10 Kasım 2020 Salı

Sonsuza Kadar ATATÜRK'üm...❤






Canım Atatürk'üm,


Bugün 10 Kasım... 

Sana olan hayranlığım,

Sana olan sevgim, 

Sana olan özlemim 

Her geçen gün çığ gibi büyüyor...

Zira...

Senin sayende başı dik, onurlu bir yaşamım oldu.

Senin sayende hür irademle özgürlüğü tattım.

Senin sayende çağdaş yaşamın içinde oldum.

Senin sayende aklı bilimi rehber edindim.

Ve...

Vatan nedir,

Bayrak nedir,

Millet nedir, 

Bağımsızlık nedir,

Tarih nedir, kültür nedir...

Seninle öğrendim.

❤❤❤

Senin asaletinle gururlandım,

Senin Cumhuriyet'inle taçlandım,

Senin devrimlerinle insanca yaşadım,

Senin varlığınla var oldum...

Seni saygıyla, minnetle, şükranla anıyor ve  arıyorum.

Ne mutlu bana,

Ne mutlu milletime,

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Ruhun şad, mekanın cennet olsun canım Atam!




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

29 Ekim 2020 Perşembe

Cumhuriyet'imizi Kanla Kurduk...




Yüce Atatürk,

Bugün 29 Ekim 2020.

Kimsenin kulu, kölesi olamadan, 

Özgürce yaşamaya başladığımızın 97. yıldönümü.

Sana olan bağlılığımız her geçen gün katbekat artarak güçlenirken, 

Devrimlerinle hayat bulduğumuz bu kanlı coğrafyada ATATÜRK adı, 

Sonsuz karanlığın içinde ışıldayan bir YILDIZ gibi parlıyor. 

Bütün dünya senden gıptayla bahsediyor. 

Aydınlığın mazlum milletlere umut, bizlere güç veriyor.

Ve, 

Türk kadınına verdiğin değerle...

Senin sayende özgürce ayakta duruyorum.

Senin sayende elim kalem tutuyor, 

Senin sayende, "eşit birey" olmanın haklı gururunu  doyasıya yaşıyorum,

Senin sayende mutlu bir aile kurmanın zevkini tattım. 

Senin sayende bilimle tanıştım,

Senin sayende çağdaş bir kadın olarak medeniyetin içinde yer aldım.

Yüce Atatürk'üm, 

Bugün tıpkı bir "üvey anne" gibi içeride ve dışarıda üzerimize çullanıp seni unutturmak isteyen alçakların tüm çaba ve girişimleri son sürat devam ediyor ama, o inanılmaz öngörün ve milletine olan sevgin, şefkatinle bizlere emanet ettiğin ve "benim en büyük eserim" dediğin, Cumhuriyet'imize sadâkatla sımsıkı sarılarak ilelebet yaşatmanın heyecanıyla,

Son nefesimize kadar, 

Seninleyiz Yüce Ata'm.


❤❤❤


❤❤❤

Büyük TÜRK milletinin bir ferdi olarak en büyük bayramımız bugün. 

KUTLU olsun...

Ne mutlu Türk'üm diyene!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

21 Ekim 2020 Çarşamba

Güzel İnsan Bekir COŞKUN

 



Yıllar önceydi...

Sevgili eşimle birlikte, Ankara Armada önlerinde GÜZEL İNSAN Bekir COŞKUN'a rastladık.

Bu arada tesadüf odur ki  hemen yakın geçmişte bir yazısına karşın kendisine eleştirel e-posta iletmiştim. Dolayısıyla  kendisine hem sevgimi, hem de e-postamla ilgili konuşmak üzere hızla yanına yaklaştım. O güzel insan, inanılmaz bir sevecenlikle, sanki 40 yıldır tanışıyormuşuz gibi bizimle konuşmaya başladı... 

Ayaküstü sohbetimizi ben hararetle sürdürürken sevgili eşim, her zamanki hassasiyetiyle araya girerek, "Tülay tamam" dedi. Fakat GÜZEL İNSAN Bekir COŞKUN güler yüzüyle, "bırakın Dr. bey konuşsun" demesi bile onun zarafetini ortaya koydu. Dahası -o gün için yanılmıyorsam Kahramanmaraş'a gideceğini, ancak 2 gün sonra döneceğini belirterek-  beni ofisine davet etti. Ne yazık ki  Ankara'dan gün içerisinde ayrılacağımızı belirterek o nazik davetine icabet edemedim. 

Değerli varlığıyla gazete köşe yazılarını okumayı alışkanlık ettiğim vicdanın sesi, Bekir COŞKUN,

Dik duruşundan, onurundan

Dolayısıyla da Cumhuriyet'e bağlılığından, Atatürk ilke ve inkîlaplarının yılmaz bekçiliğinden, 

Uçan kuşun, 

Yuvasız insanın, 

Sahipsiz hayvanın, 

Bu vatanın ağacından, deresinden börtü-böceğine kadar 

Yüce Yaradanın yarattığı ne varsa her şeyin hakkını, hukukunu sonuna kadar tavizsiz savunan Gazeteci Bekir COŞKUN, yazılarıyla bizi AYDIN'lattı. 

 Oradan oraya...

 "9. Köy" dedi, 

 "10. Köy"...

Ve...

Son durak, 

Urfa "SONUNCU KÖY" oldu!

Demem o ki...

Seni bu Cumhuriyet hiç unutmayacak.

Seni hep sevgi ve özlemle anacağız.

Ruhun şad, mekanın cennet olsun.


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 


14 Ekim 2020 Çarşamba

Arşiv'e Bir Bakalım...


NOT:

Ceviz Kabuğu'nu, sayısız kere  e-posta ile  dahası canlı yayına telefonla bile katılarak görüşlerimi bildirdiğim dolayısıyla da seyircisiyle birebir buluşan, kalite düzeyini özetle tanımlamak gerekirse,  "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" olgusuna yakışan bir tartışma programı olarak TARİHE geçtiğini görüyorum.

Dolayısıyla... 

Kanaldan kanala geçiş yapan Sayın Hulki CEVİZOĞLU'nu twitter üzerinde de takipteyim...  Görüyorum ki bir şekilde Hulki CEVİZOĞLU'na olumlu görüşlerin yanında bence -"kovulduğu" yönünde ve duruşu hakkında- haksız olarak gördüğüm eleştirilere de maruz kalıyor. Bu durumda haksızlığa tahammül gösterilir mi? Bana göre, gösterilmez. O sebeple yıllar önce yazmış olduğum bir yazıyı izninizle buradan yayınlamanın tam zamanı olarak görüyorum... 

İlgi ve bilgilerinize saygı ve sevgilerimle... 


Hulki CEVİZOĞLU'nun Suçu Ne?

15 Ağustos 2014 Cuma





"Hulki CEVİZOĞLU kovuldu!

H. Cevizoğlu, Yurt gazetesi ve Sokak TV'deki görevinden alındı" Habervaktim.com. 14 Ağustos 2014

Araştırmacı Gazeteci Yazar M. Hulki CEVİZOĞLU...

Yazdığı kitaplarıyla ve özellikle çeşitli televizyon kanallarında yapmış olduğu  "Ceviz Kabuğu" programı ile Türk halkının kendisini yakından tanıdığı aydın bilim insanı. 

Ne yazık ki biraz önce okuduğum bir habere göre, Hulki CEVİZOĞLU'nun  çalıştığı televizyon kanalından ve yazılarını yazdığı gazeteden "kovulmuş" olduğunu büyük bir üzüntüyle öğrenmiş oldum.

İnanılır gibi değil! 

Nasıl yani? 

Bir yazarın düşüncelerini ve bilgilerini -ki araştırmaya, belgeye yönelik bilgiler- okuyucu ve izleyicileriyle paylaşması ne zamandan beri "suç" oluyor? Hani her şey bir tarafa... Düşünce özgürlüğü ve dolayısıyla haber alma hakkı anayasal değil mi?!.. Hulki CEVİZOĞLU'nun yapmış olduğu programlar, kaliteli yayıncılık adına tüm televizyon kanallarına tam bir örnek, bu bir!

Dolayısıyla...

Onun işinden kovulması Hulki CEVİZOĞLU'na ONUR, kovduranlara da KARA  LEKE olarak tarihe not düşmüştür, bu iki! 

Bu bağlamda...

İlkeli olmak, kişiliğinden ve duruşuından ödün vermemek, kimseye boyun eğmemek, doğru bildiklerini söylemek

BAYRAĞI, VATANI, MİLLÎ DEĞERLERİ, TÜRK MİLLETİNİN MENFAATLERİNİ  dolayısıyla ATATÜRK CUMHURİYETİ'ni  sevmek, savunmak  ne zamandan beri "suç" oldu? Bu da üç!

Bu sorunun cevabını öğrenmek ve bilmek hepimizin hakkı!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 



6 Ekim 2020 Salı

Duymak İstemeyenlere, Görmek İstemeyenlere DUYURULUR!







 20 Mart 2003 Irak işgali;

O gün bugündür milyonlarca Iraklı öldürüldü, sakatlar, tecavüzler gırla... dolayısıyla Irak hem fiziki, hem de manevi olarak yerle bir edildi. 

15 Mart 2011 Suriye bir bahaneyle aynı güçlerce "iç savaş" çığırtkanlığıyla işgal edildi...

Netice... milyonlar  vatanından oldu, milyonlar öldürüldü... dolayısıyla Suriye hem fiziki, hem de manevi olarak yerle bir edildi. 

Aynı yıl Libya'da da kışkırtıcı olaylar... ardından Libya aynı güçlerce bombardımana tutuldu ... netice, Libya yerle bir!..

Yeraltı zenginliğiyle  her daim iştah kabartan petrol coğrafyası bölgemizden ellerini çekmeyen emperyalist güçlerce, 1918 yılında -Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla-  ülkemizi işgalin yolu açıldı. 

SEVR ile emellerine kavuşmanın hayalini kuran  İngiltere, Fransa, İtalya, Ermeni çeteleri, Yunanistan ve perde gerisi Amerika ülkemizi işgal ettiler.  

Dolayısıyla...

Aynı niyetlerle "Ata yurttan Balkana il Anadolu" amacıyla bölgemizi kuşatan emperyalistler 1919'da güzel ülkemi talan etmek üzere işgale giriştiler. Yüce Türk milleti Atatürk'ümüzün önderliğinde başlattığı Kurtuluş Savaşı ile bu defa emperyalistler yerle bir oldu!

Ve...

97 yıl önce İstanbul'umuzun düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü Yüce Türk Milletine Kutlu ve mutlu olsun!


Ne mutlu Türk'üm diyene!


Sevgi ve saygılarımla! 


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

9 Eylül 2020 Çarşamba

Bugün Selam Durma Günü




9 Eylül 1922;

 Bugün İzmir'in dağlarında çiçekler açtı...

Bugün Sevr'i yırtmanın coşkusunun,  

Anadolu'nun dağlarını çiçeklerle bezendirdiği gün.

Bugün kurtuluşa giden yolun zaferle taçlandığı, 

Yedi düvele diz çöktürüldüğü gün.

Bugün Mustafa Kemal Paşa'nın düşmana şanlı bayrağımızın önünde selam çaktırdığı gün.

❤❤❤

Ve bugün selam durma günü...

Selam olsun millî mücadele kahramanlarımıza!

Selam olsun Türk ordumuza!

Selam olsun yüce Türk milletine!

Selam olsun canım vatanıma!

❤❤❤

Yaşasın Mustafa Kemal ATATÜRK!

Yaşasın tam bağımsız TÜRKİYE!

Ne mutlu TÜRK'üm diyene!



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

30 Ağustos 2020 Pazar

30 Ağustos...




30 Ağustos Zafer Bayramımızı küçümseyenlerin uzantıları, o tarihi günde de  kendilerini göstermişler. Bakınız, Falih Rıfkı Atay’ın büyük zaferin yaşandığı o tarihteki anısı, sanki bize bugünü anlatıyor:

"Muhiddin Baha’nın Ankara hikayesi, Meclis’te bir aralık ellerini yıkamaya gitmiş. Asık suratlı bir milletvekili  görmüş. Mustafa Kemal’in muhaliflerinden biri:

-Yahu nedir bu halin? diye sormuş. Öteki dudaklarını ısırarak:

- Ne var sanki? Nasıl olsa İzmir’i bize vereceklerdi. Nesini büyütüp duruyorsunuz? diye çıkışmış da!

Sonra da:

-Yunanlılardan kurtulduk. Bakalım Mustafa Kemal’den nasıl kurtulacağız? demiş.

Evet, muhalifleri ve rakipleri sapsarı idiler. Ah! Bir kurşun, son Yunan kurşunu  Mustafa Kemal'in göğsüne saplanamaz mıydı?

O gün sapsarı kesilenler veya onların kinini güdenler, şimdi bile o günün hatırasını söndürmeye uğraşmakta değil midirler? " Falih Rıfkı Atay, Çankaya sf: 364


Dolayısıyla...

"Nemiz varsa, bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaş olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı'nın, vicdanımızı ve kafamızı Doğu'nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcağını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferi'ne borçluyuz." ÇANKAYA, sf: 363  Falih Rıfkı ATAY

30 Ağustos Zafer Bayramı Yüce Türk ulusuna kutlu olsun! 

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

28 Ağustos 2020 Cuma

"80 Küsür Sene Önce"... ❤




80 küsür sene önce; 

Tenis maçı izlerken fotoğrafı var,

Yüzerken fotoğrafı var,

Sahilde kumda otururken,

Kürek çekerken, at binerken,

Konser izlerken, zeybek oynarken,

Dans ederken, heykel incelerken fotoğrafı var.

Salıncakta çocuk gibi gülerek sallanırken bile fotoğrafı var.

O dönemin kıyafetlerine, ayakkabılarına bakıyorsun; sanırsın dünya moda ikonu.

"Aman Allah'ım!" diyorsun, nasıl bir ruh üfledin de çıtayı en üste koydun bu kulunla...

Bu kadar GÜZEL bir ÖRNEK İNSAN nasıl olabilir?

Ama oldu, bütün dünya gördü, halen görmekte işte!

Hayvanlarla fotoğrafları var,

Çocuklarla,

Okulda genç kızlarla,

Delikanlılarla,

Cephede askerlerle, komutanlarla;

Dahası köylülerle, şairlerle, yazarlarla, sanatçılarla ...

Aşık olmuşluğu da var,

Oturup rakı içmişliği de.

Dua etmişliği de var,

Vaaz vermişliği de.

"Bana yeniden üniformamı giydirtmeyin!" deyip ültimatom vermişliği de var.

Tek bir ağacı kesmemek için koca köşkü yürütmüşlüğü de var,

Bozkır Ankara'ya Atatürk Orman Çiftliği' ni kurmuşluğu da...

Kalbine kurşun yemişliği de var ülkesi için; savaştan savaşa koşmuşluğu da.

Yirmi iki yıl, rakamla da yazıyorum, tam 22 yılını cephede geçirmişliği, o güzelim ayaklarını asker potinlerinden çıkarmamışlığı,

Askeri tayınını yemeden sofraya oturmamışlığı da var;

Bir çok ülke liderini sofrasında ağırlamışlığı da var.

Ama ne acıdır ki "Evde yiyecek kalmadı oğul" diye mektup yazan anacığına:

"Bu para Milli Mücadelenin parasıdır.

Vatanı kurtarmak için topladık, konunun ehemmiyeti büyük, size şu an para gönderemem anacığım, şimdilik evdeki halıları satın" demişliği de var.

Ve tarihin görüp göreceği en yoksul, en çaresiz savaşlarından birinde "Geldikleri gibi giderler" demişliği de var.

❤❤


Ömrünü, emeğini, aklını, sevgisini milletine verdiği gibi, tüm malını mülkünü de milletine bağışlayıp geçmiş bir Atamız var.

Söyleyin bana, kaç babayiğit yapabilir şimdi bunu?
Ha bir de:

"Bize uymuyor ilgilenmiyoruz; düzenleyip yeniden göndersinler, bakarız" deyip Birleşmiş Milletler Cemiyeti kurallarının değişmesine sebep olmuşluğu da var.

Bunu ondan sonra kim yapabilmiş, onu da sorarım!

Yurdu sevmek nasıl olur göstermiş, yaşamış bir Atamız var.

Yetmezmiş gibi; yemesiyle, içmesiyle, oturmasıyla kalkmasıyla, çatal bıçak tutmasıyla, sigarasını yakmasıyla dahi zarafet timsali bir Atamız var.

Ah benim canım, bağdaş kurup otururken bile zarif.

Avrupa'dan önce kadına değer vermiş, ona seçme ve seçilme hakkı vermiş, kadını insan makamına layık hale getiren düzenlemeler yapmış

"Ey kahraman Türk kadını!
Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın!" demiş,

Müzeyyen Senar' ı, Safiye Ayla' yı taktir ederek, severek dinlemiş bir Atamız var ...

❤❤

Onun getirdiği alfabe ile ona hakaret etmeye çalışan kansızların çoğaldığı günümüzde:

“Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir” diyebilmiş bir Atamız var ve hâlâ ışık oluyor bize.

Ha, unutmadan!

Bir gecede cahil kaldık diyenler!

Soruyorum size, ne okuyordunuz da okuyamaz oldunuz?

Hangi bilimde, hangi fende ilerdeydiniz?

Buluşlarınız?

Teknolojiniz?

Endüstriniz?

Matbaa bile kaç yıl sonra girdi Osmanlı'ya araştırın da öğrenin hele bir!

Ayrıca halk zaten öz Türkçe konuşuyordu, yoksa

Yunus Emre'nin,

Karacaoğlan'ın,

Mevlâna' nın,

Pir Sultan Abdal 'ın ve daha nicesinin dilini anlayabilir miydi?

Onların eserleri günümüze gelebilir miydi?

Ve dahi bugün adına Eski Anadolu Türkçesi dediğimiz dilde o "cönkler" oluşabilir miydi?

Türk halkına verilmiş en büyük şanstı Mustafa Kemal Atatürk.

Yoksa, Türk halkı da ona verilmiş en büyük hâyâl kırıklığı mı desek?

Hayır, bu his yok edilmeli.

Çünkü Atatürk'ü sevmek yurdu sevmek demektir, yurdu sevmek de Atatürk 'ü sevmektir.

Çünkü o, savaşları, yokluğu görmüştü.

Fabrikalar üniversiteler,

atölyeler, hastaneler kurmuş,

Osmanlı' dan kalan tüm dış borçları da ödemişti.

Evet, ödemişti ve bir güne bir gün:

"Lanet olsun sizin gibi millete" dememişti.

Ne münasebet!

O, hep en yüce hislerle milletine muhabbet beslerdi.

Cumhuriyeti de daha çok güvenecek bir kimse bulamadığı için gençlere emanet etmişti.

Kul olmaya alışmış bu teb'a cumhuriyete alışır mı diye sormamıştı.

Çünkü o başkomutan

O ebedî lider

O güzel insan Mustafa Kemal Atatürk

Kurtuluş Savaşı verirken cephede, köyde, kırsalda, kentte, yakinen tanıdığı bu milletin yetiştireceği evlatlardan emindi.

Ve yazdı, Nutku yazdı; hesap verdi, akıl verdi,

Bursa nutkunda endişelerini dile getirdi, o hep yol gösterdi.

Bugün ülkesindeki nankörlükleri, hainlikleri söyleseler inanmazdı, birini bile asla görmek istemezdi.

İçimizin sızısıyla diyoruz ki:

Adını, izini silmek isteyenlere inat ışığımızsın, gururumuzsun Atam.

Ve her geçen gün sadece bizler değil, dünya anlıyor, kavrıyor seni.

Ve yaptıklarını

Ve söylediklerini...

Seni seven tüm güzel insanların kalbindesin,

Onlar da senin yolunda, 

Sevginde, sevginle, daima.

Sonsuza dek!



Anonim


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

10 Ağustos 2020 Pazartesi

100 Yıl Önce Bugün; Osmanlı'nın Teslim Alındığı...





İtilaf Devletleri, Osmanlı’ya kabul ettirmek istedikleri Sevr Antlaşması’nı San Remo Konferansı‘nda belirlemiştir.

Bu görüşmelere Osmanlı Hükümeti’ni temsilen Tevfik Paşa katılmıştır.

Tevfik Paşa, Sevr Antlaşmasının imzalanması durumunda Osmanlı Devleti’nin sömürge haline düşeceğini ve bağımsızlığını tamamen kaybedeceğini bildirmiştir. 

10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması’nın Maddeleri:


1- İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalmaya devam edecek. Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü yerler İstanbul ve çevresinden oluşan küçük bir toprak parçası olacak; eğer Osmanlı Devleti, İtilaf güçlerinin belirlediği şartlara uymazsa İstanbul’da ellerinden alınacak,

2- Batı Anadolu ve Doğu Trakya Yunanlılara verilecek,

3- Ege Adaları Yunanistan’a bırakılacak, Rodos ve 12 Ada İtalya’ya verilecek,

4- Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti ve güneyinde Kürdistan Devleti kurulacak,

5- Irak, Musul ve Arabistan İngiltere’ye verilecek,

6- Boğazlar, bütün ülkelerin gemilerine savaş zamanında dahi açık bulundurulacak ayrıca boğazlar on ülkeden oluşan bir Avrupa Komisyonu tarafından yönetilecek ve bu komisyonda Türk üye bulunmayacaktı,

7- Kapitülasyonlar; İngiliz, Japon, Fransız ve İtalyanlardan oluşan bir komisyonun düzenlemesiyle genişletilerek yeniden gündeme gelecek ve bütün azınlıklar bu ayrıcalıklardan yararlanabilecekti. Ayrıca azınlıklara geniş haklar verilecek ve askerlik yapmayacaklardı,

8- Azınlıklar sınırlarımız içinde okul ve dini kurumları açabileceklerdi. Osmanlı’nın bu konuda yaptığı uygulamalar ise denetlenebilecekti,

9- Osmanlı Devleti’nin mali durumu ve bütçesi İngiliz, Fransız ve İtalyanlardan oluşan komisyon ile Düyun-u Umumiye İdaresi tarafından yönetilecekti. Bu komisyonda Osmanlı üyeleri sadece danışman olarak yer alacaktı,

10- Osmanlı, mali bakımdan zor durumda olduğu için savaş tazminatı vermeyecek ve borçları silinecekti,

11- Osmanlı Devleti’nde zorunlu askerlik kaldırılacak ve askeri gücü 50.700’ü geçmeyecekti. Ayrıca orduda ağır silahlar ve uçaklar kesinlikle bulunmayacak ve Osmanlı donanması İtilaf Devletleri’nin kontrolü altında olacaktı,

12- Deniz Kuvvetleri’nde 13’ten fazla savaş gemisi bulunmayacak,

13- Kürtler, Doğu Anadolu’da bağımsız bir devlet kurmak isterlerse ve bu istek Cemiyet-i Akvam tarafından kabul edilirse, Osmanlılar bu durumu kabul edecekti,

14- Osmanlılar, Mısır üzerindeki bütün haklarından vazgeçecek, Filistin, Irak ve Suriye için alınan kararlara uyacaktı.

15- Hicaz bağımsız bir devlet olacaktı (Arap ülkeleri istediğini aldı),

16- Osmanlı Devleti İzmir’deki egemenlik haklarını Yunanistan’a bırakacak ve kalelerden sadece birinde Türk bayrağı dalgalanacaktı,

17- Şam ve çevresi, Mardin, Antep ve Urfa Fransa’ya verilecek ve Sivas’ın kuzeyine kadar olan bölgede Fransız nüfusu yer alacaktı,

18- İzmir bölgesi dışındaki Batı Anadolu, İtalya’ya ait nüfus bölgesi olacaktı.


Dolayısıyla....


Hani ATATÜRK'e hakaretler edip, 

Kurtuluş Savaşı'nı görmezden gelenlere sorum çok açık:

Bu utanç veren antlaşmayı kim imzaladı!!!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

6 Ağustos 2020 Perşembe

6 Ağustos 1945






Hiroşima'ya atılan bombanın etkisi bugün hâlâ daha tüm dünyada konuşulmaktadır. Zira insan eliyle kıyametin bir göstergesini yaşatan, zalimliğin en korkunç ve çirkinliğine örnek olan Hiroşima ve Nagasaki'ye ATOM BOMBASI, 2. Dünya Savaşı'nın bitiminin hemen ardından 6 Ağustos 1945 saat 08:15'te Hiroşima'ya atıldı.

"300.000 °C’lik ısı etkisi ise yaklaşık 3 km çapındaki her şeyin yanmasına yol açtı. Daha sonra ise patlamanın etkisiyle başlayan ve saatte 1800 km ile esen alev rüzgârı çevredeki her yükseltiyi dümdüz etti. Ama asıl kalıcı etkiyi patlamadan birkaç dakika sonra başlayan bir yağmur gerçekleştirdi. Yağmur ile tüm radyoaktif serpinti bölgeye inmiş oldu. Saniyelerle ölçülebilecek bir zaman dilimi içerisinde Hiroşimay'ı yok eden bu korkunç bombanın bilançosu yaklaşık 80.000 ölü ve 100.000 yaralı olarak belirlendi." Wikipedia


Dolayısıyla... Amerika'nın Hiroşima'ya karşı gerçekleştirdiği bu korkunç vahşetin, 75. yıl dönümünü tüyler ürperten bir korku ile anarak hatırlatmak  istedim.



Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)




26 Temmuz 2020 Pazar

İngilizler İstanbul'u İşgal Etmediler Öyle Mi?



Bu resimlere iyi bakın!!!




"İstanbul'a El Konulması

İstanbul'a, İtilaf Devletleri tarafından el konulacağı haberleri yaygınlaşmaya başladığı bir sırada, 9 Mart 1920 günü İngilizler, Türkocağı'nı bastılar. 16 Mart 1920 sabahı erken saatlerde, İngiliz savaş gemileri, Galata Köprüsü yakınlarına geldiler. İngiliz tankları, İstanbul içlerinde ve Beyoğlu'nda dolaşmaya başladı. Kente yeniden birçok düşman askeri çıkarıldı. İngiliz askerleri, karakollara, hükümet dairelerine el koymaya başladılar. Sabahın erken saatlerinde başlayan bu el koyma sırasında Şehzadebaşı karakolu, ansızın basıldı. Bu harekete karşı koymaya başlayan askerlerimiz şehit edildiler.

İstanbul'a, İngilizlerle birlikte öbür düşman kuvvetlerinin el koyması olayı, Atatürk'e 16 Mart günü sabahı saat on'da, İstanbul'dan, telgraf memuru Manastırlı Hamdi tarafından bildirilmiştir." Tarihsel Olaylarla SÖYLEV, Baki KURTULUŞ, Sf:97

































Valığımızı boçlu olduğumuz Büyük ATATÜRK! 

Sana ne kadar dua etsek, ne kadar minnet duysak azdır!


Ne mutlu Türk'üm diyene!

Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)