20 Şubat 2015 Cuma

Daha Acısını Unutamazken, Bir Yenisi Daha...




"Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır." Rum Sûresi, 21. Ayet

"... içinizde günah işlememiş kimse, ilk taşı o atsın kadına. Yuhanna, VIII,7

"İnsanın hayvani tarafı iğrenç.. Ama hiç değilse onu ruhumuzun yüksekliğinden gözleyebilir, horgörebiliriz. Aynı hayvanca duygular, şiirin, estetiğin, geleneklerin örtüsü altına gizlendi mi, bizi esir alıyor ve biz bu duygulara adeta tapıyoruz. Onları kötülükten ayırt edemiyoruz. İşte korkunç olan da bu!" Tolstoy, Diriliş sf:321


"TACİZİ HAK EDİYORLAR…
Lise müdür yardımcısı... okuldaki  sınıf başkanlarını toplayarak, "Bu okulda kızlar mini etek giyiyor. Bu tacize açık bir durum. Böyle giyerlerse tacizi hak ediyorlar. Erkek öğrencilerden bir tim kuracağım. Erkekler mini etek giyen kızları önce uyaracak. Eğer devam ederlerse taciz yapılacak" dedi."19 Şubat 2015

Vay be!.. 

Bunu yapan bir de eğitimci öyle mi? 

O vakit yarın birileri de çıkarak sokak "taciz timi" kurarsa hiç şaşırmayalım...

Ne de olsa konu hakkında, hem de okulda, hem de kadın öğretmen tarafından "eğitim" verilmiş oluyor ya..

Öte yandan...



"Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, "Burada kişisel hislerle devletin reaksiyonunu ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Şayet benim kızımın başına böyle bir olay gelseydi ben elime silahı alır bunun cezasını kendim verirdim. Bunun cezasına da katlanırdım." 16 Şubat 2015

Şüphesiz ki "devlete insan öldürmek yakışmaz"  ama  insana da öldürmek yakışmaz...

"Suç işlemede kalıtımın rolü neymiş? Kişi doğuştan kötü, ahlaksız olabilir miymiş? Ahlak neymiş? Delilik neymiş? Soysuzlaşmak neymiş? Kendini kaybederek nasıl suç işlermiş insan? İklimin, beslenmenin, bilgisizliğin, görgünün, hipnotizmanın, tutkunun suç işlemekte etkileri neymiş? Toplum neymiş? Toplumun görevleri neymiş? vb." sf:331

Dolayısıyla... asıl olan bu sorular  üzerinden yola çıkarak toplumu sağlıklı kılmak  değil midir?

Özgecan Aslan.. Gencecik bir kızın hayatı, hani tanımlıyor ya Tolstoy, "insanın hayvan tarafı iğrenç" diye.. öyle bir hayvan tarafından vahşice katledildi.

Vicdan muhasebesine, üst sınıfların kalpsizliğine, Rus Çarlığı bürokrasisine  ve suçluluk duygularına acımasızca eleştirel bakışla yazan Tolstoy'un  DİRİLİŞ adlı romanından kesitlerle konuya dikkat çekmek istiyorum:


"Herkes kendisi için, kişisel zevki, çıkarı için yaşıyordu; Tanrı üzerine, iyilik üzerine söylenenler aldatmacaydı...

İnsanların olmayacak bir şeyi gerçekleştirmek, kendileri kötüyken kötülükleri düzeltmeye çalışmak istemelerinden geldiğini biliyordu artık. Aşağılık insanlar, kendileri gibi aşağılık insanları düzeltmek istemişler, bunu mekanik bir yolla yapmayı düşünmüşlerdi. Ne varki tek sonuç vermişti bu düşünce: Gözü yükseklerde olan, çıkarcı bazı insanlar bu uydurma cezadan, düzeltmeden bir meslek çıkarmışlardı kendilerine; alabildiğince ahlâksızlaşmış, bozulmuşlar; acı çektirdikleri insanları da ahlâksızlaştırmışlardı...

"Canavar ruhlu insanlara ne yapmalı? Cezalandırmamalı mı?" sorusu artık rahatsız etmiyordu onu. Cezanın suçları azalttığı, suçluları düzelttiği kanıtlanmış olsaydı bir anlamı olabilirdi bu sorunun. Oysa bunun tam tersi gerçekten insanların başka insanları düzeltmeye yetkin olmadıkları kesinlikle biliniyorken tutulabilecek en akıllıca yol, yalnızca yararsız değil, üstelik zararlı, kötü, çirkin olanı sürdürmekten vazgeçmektir. "Suçlu saydığınız insanları birkaç yüz yıldır öldürüyorsunuz. Bitirdiniz mi onları? Ne gezer! Üstelik çoğaldılar. Cezalarınızın iyice kötüleştirdiği suçlular doldurdu her yanı. Oturdukları yerden adam cezalandıran kendileri de suçlu yargıçlarınız, savcılarınız, sorgu yargıçlarınız, cezaevi yöneticileriniz de onlardandır aslında. "Toplumun düzeninin insanları yargılayan, cezalandııran bu yasal insanların yüzünden değil, insanların -bunca kötülüğe karşın-  hâlâ birbirlerine acımaları yüzünden var olduğunu biliyordu..." sf:463-464

Dolayısıyla yozlaşmış bir toplum düzeninde kol gezen vahşetin kaygısıyla her gün bir başka Özgecan'ı kaybediyoruz...



"ANTALYA’da, park halindeki otomobilde  29 yaşındaki Şahin K. ile tartışan 23 yaşındaki Hüsne Aslan, araçtan inip gitmek istedi. Sinirlenen Şahin K. aracı aniden hareket ettirince Hüsne Aslan da atladı. Aracın arka tekeri başının üzerinden geçen Hüsne Aslan olay yerinde yaşamını yitirdi." 20 Şubat 2015



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)

2 yorum:

  1. Çok hızla geçen haber akışı içerisinde kimin söylediği şu an hatırlamadığım ama asıl doğruyu işaret eden yorum: "Önemli olan cezada adaletin sağlanması" idi. Belki adalette en sağlıklı yaklaşım, kişilere karşı suçta af ya da ceza indirimi verme yetkisinin suçtan zarar gören veya yakınlarına verilmesi. Bu sağlanamadığı takdirde (ki zor görünüyor)verilen cezada infazın sonradan getirilen aflarla bozulmaması. Ne yazık ki siyasi kaygılar hep adaletin önüne geçiyor.

    YanıtlayınSil
  2. güzel derlemeler..Kadına şiddet ve cinayetlerin artması kanımca devletin sorumsuzluğundan kaynaklanıyor..AB bakanı o koltuğu haketmediğini gösterecek şekilde iyice saçmalamış..Topluma adeta "kendi adaletinizi kendiniz sağlayın" diyor..Nasıl AB bakanı olmuş dicem ama bu Türkiye şartlarında normal bişi..Normal bir vatandaş dese bu sözleri anlaşılabilir ama bir bakanın böyle konuşması,toplumun adalet anlayışını çıkmaza sokar..Her olayda toplum kendi adaletini sağlamaya çalışabilir..Polislere ve hakimlere ne hacet o zaman? Neyse yazınız çok iyi,elinize sağlık..

    YanıtlayınSil