Maide Suresi 51. Ayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Maide Suresi 51. Ayet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Kasım 2017 Çarşamba
Eyy, Müftü Efendi!..
"İsrail'den Arabistan müftüsüne davet...
Suudi Arabistan müftüsü: Hamas terör örgütü, İsrail ile savaşmak caiz değil"
Ben mi yanlış anlıyorum, yoksa dünya mı tersine dönmeye başladı...
Allah aşkına!..
Siyonistler Müslüman, Hamas da Yahudi, Hıristiyan olmuş, haberimiz yok, iyi mi!
Vay arkadaş, bu ne!..
Dolayısıyla hani sayfamın sağ tarafında, ve bugün coğrafyamızı kan gölüne çeviren zalimlere ve onların işbirlikçilerine atfen sabit olarak yerleştirdiğim, Kur'an ayetlerinden birkaç tanesini izninizle buradan da tekrarlamak isterim:
"Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalimlerin ta kendileridir." MÜMTEHİNE SÛRESİ 9. AYET
"Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki; "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur."Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva(arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı." BAKARA SÛRESİ 120. AYET
"Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez." MAİDE SÛRESİ, 51. AYET
Dolayısıyla...
Eyy, Müftü efendi!..
Sen Kur'an'ın hangi ayetine dayanarak fetva veriyorsun?
Ve kimlere hizmet ediyorsun?!
Sevgi ve saygılarımla!
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)
3 Mart 2013 Pazar
"Hacı" Wilhelm ve Maide Suresi, 51. Ayet

"Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez." Maide Sûresi 51. Ayet
"Ekim 1914'te İngiliz Büyükelçisi'nin bildirdiğine göre, Halep vilayetindeki Müslümanlar öyle büyük bir propoganda bombardmanına uğramışlardı ki, II. Wilhelm'in Müslüman olduğunu ve Almanların Rusya'ya karşı İslam uğruna savaştığına inanmış görünüyorlardı.
Alman ve Türk propagandacılar Alman İmparatoru II. Wilhelm'den "İslam'ın dostu ve koruyucusu Hacı Wilhelm" diye sözediyorlardı.
Alman İmparatoru'nun kendisini "Hacı Wilhelm" olarak adlandırmasının ve Müslümanlara böyle tanıttırmasının kuşkusuz bir nedeni vardı. Maide suresinin 51. ayeti, Müslümanların Yahudi ve Hıristiyanları "veli" edinmesini yasaklıyordu:
(...)
Kur'an'da, pek çok ayette, Müslümanların Tanrıdan başka "veli"sinin olamayacağı vurgulanıyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nun ve Halife Padişah'ın Hıristiyan Almanya ile kurduğu ilişki, Kur'an'da "veli" sözcüğüyle tanımlanan nitelikteydi. Hıristiyan II. Wilhem'in Müslümanların halife'si olan Padişah'a "veli" olması Kur'an'a aykırıydı. Maide suresi'nin 51. ayetinin bu ilişkiye engel olarak gösterilmesinin önüne geçmek için tek yol, Hıristiyan Alman imparatoru'nun gizliden Müslümanlığı benimsediği, dahası "Hacı" olduğu yalanını yaymak ve böylece Maide suresi 51. ayeti'ni işletilemez duruma getirmekti.
II. Wilhelm'in Müslümanlığının, "hacı"lığının uydurma olduğu, 1891-1895 yılları arasında Almanya'da kendi adına Vatikan'ın Petersdon Katolik Kilisesi'ne karşı Protestan "II. Wilhelm Kilisesi" yaptırmasından belliydi. Ama dünya Müslümanlarını Alman çıkarları doğrultusunda savaştırabilmek için yalancıktan Müslüman ve de Hacı görünmek gerekince, bu oyunu oynamaktan çekinmiyor, Osmanlı Halife'sini Almanya güdümünde İslam Birliği'ni kurmaya yöneltiyordu büyük paralar dökerek.
(...)
Alman altınları gelir gelmez başlanan "cihad" metninde "İslam Hükümetlerine yardımcı olan Almanya..." övgüyle anılıyor; İngiltere, Fransa ve Rusya gibi düşman devletlerin uyruğunda yaşayan Müslümanların, o ülke yönetimlerince askere alınıp Almanya'ya karşı cepheye sürülmeleri durumunda Almanya'ya karşı savaşmalarının günah olacağı özenle vurgulanıyordu.
Müslüman Türk Osmanlı Mehmetçikleri, toplandıkları alanda Şeyhülislamın okuduğu Cihad-ı Ekber Fetvası'nı büyük bir inançla dinlemiş, Tanrı'ya duydukları bağlılıkla, atlarına binip cepheye ölüme koşmuşlardı; bu fetvaların Alman altınlarıyla, Hıristiyan rüşvetleriyle, Hıristiyan Almanya'nın dünyada tek egemen olması amacıyla çıkartıldığını bilmeden..." Cengiz ÖZAKINCI, Türkiye'nin Siyasi İntiharı Yeni-Osmanlı Tuzağı, sf: 201-202-204-205
Bugün 3 Mart 2013...
Bundan tam 89 yıl önce halifelik kaldırıldı(3 Mart 1924).
İslam dininde bugün Hıristiyanlığın sürdürdüğü "papalık makamı" gibi bir durum söz konusu değildir!
Hz. Peygamberimizin vefatından bu yana İslam dünyası hep bir kargaşa ve kardeşin kardeşe düşman edilmesi ve ettirilmesi dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Ki Hz. Muhammed'in torunlarının bile kılıçtan geçirilebildiği İslam dünyası için halifelik "makamı" hiçbir zaman kutsal değildir! Bilakis "halifelik" çıkar kavgalarına, taht kavgalarına savaşların hatta mezhepsel ayrışmaya kadar varan ve Müslümanları ikiye bölmesine(Şii, Sünni) baş sebeptir!
O sebeple...
"Efendiler, yabancılar halifeliğe saldırmıyorlar. Ama Türk ulusu saldırıdan kurtulamıyor... Çanakkale'de, Suriye'de, Irak'ta, İngiliz bayrakları altında Türklerle vuruşanlar islam uluslarıydı. (Sömürgeci düşmanlar) Türk ulusuna kolaylıkla saldırabilmek için halifeliğin devam etmesini yeğliyorlar." Mustafa Kemal ATATÜRK
Sevgi ve saygılarımla!
14 Eylül 2012 Cuma
Hem Allah Kur'an Diyeceğiz...





"ABD'de çekilip internetten yayınlan 'Müslümanların Masumiyeti' isimli, peygambere hakaret edilen filme tepki dinmiyor. Müslümanların yaşadığı çok sayıda ülkede insanlar Cuma namazı sonrası sokaklara döküldü. Sokaklara dökülen halk, ABD, İsrail ve Almanya elçiliklerine saldırdı. Yemen ve Lübnan'daki gösterilerde altı kişi hayatını kaybederken onlarca kişi de yaralandı.
Clinton, ABD'nin bu tür ''iğrenç'' videoların gün ışığına çıkmasına neden engel olmadığının bazılarınca sorulabileceğine işaret ederek, şöyle devam etti: ''Bugünün teknolojisinde, bu mümkün değil. Ancak mümkün olsaydı bile ülkemiz kökü uzun geçmişe dayanan ifade özgürlüğü geleneğine sahip. Bireylere, ne kadar iğrenç olursa olsun kendi görüşlerini ifade etmelerinde engel olmayız." 14 Eylül 2012, Haber Türk
Ne "ifade özgürlüğü"ymüş ama...
Vallahi bu "özgürlüğe" şapka çıkarmak lâzım gelir...
Zira "ifade özgürlüğü"ne dayandırılarak, neredeyse sistemli bir şekilde sahnelenen iğrenç saldırılara bir yenisi daha eklendi...
Her yer yanıyor, yıkılıyor...
Ortalık yine kan gölü...
Hanımefendi çıkmış bağırıyor;
"İfade özgürlüğü"
Oh ne âlâ...
Ya, inanılır gibi değil...
Bu şeytani düzen ve fitne...
Sahi; ŞEYTAN dedim de aklıma bir hikaye geldi.
Şimdi bu hikayeyi sizinle paylaşalım:
"Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş. Keyfi yerinde olan şeytan, sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineği sağan genç bir kadını uzaktan izlemeye başlamış. Şeytan, kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş.
Buzağı bu, az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış. Buzağı yerinde debelendikçe boynundaki ip biraz daha gevşemiş ve sonunda yular hepten çözülmüş. Koşarak annesini emmeye giden buzağı, süt kovasına çarpmış ve bütün süt yere dökülmüş. Sağdığı sütün heba olduğunu gören genç kadın, sinirlenerek eline geçirdiği odunu buzağının kafasına vurmasıyla yavru, kan içinde yere yığılmış. Yavrusuna saldırılmasına kayıtsız kalmayan inek bir tekmede kadını yere serip öldürmüş.
Uzaktan geçmekte olan kadının kayınpederi, ineğin gelinini öldürdüğünü görüp, elindeki tüfekle ateş ederek ineği öldürmüş.
Silah sesini duyan koca koşup gelmiş. Karısını yerde cansız yatarken, babasını da elinde tüfekle görünce, belinden silahını çekip, tek atışta babasını öldürmüş.
Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam bu kadar acıya dayanamayacağını düşünüp, bir kurşun da kendi kafasına sıkarak canına kıymış.
Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan, "Bu felaketi de bana yüklerler. Buzağının ipini gevşetmekten başka ben ne yaptım şimdi?" demiş."
Sakın yanlış anlaşılmasın..
Sadece ifade özgürlüğümü kullanmak istedim...
Yoksa Kılinton Hanım'a sözümüz yok valla...
Hem o,
Olsa olsa bir melek olabilir...
Kadıncağız tam bir "MELEK"!..
Ne yalan söyleyelim, gittiği her yerde gül bitiyor...
O güller birden "kana dönüşüyor" derseniz,
Eee... olacak o kadar!
Gül bu...
İnsanın canını yakacak ve kanını akıtacak kadar dikeni bol...
Madem gül seviyoruz,
O vakit dikenine de katlanılacak...
Zira hem Allah Kur'an diyeceğiz,
Hem de Allah Kur'an kelâmı dinlemeyeceğiz...
Ne diyor, Kur'an?
"Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez." Maide Sûresi 51. Ayet
"Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki; "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva(arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı." Bakara Sûresi 120. Ayet
Diyeceğim...
Şimdi ortada Kılinton Hanım'ın "ifade özgürlüğü" dediği "şey"den başka ne var ki?..
O sebeple...
Millet'ler birbirini yiyormuş,
Yok ortalık savaş alanına dönmüş'müş,
Yok kan gölü olmuş'muş,
Falan filan...
Boş verin siz onları...
Hem ne kadar ayıp!
Altı üstü ortada bir "ifade özgürlüğü" var.
Yok artık...
Onu da biz müslümanlar anlamadıysak gari...
Yuh yani...
"Bir kenarda oturup felaketleri izleyen şeytan"ın dediği gibi...
"MELEK" Hilari ne yaptı ki?!
Sevgi ve saygılarımla!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






