görmek, gerçekten içimi acıtıyor!

Oysa...

Kahraman askerimizden Astsubay Ömer HALİSDEMİR,  15 Temmuz'un unutulmaz bir simgesidir! 

Zira gerçek kahramanları ve kahramanlık hikâyelerini aratmayacak kadar en üst seviyede darbecilere karşı, bile bile canı pahasına mücadele ederek ŞEHİT olmuştur! 

Dolayısıyla bu afişte Şehit HALİSDEMİR'in kahramanlığına neden yer verilmiyor? 

Ve 15 Temmuz 2016'da ülkemizi işgal etmek isteyen düşmanlara ve Türk Ordusunun içine alçakça sızan hainlere karşı kahraman Türk ordumuz, gözünü kırpmadan canları pahasına karşı durmuştur. O sebepledir ki  bu afişler, bu kahramanlarımız için  çok büyük bir haksızlıktır.


Diyeceğim o ki... 

Türk ordusu milletiyle birlikte dün olduğu gibi bugün de, her şeye rağmen dimdik ayaktadır! Ve bu coğrafyada ayakta kalabilmenin tek yolu da, güçlü bir orduyla mümkündür. Dolayısıyla Türk milletinin bağrından çıkan kahraman ordumuz,   kendi milletine asla ihanet etmez!

İçeride ve dışarıda her gün üçer beşer ŞEHİT verdiğimiz bu tarihi günlerde, canı kanı pahasına savaş veren Mehmetçiklerimize sonsuz minnet ve şükran duygularımızı sunmaktan gurur duyarım...  

Ne mutlu Türk'üm diyene!




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Aziz Hatıraları Bize Emanettir!


Birkaç gün önce içimi aniden saran sımsıcak bir duyguyla ve heyecanla dikkatimi çeken, ticari bir taksinin arka camı üzerindeki Türk bayraklı ve ATATÜRK imzalı, şöyle bir yazı vardı:

"Bu araçta, şehitlerimizin ve değerli ailelerine ücretsiz hizmet verilmektedir"

Böyle bir yazı karşısında kim gururla duygulanmaz ki...

Dolayısıyla elleri öpülesi, önünde saygıyla eğilmemiz gereken gerçek vatansever bu saygın esnaf  ve çalışanlarımıza  minnet ve şükran duygularımızı iletmekten gurur duyuyorum...


Öte yandan... 


"Yalova'da bindiği minibüste 'şehit yakını' kartını göstererek ücretsiz seyahat etmek isteyen şehit çocuğu 14 yaşındaki Mehmet Gündoğdu'ya, minibüs şoförü Nihat Ü.'nün tokat attığı öne sürüldü. Olayla ilgili olarak Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı." 11 Temmuz 2017


Ne yazık ki bu türden utanç duyacağımız haberlere bir yenisi daha eklenen bu  rezil haberi görünce, yüreğim ezildi!

Demem o ki... 

Bizim yatıp gazilerimizin ayaklarına paspas, şehit yakınlarına da sonsuz minnet ve şükran borcuyla yaklaşmamız gerekiyor.  Dolayısıyla şehitlerimize ve gazilerimize karşı yaşadığımız için mahcubuz...

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor tevhid’i...
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Mehmet Akif ERSOY


Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

16 Haziran 2017 Cuma

Çok Zor...



Son günlerde Türkiye'nin çeşitli yerlerini sallayan depremler değil, asıl sımsıcak gülümsemeleriyle hafızamıza yer eden Aybüke öğretmenin şehit edilmesi ve  Ceylin yavrucağın hunharca katledilmesiyle sallandı Türkiye.

Dolayısıyla karne dağıtımının heyecanını yazamadım öyle içimden geldiğince... Ha bir de, kurulda  2. bebeğine hamile olan gencecik öğretmen arkadaşımızın, toplantımız esnasında kalbi yüzünden hastaneye taşınmasıyla sarsıldım. Yetmedi ardından  meslektaşımızın bebeğinin ameliyatla acilen alınışı ve hem bebeğinin hem de  öğretmenimizin yaşam mücadelesini gözyaşları arasında beklememiz yıktı beni...



Ruhum acı ile doldu... 

Bir yanda Aybüke öğretmen,

Diğer yanda 10 yaşındaki Ceylin çocuğumuz..

Ve tüm bunlar yetmezmiş gibi yanı başımda gerçekleşen, gözlerimizin önünde genç öğretmenimizin önce duran, sonrasında yeniden atmaya başlayan kalbi... Dolayısıyla karnında taşıdığı, 32 haftalık bebeğinin apar topar alınarak kuvöze konulması...

Hal böyleyken... 

Miniciklerimle karne heyecanımızı anlatmak... 


Çok zor!



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

1 Haziran 2017 Perşembe

Yüreğimiz Kan Ağlıyor!


Adeta kuduz bir köpek...

Bir oraya saldır, dur olmadı bir buraya...

Yok yok yetmedi şuraya...

Düğmeye bas, dilediğin ülkede iç savaş çıkar,

Diğer düğmeye bas, Afganistan'da, Irak'da, Suriye'de, Libya'da, Mısır'da.. bomba patlat.

Bir oraya bomba, bir buraya bomba...

Dolayısıyla...

Coğrafyamız bombalarla güne uyanıyor...

Ve bu canilerle canları pahasına vatan için savaşan yiğitlerimiz, Mehmetçiklerimiz can veriyor...

Dün 3 şehit verdik.. 

Ardından Şırnak'ta -elim bir kazada- düşen helikopterimizle birlikte,

Bugün  13 şehidimizi uğurluyoruz...



Hal böyle olunca,

İster istemez, Amerikan bombalarının düşmediği tek bir toprak parçası kalmayan Vietnam, insanın aklına geliyor.

Dolayısıyla,  Eyy Amerika!

Hani, yine bugünlerde yaptığın gibi dünyanın hamiliğine soyunarak dün, milyonların ölümüne sebep olduğun, ve girdiğin bataklıktan ancak kaçarak kurtulabildiğin tarihin en kanlı savaşı olan VİETNAM'ı sakın unutma!



Bu vesileyle Şehitlerimize Yüce Allah'tan rahmet, 

Yüce Türk ulusuna da sabır diliyorum... 


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

22 Aralık 2016 Perşembe

Anadolu Üşüyor




Hava oldukça ağır... 

Hava oldukça soğuk...

Binlerce yıllık kültürüyle medeniyetlere ev sahipliği yapmış,

"Dörtnala gelip Uzak Asya'dan, Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan" Türk vatanı, ne yazık ki yine karalar içinde yaslı. Ve bu ayazda biz, sıcak odalarımızda otururken cephede 14 canımız,

Hain saldırıda;

Binbaşı Bülent Albayrak, 

Astsubay Çavuş Furkan Yavaş, 

Topçu Astsubay Kıdemli Çavuş Önder Pınar, 

Astsubay Çavuş  Göktan Özüpek, 

Uzman Çavuş Burak Boz, 

Uzman Çavuş Ali Yılmaz, 

Piyade Uzman Çavuş Oktay Durak,  

Uzman Çavuş Akın Acar, 

Uzman Çavuş Ferhat Demir, 

Uzman Çavuş Hasan Kavuz, 

Uzman Çavuş Mehmet Kökkaya, 

Uzman Çavuş  Osman Çelik, 

Uzman Çavuş Ali Sezai Yalçın

Şehit düştü.

Ve asıl yakıcı acımız; bizler için, vatan için  can veren şehitlerimize rağmen,

"Haydi eller havaya" vur patlasın, çal oynasın ihanetleriyle Anadolu'mun her köşesine aralıksız ekranları aracılığıyla  yayın yapan...

Anadolu, tıpkı 1919'da olduğu gibi...

-35 dereceyle buz kesmiş

 Anadolu'm üşüyor!



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Bugün 10 Ağustos...


Büyük TÜRK Milleti, 

Bugün 10 Ağustos...

Ülkemiz için nice kalleşlikleri plânlayanlar dünden bugüne hızını kesmeksizin devam ediyor.

Dünden bugüne ve de yarına daha nice kalleşliklerle, alçaklıklarla karşılaşacağımızı bilmiyoruz... Dolayısıyla etnik ve mezhepsel ayırım gözetmezksizin bir millet olarak, ulus olarak kenetlendiğimizde ve o şanlı tarihimizin soylu atalarımızı biraz olsun anlayabilirsek, bu cennet vatanımızın tek sahibi biz olacağız...

Dolayısıyla bu anlamda;

30 Ekim 1918 Mondoros Ateşkes antlaşmasını çözer,

24 Temmuz 1923 Lozan'ın önemini farkeder,

Ve de 10 Ağustos  1920 Sevr'i daha iyi anlamış oluruz.



Bugün SEVR'in tekrar hortlatılması için süren tüm gayretlere rağmen, 15 Temmuz 2016'da yapılan İŞGAL girişimine karşın tek yumruk olduğumuz gibi Atatürk'ün "Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır" sözünün geçerliliği, dünya döndükçe Türk milleti ve Türk devleti hep var olacaktır! Ve yine aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersaneleri işgal edilse dahi, yüce Türk halkının yani  atalarımızın kanlarıyla sulanmış bu aziz vatanımız hep korunacaktır!

Dolayısıyla an itibariyle son dakika edindiğimiz habere göre;

"Şırnak'ın Uludere ilçesinde PKK'lı teröristler 8 askerimiz, Mehmetçiğimiz ŞEHİT" oldu!!!

Evet bugün Sevr'in imzalanmasının üzerinden tam 96 yıl geçti...

96 yıl önce bugün imzalanan Sevr'le birlikte Türk milleti tümüyle sömürge bir devlet olacak, toprağı, ekonomisi ve ordusu Batılı emperyalistler  tarafından yönetilecek bir devletin köleleri  olacaktık.

Ancak Atatürk'ün "ölü doğmuş bebek" olarak tanımladığı antlaşma, bugün hâlâ gündemde, hâlâ yürürlüğe sokulmak istenmektedir.

Peki "SEVR"in amacı ve istedikleri nedir?

Uygulamaya konulan anlaşma o zaman Güney Doğu bölgemizi İngilizler alacaktı, bugün Amerika istiyor. 


Ve günümüzün Avrupa Birliği (AB) uyum yasaları. O tarihte savaş meydanlarında atalarımızın kanları pahasına koruduğu bu aziz toprakları şimdi etnik ve mezhepsel kışkırtmayla vatanımızı elde etmenin peşindeler...


Yüce Türk Halkı,

Ne mutlu Türk'üm diyebilmek ve  1923 ruhunu ve heyecanını hep koruyabilmek, yaşatabilmek inancı ve  umuduyla...

Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!


Sevgi ve saygılarımla!


Not:

1. Dünya Savaşından sonra, 18-26 Nisan 1920'de, Osmanlı topraklarının paylaşılması ve Osmanlı ile yapılacak olan Sevr Antlaşması'nın şartlarını hazırlamak için, İtalya'nın Sanremo şehrinde toplanan milletlerarası konferansla kabul edilen  ve İstanbul'da saltanat şurası tarafından kabul edilip 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması'nın maddeleri şunlardır :

"Askeri hükümler:

Osmanlı Hükümeti 35.000'i jandarma, 15.000'i özel birlik, 700'ü padişahın yanındaki güvenlik birliği olmak üzere ancak 50.700 kişilik bir asker bulundurabilecekti. ordunun ağır silahları, zırhları, uçakları ve donanması bulunmayacaktı.

Azınlıkların statüsü:

Azınlıkların hakları yasalarla korunacak, göç eden azınlıkların eski yurtlarına dönmeleri sağlanacak, bunların uğradıkları zararlar ödenecek.

Boğazların durumu:

Boğazlar; savaş ve barış zamanında tüm devletlerin gemilerine açık olacak bir uluslar arası komisyon tarafından yönetilecek, bu komisyonun ayrı bir bayrağı ve ayrı bir bütçesi olacak. merkezi İstanbul'da bulunan bu komisyonun bir de ordusu olacak.

Kapitülasyonlar sorunu:

Kapitülasyonlar tüm devletlere tanınacak ayrıca Yunanistan ve yeni kurulacak olan Ermenistan da kapitülasyonlardan yararlanacak.

Mali-ekonomik konular:

Mali-ekonomik konularda İstanbul Hükümeti'nin yetkileri sınırlandırılıyordu. İngiltere, Fransa ve İtalya devletlerinin temsilcilerinden oluşan bir komisyon devletin gelir ve giderini kontrol edecekti.

İngiltere,

İngiltere'ye musul dahil bütün orta doğu veriliyordu.

Kürdistan,

Doğu Anadolu'da bir kısım iller özerk bir Kürt bölgesi (Kürdistan) oluşturulmak üzere Kürtlere bırakılıyordu.

Fransa,

Fransa'ya Suriye, Adana, Malatya ve Sivas dolaylarını birleştiren bölgeler veriliyordu.

Ermenistan,

Doğu illerinin bir kısmında Ermenistan adında bir Ermeni Devleti kurulacak, bu devletin sınırlarını ABD Başkanı Wilson belirleyecek.

İtalya,

İtalya'ya Antalya ve Konya bölgesi veriliyor ve böylece İtalyanlar iç-batı Anadolu'nun derinliklerine kadar uzanıyordu.

Yunanistan,

Yunanistan'a İstanbul il sınırına kadar Trakya toprakları ile Gökçeada(imroz) ve Bozcaada dahil Ege adaları verilecek, Ege bölgesi'nin büyük bir kısmı da İzmir başta olmak üzere Yunanistan'a verilecek. 

İstanbul,

İstanbul; Türklerde kalacak ancak azınlık hakları korunmadığı taktirde Türklerin elinden geri alınacak ve uluslararası bir şehir haline getirilecektir."





"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

13 Temmuz 2016 Çarşamba

Gören Gözlerimle Okudum...









Bugün Yılmaz ÖZDİL'in yazısını okudum...

:((

"Yücel…
Hataylı.
Uzman çavuştu.
2011'de Şırnak İdil'de arazi taraması yapıyorlardı, 20 kiloluk elyapımı bomba uzaktan kumandayla patlatıldı, havaya uçtu.
*

Vücuduna elektrik verilmiş gibi hissetti. Bacağını yokladı, bacağı yerinde yoktu. Tüfeği aklına geldi, kapıp çatışmaya girmek istedi, tüfeğini bulamıyordu, güpegündüz, zifiri karanlıktı… O an farketmemişti, gözleri de gitmişti." Yılmaz ÖZDİL, 13 Temmuz 2016



Allah'ım... 

Hani gören gözlerimle okudum bu yazıyı...

O gözlerim diyorum...

Keşke bugünleri görmeseydi... 

Hani bu kahrolası günleri; var zannettiğimiz gözlerimizle seyrediyoruz ama, görmüyoruz...

Dolayısıyla bu tarifsiz acıyı biz millet olarak sağlam zannettiğimiz gözlerimizle görmediğimizden artık çok eminim!

Evet, artık  emin olduğum tek şey, insanlığımızı kaybettiğimiz bu günlerde, bu kahraman yiğitlerimizin bize olan haklarını asla ödeyemeyecek kadar küçüldüğümüzdür!

Ve yine televizyon başında soytarıların şarlatanlıklarını ve sözde şenliklerini izlemekten başka bir eğlencesi olmayan,

Öte yandan vatan evlatları bir bir şehit edilirken olaylara umarsızca bakan, üvey analık eden bir toplumun öksüz çocuğu gibi ortada bırakılan kahraman, gözü pek yiğit gazilerimize ve yakınlarına reva görülen ve gereksiz bir yükmüş gibi kâh evlerine haciz göndermeleri, kâh naylon pencereli derme çatma kulübelerde oturmalarını izleyen bir toplum olmanın utancını ne yazık ki bu "gören" gözlerimizle seyrediyoruz...

Allah'ım! Akılımızı ve yüreğimizi mi yitirdik? Yitirmediysek şayet, bu öksüz bıraktığımız gazilerimizi, tutunacak bir dalı bir hamisi olmadan öylece bırakmak da neyin nesi oluyor?

Bize ne oldu böyle?!





Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)