Yerli Malı Haftası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yerli Malı Haftası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Aralık 2014 Salı
Bilinçsizce "Örnek" Oluyoruz...
Düşünmeyen tutucudur.
Düsünemeyen aptaldır.
Düşünmediğine aldırmayan ise köledir.
Tutum yatırım Türk Malları Haftası
Yerli Malı Haftası:12-18 Aralık tarihleri arasında ülkemizde kutlanan belirli gün ve haftalardan birisidir.
"Haftanın amacı; yerli tüketimin bilinçli olarak artmasıdır. Bu hafta süresince tutumlu olmanın, yatırım yapmanın ve yerli malı kullanmanın önemi vurgulanır. İnsanların parasını, malını, eşyalarını, zamanını ve sağlığını gerektirdiği gibi korumak ve dikkatli kullanmasına tutumlu olmak denir. İhtiyaçlara harcandıktan sonra artakalan para ile yatırım yapmanın önemi üzerinde durulur. Tüketilecek ürünlerin ülkede üretilen ürünlerden seçilmesinin gerekliliği anlatılır. Bu şekilde ülkenin zenginliklerinin artması amaçlanmaktadır. Ayrıca bilinçli tüketicilik konuları üzerinde durulur."
Hal böyleyken..
Öğrencilerimle "yerli malı haftası"nın ne anlama geldiğini konuşuyoruz:
- Çocuklar evinizde kalorifer ya da soba yanarken, pencerelerinizi açıyor musunuz?
- Hayır..
- Neden?
- Öğretmenim o zaman kaloriferlerimiz boşa yanmış oluyor..
- Yani paralarımızı çöpe atmış oluyoruz değil mi?
- Evet..
Diyeceğim, Tutum Yatırım Türk Malları Haftası'nı kutluyoruz, kutluyoruz da..
Kamu kurum ve kuruluşlarında israf edilen, sıcak soğuk demeden bütün kış mevsimi boyunca, harıl harıl yanan kaloriferler ve lambalarla hangi tasarruftan söz ediyoruz, tartışılır...
Özellikle okullarımızda bir yanda kaloriferler yanarken, öbür yanda pencereler açık bir şekilde binlerce öğrencinin gözleri önünde onlara "örnek" olmanın bilinçsizliğiyle, israfı ve savurganlığı umursamadan yaşayan biz "eğitimci'lerin tutum ve davranışlarını nasıl açıklayacağız?
Dolayısıyla bu sayede, "bana ne"ciliği ve kendilerine dokunmayan her şeye kayıtsız kalmayı, yani bencilliği çocukların bilinçaltı zihinlerine yerleştirilmiyor mu!
Zira çocuk gördüğünü işler...
Kısaca ne ekersek onu biçeriz..
Biz savurganlığı daha okul sıralarında çocuklara kendi davranışlarımızla veriyoruz.. Çünkü bizatihi biz, kendimizden başkasını düşünemez olduk vesseslam!
Dolayısıyla...
Hani paralarımız boşa gidiyormuş, hani doğalgazı dışarıdan alıyormuşuz, hani borç gırtlağa dayanmış...
Çocuklar...
"Yerli Malı Haftası"nı kutluyoruz...
Hepimize kutlu ve mutlu olsun...
Sevgi ve saygılarımla!
NOT: Konuya ilişkin ilgili sözcüklerin öğrenilmesi için "tasarruf" kelimesinin anlamını ne yazık ki ilkokul için diye tanımlanan sözlüklerde bulamadık.. Bunun yanında "tasavvuf", "tasasız" kelimelerin anlamları var, "tasarruf" yok, iyi mi?.. Demek ki "tasarruf"un anlamını öğrenmeye gerek yok(!)muş... T.G.
"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S)
Etiketler:
İsraf,
Savurganlık,
Tasarruf,
Tutum Yatırım Türk Malları Haftası,
Yerli Malı Haftası
18 Aralık 2013 Çarşamba
Tadında Anadolu...


12-18 Aralık Yerli Malı Haftası...
Üretmeden tüketen bir toplum olduk!
Tarım ülkesiydik; kendi yağımızla kavrulan ender ülkelerden birisiyken... tarımı bırakıp turizme koştuk...
E dolayısıyla... ziraat mühendislerimizin işsiz, aşçılığın yükselişe geçmesidir bizi zora sokan...
Hâl böyleyken...
Türkçeyi "unutalım"...
AtaTürk'ü "anmayalım"...
7 bin yıllık Türk toprağı olan Anadolu'yu kültürel, zihinsel ve ahlâki bozulmaya terk edelim...
Türk Bayrağını "tartışalım"...
Türkiye Cumhuriyeti'nin adını "konuşalım"
İstiklâl Marşı'nı "değiştirelim"...
"Türk değilim" demek moda...
Türk'üm demek "ırkçılık"...
Hani... uzaydan bile görünen koskoca Çin Seddi kime karşı yapılmıştı?
Bir "bilen" Sayın Hoca'ya göre;
"Türk yok"...
Hülasa...
"Yerli malı Türk'ün malı
Her Türk onu kullanmalı!"
Cümleten "Yerli Malı" Haftamız kutlu ve mutlu olsun...
Sevgi ve saygılarımla!
Etiketler:
anadolu,
Aşçı,
Çin Seddi,
Irkçı,
İstiklâl Marşı,
Yerli Malı Haftası,
Ziraat Mühendisi
17 Aralık 2011 Cumartesi
Sen Boş Ver... Keyfine Bak





Dünya ekonomisinin krize girmesiyle birlikte beraberinde dünyada savaşlar yaşandığı bir gerçektir. Nitekim Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasında en önemli unsur ekonomideki çöküştür... Ardından bizim de ekonomimizdeki çöküş, borçlar... Milletimizi Kurtuluş Savaşı'na kadar sürüklendi. Zira ülkemizin bütün zenginlikleri -yer üstü ve yer altı kaynaklarımız- işletilemez hale getirildi. Hâl böyle olunca da ekonomimiz sıfırlanmış, millet olarak, zengin ülkemizde yoksul düştük... Köylümüz yoksullaşmış, tarım yapamaz hale getirildi. Netice itibariyle, pekçok ürünü yabancılardan almaya mahkum edildik!
Atatürk'ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nı cephede kazanmamızın hemen ardından, ekonomi cephesinde de aynı başarıya ihtiyaç hasıl olduğunun önemi üzerinde duran Atatürk, kendi üretimimizi yapmak niyetindeydi. Bunun üzerine kendi ürettiğimiz mallarla ayakta kalabileceğimizin önemini halka anlatmaya başladı...
Bu sebepledir ki, Atatürk, 17 Şubat 1923 yılında İzmir’de İktisat Kongresi toplanmasını istedi. İzmir İktisat Kongresi’nde yurdun bağımsızlığını korumak, başka ülkelere el açmamak için yerli mallar üretmemiz ve kullanmamız gereği kararlaştırıldı.
Dolayısıyla Başbakan İsmet İnönü, 12 Aralık 1929 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde "Türk parasının değer kaybının nedenlerini ve alınacak önlemleri" üzerinde bir konuşma yaptı. Yerli malı, ulusal ekonomi, tutum konusunda özet olarak dikkat çektiği nokta şu oldu:
"Yerli mallar üretmek, ulusça tutumlu olmak, birbirimize inanıp güvenmek zorundayız. Yabancı ülkelerden, sattığımızdan çok mal almayacağız." (Bu cümle, internetten alıntıdır.)
"Tutumlu olmanın yerli malı kullanmanın önemini, değerini ülke genelinde yaymak için -14 Aralık 1929'da- Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kuruldu. Atatürk"ün himayesinde, TBMM Başkanı Kazım ÖZALP Paşa başkanlığında, iş Bankası Genel Müdürü Celal BAYAR, Ziraat Bankası Genel Müdürü Şükrü ATAMAN ve Emlak Bankası Genel Müdürü Hakkı Saffet TAN"ın da katılımıyla Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kurulmuştur. Cemiyet devletin üst düzey yöneticilerinin katılımıyla tanıtılmış, tasarruf ve yerli malı kullanımı konusunda örnek olmak üzere Atatürk misafirlerine çay kahve ikram etmeyi kaldırmıştır.
Türkiye"nin Dünya Bunalımı etkisiyle de iç kaynaklarına yönelmesiyle özel tasarrufların arttırılması ve tasarruf alışkanlıklarının değiştirilerek banka sistemine dahil olması önem kazanmıştı. Geleneksel tasarruf biçimlerinin değiştirilmek istenmesi de önemli hedeflerden biriydi. Bu alanda dönemin önde gelen iktisadi kurumlarından biri olan İş Bankası, 1928 yılında "Kumbara Seferberliği" ilan ederek tasarrufları teşvik etmeye baş lamış, 25 Aralık 1929 tarihini Ta sarruf Günü ilan etmişti.
Türk Lirası'nın değerine istikrar kazandırılırken, birikimlerin ulusal bankalara yatırılması konusunda yoğun bir propaganda hareketi başlamış, "Bankada Türk Paran Var mı? Korkma Çünkü Türk Parası En Sağlam Paradır", "Paranı Milli Bankalara Yatır ve Üret" gibi ilanlarla halk, tasarruflarını bankalara yatırmaya çağrılmıştı. Tasarruf ortamını hazırlamak amacıyla 1930 yılında Tasarruf Sandıkları Kanunu, 1933 yılında Mevduatı Koruma Kanunu, 1936 yılında Bankalar Kanunu çıkarılmıştır. Evde saklanan paranın ekonominin yararlanabileceği alanlara çekilmesi ve insanlara tasarruf alışkanlığı kazandırmak amacıyla kumbara çekilişleri yoluyla tasarrufu teşvik ikramiyeleri uygulaması başlatıldı." Kaynak:
http://web.deu.edu.tr/ataturkilkeleri/pdf/1.ciltsayi2/c1_s2_dogan_duman.pdf
Evet hâl böyleyken, bugün bırakınız yerli malını...
Yabancı hayranlığımız ve tutkumuz "sanat" alanına ve hatta deyim yerindeyse iğneden ipliğe kadar ruhumuza işledi... Alın size bir örnek;
"Brad Pitt Muhteşem Yüzyıl dizisinde oynamak için geliyor!
Brad Pitt, Muhteşem Yüzyıl dizisinde bir bölümde oynamak için dizinin yapımcıları ile 2 Milyon Dolar karşılığında anlaştı. Pitt, Muhteşem Yüzyıl dizisinin Savaş sahnelerinde oynayacak. Muhteşem Yüzyıl'ın Brad Pitt'in oynayacağı sahneler önümüzdeki ay çekilecek.." 22 Kasım 2011, Vatan
Valla ne diyelim hayırlı uğurlu olsun... Zira koskoca Türk milletinin içerisinden bu rolü oynayacak insan bulamamışız..!
E o zaman da... "2 milyon dolar"ımızı seve seve dışarılara verebiliriz..
N'oolmuş ki, topu topu 2 milyoncuk... Olsun, veririz valla...
Yeter ki, "Bred efendi" bizim kendi ellerimizle canına okuduğumuz tarihimizin sayfalarında arz-ı endam etsin! Millet olarak ağzımız açık, tarih bir yana (boş ver onu) "yakışıklı" elin hıristiyanına hayranlığımızı ifade edelim...
Zaten biz değil miydik, dilimizden de utanıp, aşağılayarak Türkçe yerine "İngiliz hayranlığı"mızla İngilizce ile söyleyerek uluslararası şarkı yarışmalarında boy gösteren?!
Varsın olsun...
Her halimizle yabancı hayranlığı altında ezilip büzülerek, hem Türk'üm, hem de elhamdülillah müslümanım demektense...
Batı hayranlığı ve taklidi altında "modern" olmanın "gururu"nu yaşayarak keyfine varalım...
Bradler, Noeller, çam ağaçları, "bye bye"lar... haçlar, çanlar, kiliseler ( "n'oolacak ki? hepimizin Tanrısı aynı değil mi?" Bol miktarda Hıristiyanlık propogandası saydığım Yahşi Cazibe dizisi... incilerinden bir örnek), Parisler, noel babalar...
Boş ver yerli malını falan...
Yeni "mal"larla hayat çok daha havalı...
Keyfine bak...
:)
Sevgi ve saygılarımla!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)
.jpg)











