3 Mart 2013 Pazar

"Hacı" Wilhelm ve Maide Suresi, 51. Ayet


















"Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez." Maide Sûresi 51. Ayet



"Ekim 1914'te İngiliz Büyükelçisi'nin bildirdiğine göre, Halep vilayetindeki Müslümanlar öyle büyük bir propoganda bombardmanına uğramışlardı ki, II. Wilhelm'in Müslüman olduğunu ve Almanların Rusya'ya karşı İslam uğruna savaştığına inanmış görünüyorlardı.

Alman ve Türk propagandacılar Alman İmparatoru II. Wilhelm'den "İslam'ın dostu ve koruyucusu Hacı Wilhelm" diye sözediyorlardı.

Alman İmparatoru'nun kendisini "Hacı Wilhelm" olarak adlandırmasının ve Müslümanlara böyle tanıttırmasının kuşkusuz bir nedeni vardı. Maide suresinin 51. ayeti, Müslümanların Yahudi ve Hıristiyanları "veli" edinmesini yasaklıyordu:

(...)

Kur'an'da, pek çok ayette, Müslümanların Tanrıdan başka "veli"sinin olamayacağı vurgulanıyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nun ve Halife Padişah'ın Hıristiyan Almanya ile kurduğu ilişki, Kur'an'da "veli" sözcüğüyle tanımlanan nitelikteydi. Hıristiyan II. Wilhem'in Müslümanların halife'si olan Padişah'a "veli" olması Kur'an'a aykırıydı. Maide suresi'nin 51. ayetinin bu ilişkiye engel olarak  gösterilmesinin önüne geçmek için tek yol, Hıristiyan Alman imparatoru'nun gizliden Müslümanlığı benimsediği, dahası "Hacı" olduğu yalanını yaymak ve böylece Maide suresi 51. ayeti'ni işletilemez duruma getirmekti.

II. Wilhelm'in Müslümanlığının, "hacı"lığının uydurma olduğu, 1891-1895 yılları arasında Almanya'da kendi adına Vatikan'ın Petersdon Katolik Kilisesi'ne karşı Protestan "II. Wilhelm Kilisesi" yaptırmasından belliydi. Ama dünya Müslümanlarını Alman çıkarları doğrultusunda savaştırabilmek için yalancıktan Müslüman ve de Hacı görünmek gerekince, bu oyunu oynamaktan çekinmiyor, Osmanlı Halife'sini Almanya güdümünde İslam Birliği'ni kurmaya yöneltiyordu büyük paralar dökerek.

(...)


Alman altınları gelir gelmez başlanan "cihad" metninde "İslam Hükümetlerine yardımcı olan Almanya..." övgüyle anılıyor; İngiltere, Fransa ve Rusya gibi düşman devletlerin uyruğunda yaşayan Müslümanların, o ülke yönetimlerince askere alınıp Almanya'ya karşı cepheye sürülmeleri durumunda Almanya'ya karşı savaşmalarının günah olacağı özenle vurgulanıyordu.


Müslüman Türk Osmanlı Mehmetçikleri, toplandıkları alanda Şeyhülislamın okuduğu Cihad-ı Ekber Fetvası'nı büyük bir inançla dinlemiş, Tanrı'ya duydukları bağlılıkla, atlarına binip cepheye ölüme koşmuşlardı; bu fetvaların Alman altınlarıyla, Hıristiyan rüşvetleriyle, Hıristiyan Almanya'nın dünyada tek egemen olması amacıyla çıkartıldığını bilmeden..." Cengiz ÖZAKINCI, Türkiye'nin Siyasi İntiharı Yeni-Osmanlı Tuzağı, sf: 201-202-204-205


Bugün 3 Mart 2013...


Bundan tam 89 yıl önce halifelik kaldırıldı(3 Mart 1924).


İslam dininde bugün Hıristiyanlığın sürdürdüğü "papalık makamı" gibi bir durum söz konusu değildir!

Hz. Peygamberimizin vefatından bu yana İslam dünyası hep bir kargaşa ve kardeşin kardeşe düşman edilmesi ve ettirilmesi dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Ki Hz. Muhammed'in torunlarının bile kılıçtan geçirilebildiği İslam dünyası için halifelik "makamı" hiçbir zaman kutsal değildir! Bilakis "halifelik" çıkar kavgalarına, taht kavgalarına savaşların hatta mezhepsel ayrışmaya kadar varan  ve Müslümanları ikiye bölmesine(Şii, Sünni) baş sebeptir!

O sebeple...

"Efendiler, yabancılar halifeliğe saldırmıyorlar. Ama Türk ulusu saldırıdan kurtulamıyor... Çanakkale'de, Suriye'de, Irak'ta, İngiliz bayrakları altında Türklerle vuruşanlar islam uluslarıydı. (Sömürgeci düşmanlar) Türk ulusuna kolaylıkla saldırabilmek için halifeliğin devam etmesini yeğliyorlar." Mustafa Kemal ATATÜRK


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

2 yorum:

  1. Merhabalar Tülay Öğretmenim.

    Yazınızı bir okuyup, bin düşünmek lazım. İslamiyetten ve onun bayraktarlığını yapan Türklerden korkan devletler, bizleri birbirimize kırdırmanın yolunu bulmuşlar ve bunda başarılı oldukları için aynı yolu izleyerek mücadelelerine devam ediyorlar.

    Bizler de ne zaman Kur'an'a yönelip aklımızı kullanırsak, ancak o zaman onların oyunlarını boşa çıkarırız.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlayınSil
  2. Merhaba Tülay öğretmenim,

    Maide Suresi 51 ayetin asıl meali şöyledir.

    ‘‘Ey İman edenler Yahudi ve Hıristiyanların Evliyalarını Evliya edinmeyin. Zira onlar kendilerinin evliyasıdır. İçinizde onların evliyalarını evliya edinenler onlardandır. Allah zalımlar toplumuna yol göstermez.
    Maide 51

    Maide 51, daha önce ulemamız tarafından yukardaki gibi meal edilseydi ehli kitabın arasında hiç düşmanlık olmazdı.

    Maide suresi 51.nci Ayet, Türk ulaması Kuranı kerimi meal ederken; bu ayette geçen EVLİYA kelimesini DOST diye tevsir etmişler.

    Türkçede EVLİYA kelimesi olmadığı için aynen almaları gerekirken pek önemsememişler veya anlayamamışlar veya bilememişler DOST demişler. Ayetin anlamı 180 derece değişmiş ve Hıristiyan ve Yahudileri Müslümanlara düşman etmişler.

    Dost kelimesi her manada kullanılır. Karşılığı vardır. Ama Evliya kelimesinin karşılığı yoktur. Aynen almak gerekiyor.

    Hatta arapça okunuşu;
    Maide(51) Ya eyyühellezıne amenu la tettehızül yehude ven nesara evliya' ba'duhüm evliyaü ba'd ve mey yetevellehüm minküm fe innehu minhüm innellahe la yehdil kavmez zalimın.

    İşte gördüğünüz gibi. Hz.Allah evliya diyor kulları dost diye tercüme ediyorlar. Bu yaptıkları tahrifatın hesabını Hz.Allah sorsun. Mahşerde davacıyız.

    Hatta Kur'anın 40 ayetinde EVLİYA diye geçiyor.

    İşte adres;
    http://www.kurandaara.com/?act=ara&keyword=evliya&meal=4&sure_no=&go.x=35&go.y=14

    Fakat 100 küsür mealde hiçbirinde EVLİYA geçmiyor. Üstünü hep kapatmışlar.
    Kur’ân-ı Kerîm’i türkçe’ye meal veya tefsir ederken Hz. ALLAH’ın Kur’ân-ı kerîm’in çok yerlerinde "evliya" diye sıfatlandırdığı bahtiyarlara, manayı hiç yansıtmayan "dost" lafzını kullanmışlar.
    O yanlış manalandırmaları ile Ümmet-i Muhammedi Ehl-i Kitab’a "kafir, gavur, gayr-ı müslim" demek mecburiyetinde bıraktılar.
    Örnek mi: Maide Suresi 51. Daha niceleri..

    Selam ve dualarımızla...

    YanıtlayınSil