29 Ocak 2009 Perşembe

Bu Çocuklar Hepimizin!











****
Ekonomik ve sosyal güvencenin olmadığı bir toplumda, ailelerin tek güvencesi çocuklarının aile bütçesine yardımcı olmasını sağlamaktır. Buradan yola çıkarak ülkemizdeki çocukların durumunu ele almak istiyorum. Gelir dağılımındaki eşitsizlikler nedeniyle özellikle çocukların bırakınız ihtiyaçlarını karşılamayı; günlük yaşamsal gereksinimlerine dahi, muhtaç oldukları her geçen gün biraz daha katlanarak ortaya çıkmaktadır.
*
******
*
Toplumsal sorun olarak karşımıza çıkan ve çoğunlukla büyük kentlerde gördüğümüz bu türden manzaralar; tüyler ürpertici ve insanın vicdanında ne yazık ki derin yaralar açacak boyuta ulaşmıştır. Oyun çağı veya anne kucağı olarak nitelendirdiğimiz yaştaki çocukların sokaklarda, caddelerde dilenmesi, çöpleri karıştırması hepimizin düşünmesi gerektiği nokta olarak görülmesi gerekiyor. O çocukların olması gerektiği yerler şüphesiz ki, okul ve ailelerinin yanlarıdır. İşte en başta bahsettiğim gibi ekonomik şartlara dayandırılarak çocukların - bir işte çalıştırılması ya da dilendirilerek- kullanılması geleceğimizin tehlike altına girmesi anlamı taşımaktadır. Zira bu çocuklar yaşıtlarının yaptıkları ve olması gerektiği koşullara sahip değiller!
*
*******
*
Türk aile yapımız, manevî bağlarımız, kültürel özelliklerimiz ve dinî duygularımız nedeniyle bizlere yabancı olan bu durum ne yazık ki, artık hayatımıza yerleşti. Hızla içine çekildiğimiz ahlâki çöküşle birlikte, bizlerin aile yapısına, gelenek ve görenekleriyle hiç de bağdaşmayan bir uygulamada olduğu üzere -yaşlı insanlarımızı kendi ellerimizle huzur evlerine yerleştirdiğimiz gibi- bu sorunla da milletimiz karşı karşıya kaldı. Diğer taraftan, yaşamlarının büyük bölümünü sokakta geçiren, ailelerin veya yetişkinlerin desteğinden ve korumasından mahrum olan çocuklar ise toplum tarafından dışlanınca, içine düştükleri yalnızlık duygusu öfkeye ve kine dönüşmektedir. Doğal olarak suça itilen bu çocuklar yaşadıkları katı acımasızlıklar sebebiyle fiziksel ve psikolojik gelişimlerini sağlıklı sürdürememektedirler. Doğal olarak da bundan sonra tehlikelerin kucağına düşmek, bu çocuklar için kaçınılmaz bir sondur!
*
********
*
Gelişim sürecini gerek fiziksel gerekse zihinsel anlamda sağlıklı koşullarda sürdüremeyen bu çocuklar, ileride akıllarını her alanda düzgün kullanamayacakları bir gerçektir. İşte toplumsal sorunlar burada başlıyor. Bu konuyu genişleterek ele almak mümkündür. İnsan, yaşamın bir kesiminde yanılsama içinde yaşıyorsa akıl yetisi sınırlı ve zedelenmiş, bu nedenle de yaşamın tüm öteki kesimleriyle ilişkisi açısından aklı kısıtlanmış durumda kalır. Bu bakımdan akıl, sevgiye benzer. Sevgi nasıl tüm nesneleri içine alan bir yönelmeyse, akılda insanın karşılaştığı dünyayı bütünüyle kucaklaması gereken bir insan yetisidir. Erıch FROMM Sağlıklı Toplum / Sf. 78
Demek ki gelişme sürecindeki çocukların, akıllarını gelecekte kullanması çok önemlidir. Bu özellikle sağlıklı toplumların oluşması için de önemlidir.
*
******
*
Kısaca; toplum olarak mutlu yaşamak istiyorsak; bu duruma en kısa zamanda çare arayarak öncelikle insani ve millî görevlerimizi harekete geçirmek durumundayız. O halde bu durum "bana ne!" diye düşünülemeyecek kadar hassas ve vicdanî bir görevdir. Yeri gelmişken, bu konuya uyacağını düşündüğüm bir ayeti sizlerle paylaşmak istiyorum:
"Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir." Al-i İmran Sûresi 92. Ayet
Onların mutsuzluğu ve çaresizliği bizim de mutsuzluğumuz ve acizliğimiz anlamı taşımaktadır. Devlet ve millet olarak bu durumdan bizler de sorumluyuz! Yapacaklarımız fedakarlıktan öteye geçerek bir ÖDEVE dönüşmüştür. Sevgi ve saygılarımla!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme