20 Kasım 2009 Cuma

"He Ya."...













“Doğruları söylediği için” Serez Çarşısı’nda sabah vakti yağmur çiselerken padişahın celladı idam ipini boynuna geçirdiği vakit;

“Madem ki, bu kerre mağlubuz

Netsek, neylesek zait

Madem ki fetva bize ait

Verin ki basak bağrına mührümüzü” Şeyh Bedrettin "Vâridât"


**** **** ****


Günümüzde yaratılmaya çalışılan Türk- Kürt çatışmasına en güzel örnek olacak şahıslardan biri Diyap Ağa. (Diyap YILDIRIM 1852, Gözlüçayır / Çemişgezek, Tunceli)

Kurtuluş savaşı sırasında vatanın birliği ve kurtuluşu için mensup olduğu Ferhatuşağı aşireti ile birlikte işgale karşı koyan bir halk kahramanı olan Diyap Ağa, 1. Millet Meclisi Tunceli Mebusu. Yunan ordusu Polatlı'ya kadar ilerlemiştir. Top sesleri Ankara'dan duyulmaktadır. Meclis'te yapılan gizli görüşmede Fevzi Paşa, Ankara'nın bir hafta içinde boşaltılması gerektiğini ve Meclis'in Kayseri'ye taşınmasına karar verildiğini açıklar.


"Bir şaşkınlık sessizliğinden sonra Meclis patladı:

"Hayırr! Aslaaa! Olmaz öyle şey!!!"

Çoğu ayağa kalkmıştı. Bazıları sıraları yumrukluyordu. Fevzi Paşa konuşmasını gürültüler arasında sürdürerek sözünü zorlukla tamamlayabildi:

"Bu iki hususun görüşülerek karara bağlanmasını rica ediyorum." Kürsüden indi. Erzurum Milletvekili Durak Bey (Sakarya) kürsüye yürüken bağırdı:
"Söz istiyorum!"

Oturumu yöneten Dr. Adnan Bey'in cevabını beklemeden kürsiye çıktı:

"Efendiler! Biz bu davaya başladığımız gün, elimizde ne böyle bir ordu vardı, ne bu kadar silah. Bugün eskiye nispetle çok kuvvetliyiz. Bu sebeple Bakanlar Kurulu'nun önerisini reddediyorum..."

Alkışlar yükseldi.

"..Halk gidebilir. Ailelerimiz gidebilir. Memurlar gidebilir. Herkes gidebilir..."
Cebinden silahını çıkarıp kürsünün üstüne koydu:

"..Ama biz, elimizde silah, burada öleceğiz. Hiçbirimiz şehitlerimizden daha büyük değiliz."
Meclis ayağa fırlayıp Durak Bey'i alkışlamaya başladı. Bakanlar Kurulu'nun önerisini hep reddeden yoğun alkışla destekleniyordu. Ama birkaç milletvekilinin telaşa kapıldığı da gözleniyordu. Son olarak beklenilmez bir şey oldu; o güne kadar hiç söz alıp konuşmamış olan Tunceli Milletvekili Diyap Ağa'nın elini kaldırdığı görüldü. Dr. Adnan Bey inanamadı, sordu:

"Söz mü istiyorsunuz Diyap Ağa?"

"He ya."

"Buyrun."

Meclis sustu. Sakalı göğsüne inen Diyap Ağa, ağır ağır kürsiye geldi. Gözlerini kısarak Meclis'i süzdü. "Lafım kısadır.." dedi, "..biz buraya kaçmaya mı geldik, yoksa kavga ederek ölmeye mi?"
Kürsüden indi.

Meclis alkıştan yıkılacaktı." Şu Çılgın Türkler, sf: 210-211 / Turgut ÖZAKMAN



Diyap Ağa, Sivas Kongresi sırasında Atatürk ile ilişki kurmuş ve ona karşı eylemde bulunan Elazığ Valisi Ali Galip Bey’e karşı gelmiştir.
Birinci Büyük Millet Meclisi’nde Tunceli Mebusu olarak yer almış ve Atatürk’ün takdirlerini kazanmıştır.

3 Kasım 1922 tarihinde mecliste yapmış olduğu konuşma ;


"-Efendiler, kusura bakmayınız, ben ihtiyarım. Hepimiz biliyor ve söylüyoruz ki; dinimiz ve diyanetimiz, aslımız, neslimiz hep birdir. Bizim içimizde ayrılık, gayrılık yoktur. İsmimiz de, dinimiz de Allahımız da birdir. Başka ne diyeyim. Hepinize söz yetiştirmeye ben takat getiremem. Hepimizin halimize göre söyleyeceğimiz sözlerimiz vardır. Hele bu haller bir düzelsin de ondan sonra daha çok konuşuruz. Bendeniz ihtiyarım, kusura bakmayınız. Murahhaslarımız haklarımızı kurtarmaya Avrupa'ya gidiyorlar. Allah yardımcıları olsun. Hamdolsun gidenler dinini diyanetini bilen adamlardır. Zaten hepimiz biriz ve kardeşiz. Ama düşmanlar bizi birbirimize saldırtmak için tuzaklar yapıyorlar. Sen söyle, ben böyleyim diye. Ne yaparlarsa nafile, biz hep kardeşiz. Birisinin beş, bir diğerinin on oğlu olur. Biri Hasan, biri Mehmet, biri Ahmet, bir Abdullah'tır. Fakat hepsi insandırlar. La İlahe illallah, Muhammedün Resulullah... İşte bu... hepsi bu..."


İşte üzerinde yaşadığımız bu topraklar böyle vatansever ve kahramanlar tarafından "ırk, mezhep" ayrımı gözetmeden bir yumruk olarak sahiplenilip kazanılmıştır. Tarihimiz bu örneklerle doludur. Bugün olduğu gibi dün ve ondan önce de aynı bölücülük ve ayrımcılık plânları üzerinden milletimiz, ayrıştırılmak istenmiştir! Fakat buna geçit vermeyen aziz milletimiz, bu planı bozarak halkı ile vatanın bölünmez bütünlüğü etrafında toplanmayı kararlılıkla sürdürmesini başarmıştır. O halde, bizler de atalarımızın genlerini taşıdığımız ve onların soyundan geldiğimize göre; bu durumu muhafaza edeceğimiz kesin! Bu böyle biline!..

Sevgi ve saygılarımla!

1 yorum:

  1. Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete..Allah sonumuzu hayır etsin....

    YanıtlayınSil