13 Mayıs 2009 Çarşamba

İnsanlığın En Soylu Bahçesi...
















"Manevi Mirasım Akıl ve Bilimdir!" ATATÜRK
*
Neyi özlemeliyiz? Neye yarar
Bunca zahmetle kazanılan para?
Nedir adaletin, insanların bizden beklediği?
Tanrı ne olmamızı istemiş bizim?
Neyiz? Neyin peşinde koşuyoruz? PERSİUS
*
Bilmek ve bilmemek nedir? Öğrenimin amacı ne olmalıdır? Mertlik, tokgözlülük ve doğruluk nedir? İyiye özenmeyle açgözlülük, krala bağlılıkla kölelik, özgür yaşamakla keyfine göre yaşamak arasında ne farklar vardır? Ölümden, acıdan ve ayıptan ne zaman korkulmaz? HORATİUS
Horatius köleyken özgürlüğüne kavuşmuş bir adamın oğluydu, ama kendisi özgür doğmuştu. Babası açık arttırma işlerinde çalışıyordu, Horatius da babasını fakir ama onurlu bir çiftçi olarak anlatıyordu.
Babası bütün parasını oğlu Horatius'un eğitimine harcamıştı ve ilköğretimini almak için O'nu Roma'ya gönderdi. Romalı şair babasına olan saygısını şiirlerinde de gösterdi.
*
"Kırdım diyorsun zincirlerini; evet köpek de çeker koparır zincirlerini, kaçar o da uzaklara ama halkalarını boynunda taşıyarak" diyor, Romen şair PERSİUS
*
*****
*
Bu anlatımlardan sonra tekrar günümüze dönerek geldiğimiz noktayı sorgulamak istiyorum. Çocuklarımızın ruhlarını neyle besliyoruz acaba diye, kendi kendime soruyorum ve cevabını da içinde bulunduğumuz dünya düzeninde aramaya çalışıyorum. Bunu da görmek o kadar çok zor değil. Zira televizyon ve basın aracılığyla artık her tarafa çok rahat ulaşıp, dünyanın öbür ucundaki her bir şeyden haberimiz olabiliyor. Ancak yaşadığımız şeyler o kadar da iç açıcı değil. İnanılmaz bir adaletsizlik, inanılmaz bir kölelik, inanılmaz bir bencillik ve vurdumduymazlıkla insanlığın neredeyse o en özel duygularının çöküşünü görebiliyoruz. Zira insanın eğitimi denildiği zaman, aklıma ilk gelen ve insanın zihnine dolduracağımız şeyler arasındaki birincilik hiç kuşkusuz ahlâk olmalıdır. İnsan ruhunu yoğuracak ilk eylem bu kavramda başlıyor; ondan sonra yine insanın kendini anlaması, ve erdemli yaşaması için bütün koşullar da buradan şekilleniyor.
*
*****
*
Yaşamı para ve mevki tutkusuyla sürdürmeyi amaçlayan insanların ruhları da şüphesiz ki, saygısızlıkla yıkanacaktır. Saygının olmadığı yerde sevgiyi, özgürlüğü, mertliği aramak yanlıştır. O zaman da en küçük bir toplumda dahi gördüğüm şey, -hepimizin de tanık olduğu gibi- sonu olmayan tutkuların en başında para ve mevki geliyor. İyiye, doğruya ve güzel olan şeye özenmek gıpta ile bakmak kaçınılmaz bir gerçektir. Zira bilinen doğru ve insanlığın en büyük özelliği bu temeller üzerine kuruludur. Aynı zamanda dinin gerçeği de burada yatıyor. Ancak bu duruma ulaşmak, özellikle büyük fedakârlıklar istemektedir. İnsan ruhunun soyluluğu bunu emrediyor. Ne yazık ki, diğer bir tarafta bir gerçek daha var; işte bu gerçekte insanın insanlık özelliğini altüst eden ahlâkın ve erdemin çiğnenmesi olayı. Bizlerin artık bakıp da görmediğimiz; görüp de anlamadığımız ya da anlamak için bakmadığımız ve görmediğimiz o kadar çok olaylarla karşı karşıyayız ki!.. Çok değil hemen yanıbaşımıza bir bakarsak, devamını zaten anlayabileceğiz...
*
*****
*
İnsanların en doğal hakkı ve yaşamak için en elzem olan ihtiyacını karşılamaya çalıştıkları bir çok olayla hergün yüzyüzeyiz. Onları gerçekten görebiliyor muyuz, dersiniz? Sokak aralarında, cadde başlarında yaşam mücadelesi veren insanlarımız bize gerçek hayatı sorgulamamıza o kadar çok katkı sağlıyorlar ki! Bir lokma ekmeğe muhtaç olanların verdiği uğraş ile diğer yanda bambaşka bir dünya için gayret sarfedenleri kıyaslayarak, kendi elimizle yarattığımız adaletsiz yaşamı, iyi anlamak ve görmek gerekiyor! İşte o zaman yazımın başında belirttiğim üzere düşünürler tarafından kaleme alınmış sorgulamaların cevabını bir düşünelim diyorum.
*
******
*
Yine bir düşünür; insanları, her şeyini başkalarından almaya, dilenmeye alıştırıyorlar. İnsanları kendilerinden çok başkalarından yararlanacak biçimde yetiştiriyorlar. Sonuç olarak da insan hiçbir şeyde gerek duyduğu kadarıyla yetinmiyor, mealinde bir yorum getiriyor. Ne servette, ne mevkide... Kısacası açgözlülük ve doyumsuzluk hertarafımızı sarmış durumda!
*
*****
*
O halde çocuklarımıza insani duygularla donanmış ve özlem duyulan gerçek mutluluğu yaşatmak, bizlerin elinde diye düşünüyorum. Yapacağımız tek şey; öncelikle bilim ve akıl yolunda ilerlemeyi sağlamaktır. Bundan sonrası ise hür iradenin kullanımı ve beraberinde ahlâkın egemen olduğu toplulukların çoğalmasıdır. Yine akıl ve iradeyle düşünen, sorgulayan bireyleri ön plana çıkarmak tüm insanlığa bir ışık olacaktır. Nitekim yüce dinimiz de bunu emretmektedir. Sevgi ve saygılarımla!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme