8 Mayıs 2014 Perşembe

...DNA'sı Klonlandı!











"Ben ancak güzel ahlâkı  tamamlamak için gönderildim." Hz. Muhammed


"En mutsuz ülke Türkiye
Uluslarası Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) 36 üye ülke arasında yaptığı '2014 Kaliteli Yaşam Endeksi'ne göre; Türkiye en mutsuz ülke oldu! En mutlu ülke ise Avustralya" 8 Mayıs 2014

"80 bin çocuk cinsel istismar mağduru...
Son günlerde Türkiye’yi ayağa kaldıran çocuklara yönelik suçlarla ilgili İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin hazırladığı rapor, durumun vahametini gözler önüne serdi..." 3 Mayıs 2014


Dolly (5 Temmuz 1996-14 Şubat 2003) nüklear transfer süreci kullanılarak yetişkin somatik bir hücreden klonlanan ilk  koyundur.



Dolly'i klonlayan beyinleri kutlamak gerekir mi, bilemem.. Orayı tarihin ahlâkına bırakalım...

Bugün ahlâkını yitirmiş bir topluma koşar adımla giden ve dolayısıyla klonlanan ruhların saçtıkları dehşetle karşı karşıyayız... Ahlâkını kaybedenler her şeyini kaybetmiş demektir. 


Vahşetin dna'sı klonlandı ne yazık ki.

Cehaletle birlikte televizyon kanallarının her karesine üstü kapalı ya da açık yerleştirilen algı ve imaj operasyonlarıyla insanların ruhları ele geçirildi...

Şüphesiz ki toplumun ruh sağlığını etkileyen çeşitli faktörler var.. Ancak toplumu kitlesel olarak bir yere sürükleyen ve  bu anlamda topluma "idol" olarak gösterilen şiddet, ve ahlâksızlık bugün toplumun üzerine kara buluıt gibi çöktü...

Gün geçmiyor ki ülkemizde kan revan, ölüm, şiddet, tecavüz, darp, vahşet, yalan dolan, talan.. yaşanmasın.

Diyeceğim...

Koyun Dolly klonlanarak vücut buldu, 

Toplumdaki ahlâksızlık da, ruhların klonlanmasıyla yer buldu!


Mutluluk Bir Sabır İşi

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

2 Mayıs 2014 Cuma

"Kürt Yöneticilerin DİKKATLERİNE"










KÜRT YÖNETİCİLERİN DİKKATLERİNE

 Türklerin geçmişleriyle hesaplaşmaları tavsiyesinde bulundular.
Onlara cevabı, Kürt araştırmacı Hassan Arfa veriyor:

·       Rus Orduları – Sarıkamış faciasıyla savunmasız kalan-Doğu Anadolu’yu işgâl ettiklerinde önlerinde Anadolu ve Kafkas Ermenilerinden sayısı 150 bin olan  Ermeni gönüllülerinin taburları vardı (Ermeni Delegasyonu Başkanı Bogos Nubar Paşa). Ülke içinde de 40 bin komitacı hazır bekliyordu. Bu taburlardan birine

·       maceracı ve elikanlı (sanguinere) Antranik kumanda ediyordu. Bu gönüllü Ermeniler, önceleri

·       Kürtler  tarafından  katledilmiş vatandaşlarının intikamını abartarak alıyorlardı; 

·       600.000’den fazla Kürt 1915/1918 arasında Doğu Anadolu’da katledildiler (Hassan Arfa , The Kurds, Londres 1968 s. 25-26…Le Dossier Armenien, s. 262 Kamuran Gürün,TTK, 1983 Ankara).



Bize olan tavsiyesini sizlere gönderiyorum…Dikkatle   kullanmanız  dileğiyle.


Halûk TARCAN  (CNRS-Paris)



Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

1 Mayıs 2014 Perşembe

Allah'ım...












Bu gece Regaib Kandili...


El açtım Allah'ım Sana...


* ALLAH'ım Senin adını kullanan vicdan yoksunu zalimlerin kalplerine merhamet eyle Yarabbim..

  Amin.

* Allah'ım dindar geçinen kafirlerin şerrinden bizi esirge Yarabbim...

  Amin.

* Allah'ım, insanlarımızı şiddetten ve nefretten uzak tut Yarabbim...

  Amin.

* Allah'ım, Müslümanlığı şeklî olarak gören ve bunu insanlara dayatan herkesten bizi kurtar Yarabbim...

  Amin.

* Allah'ım noter tasdikli "ibadet" yapanlardan bizi uzak eyle Yarabbim...

  Amin.

* Allah'ım, kalpleri, ruhları kıskançlık, iftira, husumet, menfaat, yalan dolan, dedikodu... Dilleri, Allah, Kur'an sözleriyle dolu olanların gazabından  bizi esirge Yarabbim...

  Amin.

* Allah'ım sana sığınan, sana inanan insanlarımızı,  birbirlerine düşmanlaştıranlardan koru, onları  ıslah eyle Yarabbim...

  Amin.


* Allah'ım, bu gecenin hürmetine vatanımızı bölmek, bayrağımız indirmek isteyenlerden, insanlarımızı ötekileştirmek ve haçlı zalimlerle işbirliği içinde olanlardan bizi koru yarabbim...

  Amin.

* Allah'ım, mazlum milletleri zalim haçlının zulmünden esirge Yarabbim...

  Amin.

* Allah'ım  bizi  münafıkların zulümünden ve hışımından koru Yarabbim..

  Amin.


* Allah'ım  adını kullanarak adam boğazlayan, diri diri insan yakan, yamyamlık yapan canilerden,  bizi esirge  yarabbim...

  Amin.

* Allah'ım,  aramıza giren kendilerini Senin yerine koyan  güruhlardan bizi koru Yarabbim..

  Amin.

* Allah'ım  doğayı katleden, gözü dönmüş doymazların şerrinden bizi kurtar Yarabbim...

  Amin.

* Allah'ım akıl verdiğin insanlara sahip olduğu aklı kullanma ve onlara,  sorgulama ve muhakeme   gücü göster Yarabbim...

  Amin.

* Bilmeyenlere bilmediğini bilme şuuru göster Yarabbim..

  Amin.

*  Allah'ım "okumuş" cahillerin "bilmiş"liğinden bizleri koru Yarabbim...

  Amin.

* Onlara kelâm nasip eyle Yarabbim..

  Amin.


* Karıncayı bile incitmekten çekinen Hz. Peygamber'imizi görmezden gelerek,  kendilerini yeryüzünün tek hakimi gören açgözlülerin  eliyle telef edilen; ve bu dünyada en az bizim kadar yaşama hakkına sahip zavallı hayvaları onların hışımından esirge  Yarabbim..

  Amin.

* Ve bu anlamlı gecenin idrâkiyle müminlere ve mazlumlara  ve tüm insanlara güzel günler, aydınlık yarınlar bahşeyle Yarabbim...

  Amin.

Sevgi ve vicdanın hakim olduğu bir dünyayla duamı kabul eyle Yarabbim..


  Amin.


Hepimizin  Regaib Kandili Mübarek Olsun...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

28 Nisan 2014 Pazartesi

Doğum İznine mi Çıktılar?










Henüz 3-4 yaşlarındayım... Hatırladığım, rahmetli babacığımın mukavva bir kutunun içerisinde sapsarı bir civcivi elime tutuşturmasıydı. Evimizin balkonunda ona bir yer ayırdım. Ertesi sabah uyandığımda civcivin hareketsizliğiyle ağladığımı, hem de çok ağladığımı, daha dün gibi  hatırlayabiliyorum. Zira aklımda kalan ve gözümün önüne gelen bir tek "o an" var. Hani insanın yüreği "cız" eder ya.. İşte öyle bir sızıyı, o çocuk yüreğimin ta derinliğinde hissetmiştim. 


Bir canlıyı sevmek.. 


Sokaklarda Anadolu kültürünün ayrılmaz bir parçası olarak bilinen   her mahallenin sevimli hayvanları vardır. İşte onlar bizim gizli dostlarımızdır. Mahallenin  neşe kaynağıdır...


Hani "pisipisi" dediğimiz kedicikler var ya.. Kâh bakkalın, kâh manavın, kâh lokantanın önünde öylece gezinirler, uyuklarlar, yuvarlanırlar. İşte o pisiciklerden bizim mahallemizde 10-12 tane var. İnanılmaz keyifliler.. Zira onlara ait bir de köşeleri var. Mahalleli olarak onlara en güzel şekilde baktığımıza şahitim.

Ayy.. bazen onları izliyorum.. öyle güzel oynuyorlar ki.. Onları pencereden çağırıyorum "pisipisi" hepsi koşarak pencerenin altına geliyorlar.. Şayet karınları tok ise, ne kadar çağırsan da boş. Gelmezler! Zira öyle insanlar gibi "açgözlü" filan değiller.


Mahallenin sevimli kedicikleridir onlar. Bu sayede çocuklar da sevgiyi, şefkati görerek öğreniyorlar. Dahası "vicdan", "merhamet" kavramlarını birebir yaşıyorlar. Hani insana huzur veren o güzel duygular... Çocuklarımıza en güzel "örnek" davranış bu olsa gerek.



Yaklaşık birkaç haftadan bu yana mahallemizin kediciklerinden fazlasıyla azalma olduğunu gözlemliyorum.. Bu da beni derinden sarstı. Hele de son zamanlarda basından edindiğim haberleri de dikkate alırsak,  endişelenmemde doğrusu haksız da sayılmam...


Zira " 'Sokak hayvanı', kavramı, tamamen silinecek ve sahipsiz hayvanlar, onlar için ölüm kampları niteliğindeki doğal hayat parklarına sürgün edilecek." söylemleri ortadayken...

Konuyu sevgili eşimle paylaştığımda bana gülümseyerek, "belki de doğum iznine ayrılmışlardır" dedi.  Duyduğum bu cümle benim çok hoşuma gitti... :)











Umut ediyorum ki kediciklerimiz, minicik yavrularıyla en kısa zamanda mahallemize yeniden dönmüş olsunlar...

Diğer olasılık mı? 

Düşünmek dahi istemiyorum!

:(


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

27 Nisan 2014 Pazar

Sizi Gidi Soykırımcılar!





Fransa'nın Cezayirlilere yaptığı SOKIRIM Gerçeği















Halkların başına gelenler, o toplumun dışındaki olaylardan örülmüş bir ağın içinde olmayla başlar. Elbette bu olaylar, insan varacağı yere varmadan başlar. Bütün toplumlar tarihin içinde, bu kesin, ama bazıları diğerlerine göre daha fazla içinde. Dolayısıyla Türkler bazılarından daha fazla içinde. Zira gerçek şu ki, tarih Türklerle başlar...

Emperyalist güçlerin malum hedefi belli... Bunu bugün en iyi anlatan Ermeni vatandaşımızın cümleleri olacaktır:

Ermeni Cemaatinden Kandilli Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Dikran Kevorkyan, "Ermeni-Türk meselesi emperyalist güçlerin oyunudur, hepimiz  Türk'üz" diyor. Çocukluğu döneminde Ermeni-Türk meselesi olmadığını aktaran Kevorkyan, bunun emparyalizmin bir oyunu olduğunu ve Ermenilerin piyon gibi oynandığını da söyledi.

Bu arada bu konuyu en çok kaşıyan emperyalistlerin başında Fransa geliyor.. Ki o sebeple Kurtuluş Savaşı döneminde Ermenilere Fransız askeri üniforması giydirerek, elbirliğiyle Türk halkına katliam yaptırmayı başarmıştır.

Antepli Şahin Beyler, Karayılanlar, Sütçü İmam Aliler.. kime karşı savaşmıştı? 
Türk halkına katliam yapan bu soysuzlara karşı değil miydi?

Öte yandan Cezayirlilere yaptıkları soykırımı bir kenara bırakıp, hatta bunu Fransız devletinin resmî ağızlarınca  kabul etmelerine rağmen... Ruanda'da olup bitenleri yok saymaları ve dahalarını unutan Fransa, gelsin buraya yüz yıllık planlarını kaldıkları yerden devam ettirmeye çalışsın, öyle mi?

Kızılderililere,  Afrikalılara yaptıkları katliam ve soykırımı unutan bir diğer soykırımcı Amerika, bugün diğerleri gibi aynı hesaplaşma ile Türk halkını "katliamcı" ilan atmenin yollarını arıyor, iyi mi?

Sahi...

Çok değil yakın bir tarihte ve halan devam etmekte olan... Irak'ta yaşanılanlar neydi? Hani milyonlarca müslümanı katledenler kimlerdi? Bu vahşeti tarihin neresine koydunuz?

Biz Türkler tarihin derinliklerine kök salmış soylu ve de bu katliamcıların  sahip olamadığı kadar fazla kültürel birikime, tecrübeye ve devlet geleneğine  sahip kişileriz. Dolayısıyla hayat tecrübemiz de inanılmaz derecede yüksek. Biz millet olarak her zaman dürüst yaşadık. Dolayısıyla tarihi gerçeği dün olduğu gibi bugün de anlamaya muktediriz. Bilinen şu ki; her zaman olduğu üzere emperyalistler, gerçeği sadece işlerine geldiği gibi  görmeleridir. O sebeple dünya kamuoyunu yanıltmak suretiyle tarihi gerçeğin bilinmesini istemiyorlar. Ama unutulmamlıdır ki, gerçekler duvardaki çatlaklardan dışarı mutlaka sızar. Dünya kamuoyunu yanıltmaya çalışanlar, bunu zaten sık sık yapmalarıyla tarihe dün olduğu gibi bugün de geçeceklerdir!




 "Düşman buradan geçerse ben Ayıntab'a ne yüzle dönerim, düşman ancak benim vücudum üzerinden geçebilir." Millî Mücadele Kahramanımız Antepli Şahin Bey, 28 Mart 1920

Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

23 Nisan 2014 Çarşamba

Dünyada Hiçbir Millet Yoktur ki Önünde, "BÜYÜK" Sıfatı Taşısın...




Türkiye BÜYÜK MİLLET Meclisi

           TBMM


"23 Nisan “Çocuk Bayramı”

Meclisin açıldığı günün -23 Nisan 1920- akşamı yatsı vaktinden evvel Yunus Nadi, Mahzar Müfit, Ruşen Eşref, Fethi Beylerle Hoca Feyzullah Efendi ve ismini hatırlayamadığım birkaç milletvekili Direksiyon binasında toplanmışlar, Atatürk ile sohbet ediyorlardı. Bu konuşmalar arasında bir milletvekili:

-Paşam, bu güzel günün adını henüz koymadık, bir ad koyalım, dedi.

Bunun üzerine Atatürk, yarı karanlık odada koltuğunda doğrularak:

-İşgal kuvvetlerini nasıl olsa atacağız. Fakat karşımızda altı yüz senelik bir imparatorluğun dağılmış da olsa bir hükümeti duruyor. Onun karşısında Meclisimiz çocuk sayılır. Onun için bugünün adına "Çocuk Bayramı" diyelim. Büyüsün ve kendi zaferini kendi ilan etsin, buyurdular.

Atatürk’ün bu sözleri oturanların alkışları ve tasvipleriyle karşılandı. Böylece 23 Nisan Meclisin açılma günü, Çocuk Bayramı olarak kabul ve ilan edildi.

Ali Metin
Atatürk’ün Emir Çavuşu"

Ziya Oranlı, Atatürk’ün Şimdiye Kadar Yayınlanmamış Anıları, Anlatan: Ali Metin (Atatürk’ün Emir Çavuşu), Ankara 1967 sf: 84



23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir.

Atatürk, 23 Nisan 1924'te "23 Nisan" gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra yani, 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır.

1981 yılından sonra da 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı adı yerine, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adını almıştır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız tüm ulusumuza kutlu ve mutlu olsun...



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)


21 Nisan 2014 Pazartesi

Son Osmanlı Padişahı "HAİN" Vahdettin




Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.


"... Vahdettin, sadece işgalcilerle işbirliği yaparak vatanı satmamış, ayrıca tarihi camileri yabancılara satarak, satmak isteyerek veya satılmasını engellemeyerek de kendi tarihine, kültürüne ihanet etmiştir.

(...)

Vahdettin'in tarihe, kültüre, dine ihanetinin kısa bir bilançosu:

1- Taksim Müslüman Mezarlığı'nın 17.000 liraya gayrimüslim sermayeli bir elektrik şirketine satılması.

2- Ayasofya Camii Şerifi'ndeki mahsenin satılması. 

3- Laleli'de Sultan Mustafa Han Medresesi'nin önce satılması, sonra yıkılması ve yerine Laleli apartmanlarının yapılması.

4- Mustafa Ağa Camii Şerifi'nin 1300 liraya Harunaçi Efendi'ye satılması.

5- Sultan Mahmut Türbesi karşısındaki iki caminin satılması. 

6- Üsküdar'da Acıbadem Dergâhı'nın yıkılıp yerine Tramvay fabrikasının yapılması.

7- Bahçekapı'da Hamidiye Medresesi ile Eyüpsultan'da Mihrişah İmareti'nin ardiye olmak üzere kiraya verilmesi.

8- Bereketzade Camii Şerifi'nin satılmasına çalışılması (cami son anda kurtuldu).

9- Kasımpaşa-Beyoğlu Müslüman mezarlığının Vahdettin'in kararnamesiyle satılması. 

10- Mimar Sina'ın Haseki Sultan Hamamı'nın yıkılması.

11- Üsküdar Tahir Efendi Camii'nin depo olarak kullanılmak üzere Amerikalılara kiraya verilmesi.

12- Vakıf çeşmeleri, sebilllerin parayı bastırana kiraya verilmesi.

13- Yol yapıyoruz diye tarihi Yedikule Surlarının yıkılmaya başlanması.

14- Alemdağ ormanlarının satılığa çıkarılması. 

15- General Harington'un Taksim Ermeni Mezarlığı'nı futbol sahasına çevirmesi. 

16- Bakımsız ve sahipsiz bırakılan camilerin soyulup soğana çevrilmesi."

                                               Sinan MEYDAN, El-Cevap, sf: 265-266

Öte yandan...

"Atatürk, 1931 yılındaki Konya gezisinde Selçuklu döneminden kalan Alaaddin Camii'nin ve ek yapılarının orduya tahsis edildiğini görünce bu durumdan çok rahatsız olmuş, Başvekil İsmet İnönü'ye çektiği bir telgrafla, derhal camilerin ve ek yapılarının boşaltılıp restorasyonunun yapılmasını istemiştir. 

İşte o telgraftan bir bölüm:

"Başvekil İsmet Paşa Hazretlerine,
Başvekil İsmet Paşa Hazretlerine, 
Son tetkik seyahatimde muhtelif yerlerdeki müzeleri ve eski sanat ve medeniyet eserlerini de gözden geçirdim (…)

Konya’da asırlarca devam etmiş ihmaller sebebiyle büyük bir harabi içinde bulunmalarına rağmen sekiz asır evvelki Türk medeniyetlerinin hakiki mimari şaheserleri sayılacak kıymette bazı mebani vardır. Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alaaddin Camii, Sahip Ata Medrese, cami ve türbesi, Sırçalı Mescit ve İnce Minareli Cami  derhal ve müstecelen tamire muhtaç haldedir. Bu tamirin gecikmesi, bu abidelerin kamilen indriasını mucip olacağından, evvela asker işgalinde bulunanların tahliyesinin ve kaffesinin mütehassıs zevat nazaretile tamiri temin buyrulmasını rica ederim. Gazi Mustafa Kemal" Sinan MEYDAN, sf:256

Evet...

Bugün camilerimiz açıksa ve ezan sesleri hâlâ semalarımızda yankı buluyorsa... 

Bunları Atatürk'e borçluyuz!

Sevgi ve saygılarımla!

"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)