16 Ocak 2016 Cumartesi

"..Hak Kuvvetin Üstündedir"






Türk ordusunun tedhiş örgütlerine karşı yürüttüğü operasyonları hedef alarak, emperyalizmden aldıkları ahlak dersi ile kendi güvenlik güçlerini, ordusunu ve dolayısıyla da Türkiye Cumhuriyeti devletini "katliamcı" ilan edenlere,

Mustafa YILDIRIM'ın merhum Atilla İlhan'ın "Tokat gibi bir kitap" değerlendirmesinde bulunduğu, "Sivil Örümceğin Ağında" araştırma-inceleme kitabından aldığım, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün, "27 Aralık 1919'da yabancılarla yatıp kalkanlara verdiği yanıt":


"Tekrar ediyorum, aleyhimize ileri sürülen değerlendirmeler yanlıştır. Bu gerçek, (hem) tarih, (hem de ) mantık açısından sabittir. Bu hususu, yalnız Batı'ya değil, hatta vatandaşlarımıza da, ehemmiyetli bir surette ihtar etmek gereğini duyuyorum. Çünkü ender de olsa, üzülerek işitiyoruz ki, milletin tarihini okumamış veya milli duygudan yoksun kalmış olan bazı kişiler, yabancıların aleyhimizde ileri sürdükleri suçlamaları reddetmemenin yanında vatanını ve milletini kusurlu göstermekten çekinmiyorlar. Bugün bile, sultani mektebinin salonlarını aleyhimizde konferans verdirmek için yabancılara açanlar var. 
Bu gibilere lanet

Lozan Antlaşması'nın en can alıcı maddelerini, salt ABD ve Batı Avrupa yönetimleri, dışarda ve içerde konumlanmış Bizans özlemcileri istedi diye, değiştirenler, 1919-1922 arasında savaş alanlarını, işgal altındaki yöreleri gezerek ulusal direnişin ruhunu ve ulusal yönetimin görüşlerini dünyaya ileten ve TBMM kararıyla Türk ulusal davasına katkıları nedeniyle kendisine teşekkür edilmiş olan, Gazeteci Berthe Georges Gaulis'in değerlendirmesini anımsamalıdırlar. 

"Onun gerçek formülü: rakip güçler arasında dengeyi korumak, hiçbiri tarafından yutulmamak." 

Bundan daha anlamlı bir yorum olamaz. Aradan 81 yıl geçtikten sonra bile, yutulmaya karşı direnenler de olacaktır, laneti hak edenler de...

Örümcek ağı, Mustafa Kemal'in bağımsız ülkesinin kurumlarını, demokratik örgütlerini, siyasal partilerini, bilim yuvalarını sarmış durumda. Aynı ağ, ülkenin komşuları başta olmak üzere tüm Asya'yı, Afrika'yı ve Güney Amerika'yı liberal bir görünüm altında sararak kolonileştirmektedir. İnsanlık bir kez daha karanlık, acımasız bir çağa giriyor. 

Ve bu karanlık çağ kuşkusuz aşılacaktır. Çünkü halkın erdemli deyişi bir gerçektir: "Eşkıya dünyaya hükümdar olamaz!"

İnsanlık yarım kalan sözü, geçmişten geleceğe, karanlıktan aydınlığa uzanan çağlarda tamamlayacaktır. 

Yeter ki, Mustafa Kemal'in şu yalın ilkesi akıllardan uzak tutulmasın:

"Adalet ve merhamet dilenmek gibi bir prensip yoktur. Türk milleti, Türkiye'nin müstakbel çocukları bunu bir an hatırdan çıkarmamalıdırlar." 

Bu sözün anlamını, makamlara oturanlardan daha çok, bağımsız ve özgür ve insanca yaşamak için ".. hak, kuvvetin üstündedir" ilkesinin erdemliliğinin temeli olduğuna inanan gençler değerlendireceklerdir. 

Zerre kadar kuşku yok!

Ankara: 24 Temmuz 2005" Mustafa YILDIRIM, "project democracy" Sivil Örümceğin Ağında, sf: 584-585

Dolayısıyla...




Bugün coğrafyamızı ve vatanımızı "yutmak" isteyen emperyalist güçlere karşı, "bağımsız ve özgür ve de insanca yaşamak için direnen" (Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir) YÜCE TÜRK ULUSU'na  SELAM OLSUN... 



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

14 Ocak 2016 Perşembe

Karanlık'sınız!











Diyelim ki, evinizi eli kanlı, gözü dönmüş silahlı eşkıyalar basıyor...

Ne yaparsınız?

a) Hiçbir şey yapmadan, aman ne güzel ettiniz de geldiniz.. Buyurun sizi şöyle alalım, keyfinize bakın, derim.

b) Hoş geldiniz buyurun. Ne istediniz? Madem geldiniz, hazır gelmişken "BARIŞ" olsun... Hem demokratik olarak her şey sizin hakkınız..İstediğiniz gibi davranın, rahatınıza bakın, derim.

c) Aman ne güzel ettiniz de geldiniz. Zaten elinizdekiler de öyle hafif silahlar (roketatarlar filan). Onun için size orantılı güç uygulayacağız, rahat olun,  derim.

d) "Arkadaşlar" serbestsiniz, istediğiniz gibi her yeri yakıp yıkabilirsiniz. Hatta evdeki ahaliyi tehdit edin! Şayet tehditlere boyun eğmezlerse çoluk çocuk, yaşlı, bebe demeden, gözünüzü kırpmadan öldürün önemli değil, derim.


"Diyarbakır'ın Çınar İlçesi'nde PKK’lı teröristler Emniyet’e bombalı araçla saldırdı: 5 ölü, 39 yaralı"
Hürriyet, Canan ALTINTAŞ/Diyarbakır , 14 Ocak 2016

Dolayısıyla..

"Türkiye'nin birçok üniversitesinden akademisyen; devleti katliam yapmakla suçlayan skandal bir bildiriye imza attılar." SABAH

Hangi vasıflarından dolayı kendilerine "aydın" dediklerini anlayamadığımız bu isimler, bu devletin ekmeğini yiyip, sefasını sürerken, vatanımızı ve milletimizi  bölünme aşamasına getiren düşmanlarla bir olmuş,



"Devletin, başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesi gerekiyor" diyorlar, iyi mi?

O vakit ben de bu ülkenin bir vatandaşıyım!

Ben de üniversite mezunuyum!

Ve ben  de öğretmenim!

Dolayısıyla, ben de kendime göre bir aydın'ım...

O sebeple bunlar ne dediklerinin, neye imza attıklarının farkında bile değiller!!!

Çok değil... bundan 8 yıl önce de yine ne dediklerini bilmeyen dışarıdan kumandalı sözde aydınlar, Ermenilerden "özür diliyorum" imza kampanyası başlatmışlardı...

Bu olayın da bu "özür" imzasından  hiçbir farkı olmadığı gibi, bu ihanetçileri  aydın olarak asla kabul etmiyorum!!!


Ve bu sözde "aydınlar"ın  aydın'lıkları mum gibidir, dibini bile aydınlatmaz!



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

9 Ocak 2016 Cumartesi

Diyanet'in Sayın Yetkililerine Sesleniyorum!!!








Bir babanın "öz kızına şevhetle bakmak" fetva'sıyla birlikte..


"NİŞANLILAR EL ELE TUTUŞMASIN” FETVASI

Diyanet, “nişanlılık döneminde gençler başbaşa kalmasın, el ele tutuşmasın” fetvası yayınladı

ALEVİLERLE EVLİLİK FETVASI

Diyanet’in en çok tartışma yaratan fetvalarından biri de “Alevilerle evlilik caiz mi” sorusuna verdiği yanıt oldu. Diyanet soruya “Müslüman olanla evlenilir, Müslüman olmayanla evlenilmez” yanıtını verdi.

MAL VARLIĞINA GÖRE KEFEN

Diyanet, kefen konusundaki fetvası ile de çok tartışıldı. Diyanet fetvasında, “Kefen olarak kullanılacak bez, çok basit ve adi veya çok pahalı olmamalı, ölünün mal varlığına uygun olarak alınmalıdır” denildi." 09 Ocak 2016




Vallahi Diyanet'e olan güvenim, bir bunalıma dönüştü.. 

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Sayın Ali BARDAKAOĞLU döneminde, skandal bir olay üzerinde  duyduğum rahatsızlığı ve sıkıntıyı dile getiren kişisel mektubumu Diyanet İşleri Başkanlığı'na iletmiştim.

Yüce dinimizin yanlış yorumlanmasına vesile olacak sıkıntıdan kaynaklanan endişelerimi gideren nazik cevabi mektubu, bizatihi Sayın Başkan Ali BARDAKOĞLU'nun şefkat içeren cümleleriyle, tarafıma yazılmış e- posta ile aldım.

Bu sıcak davranıştan dolayı kuruma olan derin sevgimle birlikte güvenim bir kez daha artarak, sarsılmaz bir saygıya dönüştü..

Hal böyleyken,

Son zamanlarda Diyanet'ten duyduğumuz ve insanlığımızdan utanacak şekilde çıkan haberler karşısında, derin kaygı ve endişe duymaktayım...

Yüce dinimizi her koşulda her zaman sonuna kadar savunmak boynumun borcu olarak görüyorum. Bu bağlamda Sevgili Peygamberimize yönelik Danimarka'dan ve benzeri yerlerden yapılan saldırıları da  gerek buradan, gerekse muhataplarına şahsi ve özel tepki yazılarımla Sevgili Peygamberimizi ve Yüce dinimizi savundum,  bundan sonra da savunmaya  devam edeceğim...

Bu bağlamda insanın ruhunu karartan ve İslam diniyle uzaktan yakından ilişkisi olmayan bu sapkın "fetvaları" şiddetle ve nefretle kınıyorum!

Bu fetvaların milletimizi yaralayacağı gibi ne insanlığa, ne de vicdanlara sığmayacak kadar dehşet ve iğrenç olarak görüyor, konunun kepazeliği karşısında tek kelimeyle,

 "Yuhhh artık!" diyorum!!!



Dahası bu inanılmaz sapkın "fetva"ları duyunca aklıma  Suudi müftüsü geldi.. 

Bir an, "Allah'ım o sapık Suudi müftü bizim Diyanet'e mi geldi, ne oldu?!" dedim...

Zira yüreğimin kaldıramayacağı kadar bir sızı içerisindeyim... 

Öte yandan...

Bugün bu anlamda, dünyanın dört bir yanından el birliğiyle  Yüce dinimizi yeterince kirletenler, var güçleriyle zaten çalışmaktalar. Dolayısıyla, İslâm Dini'ni bu sapkın ve yobaz zihniyetlerin elinden kurtarmak için, Büyük ATATÜRK'ün özenle kurduğu Diyanet'in,  hem  Diyanet'i kirletmeye, hem de  Yüce dinimizi  dünya kamuoyu önünde küçük düşürmeye ve de rencide etmeye ne  hakkı, ne de yetkisi var!

Bu rezilliğin biran önce aydınlatılmasını bekliyor, sapkınların adalet önüne çıkarılmasını ivedilikle istiyorum!!!


Sayın Yetkililerin acilen ilgi ve bilgilerine sunulur!!!


NOT: Öte yandan bir SAPIKLIK haberi de... 



Yazıklar olsun!!! 


:((



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

8 Ocak 2016 Cuma

Seç, Beğen...







Dolce & Gabbana İtalyan modacılar Domenico Dolce ve Stefano Gabbana tarafından kurulan bir moda evinin adıdır. Bu iki erkek, Hollanda'da evlenmiş (daha sonra ayrıldılar) dünya modasının devleri arasında yer alıyorlar.

Vergi borçları  yüzünden önce birkaç mağazasını kapatan, daha sonra markayı kapatacakları söylenirken,  vergi kaçakçılığı davasından beraat ederek yollarına devam eden Dolce ve Gabbana.

5-6...  bin liralık çantaları, 2 bin liradan başlayan ayakkabıları, binlerce liralık  gözlükleri ve adeta insanın gözünün içerisine sokarcasına markasını (D & G) teşhir eden Dolce ve Gabbana...

Evet...

"İtalyan lüks moda evi Dolce & Gabbana ilk tesettür koleksiyonunu hazırladı.

İlk olarak "Style.com" moda sitesinin Arap edisyonunda tanıtımı yapılan koleksiyonun gelecek Ekim ayından itibaren Birleşik Arap Emirlikleri'nde satışa sunulması bekleniyor.

Gabbana,bir açıklamasında "Orta Doğu beni büyülüyor" diyor. 

Ve...

"Yayımlanan bir raporda, 2013'te Müslüman tüketicilerin giyim ve ayakkabı harcamalarının 266 milyar doları bulduğu, bu miktarın 2019'da 484 milyar dolara ulaşmasının beklendiği belirtiliyor." 06 Ocak 2016,BBC Türkçe



Hâl böyle olunca...

İştahı kabaran,

"Dolce  &  Gabbana’dan ilk kez tesettür koleksiyonu

Arap dünyasının kalbini fetheden bu koleksiyonda, limon görselleri, güller, gül kurusu tonları, sarılar ve yeşiller; siyah çarşafları renklendiriyor." BBC Türkçe








Dolayısıyla...

İslâm'ı kendilerine göre şekillendirerek isimlendiren Haçlı güçler, bunu yaparken dünyayı parmaklarında oynatan silah sektörüyle, moda sektörünü kullanıyor.

O sebeple;

"Radikal İslam" dediler,

IŞİD, El Kaide... tedhiş örgütlerini yarattılar,

"Ilımlı İslam" dediler,

Gösterişe dayalı binlerce dolarlık tesettürlü "dini'darlar"a yok alkolsüz şampanya, yok helal ruj... ve daha niceleriyle ucube bir anlayış yarattılar.



Demem o ki... 

"Allah'ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir." Yunus Suresi, 100. Ayet

Dolayısıyla, yüce dinimizi bunca tahribat ve tahrifatla getirdikleri ve dayattıkları nokta,

Kırk katır mı, kırk satır mı!!!

Cehenneme çevrilen İslam coğrafyasında, 

Bir yanda vahşetle ölüm, kan, gözyaşının arkasındaki kazanç.. 

Yani çarşaf'a, sakal'a dolanmış silahlar.

Diğer yanda şatafatın içerisinde fing atan görgüsüzlerin sayesindeki kazanç..

Yani çarşafa bulaşmış "D & G" gözlüklerle, ojeli tırnaklar.

İkiye böldüler...

Radikal İslam, 

Ilımlı İslam


Seç, beğen...














Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

5 Ocak 2016 Salı

Türkiye Cumhuriyeti'ni Kuran Türkiye Halkına Türk Milleti Denir



"Suudi Arabistan'da yeni yılın ikinci gününde çeşitli terör suçlarından hüküm giyen 47 kişi başları kesilerek idam edildi. İdam edilenler arasında Şii din adamı Ayetullah Nemr Bakır en-Nemr'in bulunmasına İran'dan büyük tepki geldi. İran meclis başkanı Suudi Arabistan'ın bedel ödemek zorunda kalacağını söyledi." Hürriyet, 02 Ocak 2016



Allah'ın buyruğunu bir yana bırakmış, insanların geleneğine uyanlar, dünden bugüne birbirleriyle boğazlaşmaya  devam ediyorlar.

Zira bu yaşananlar "din" mi, gelenek mi, inanç mı, ezelden gelen alışkanlık mı? Yoksa kültür mü? Bunlara kim yanıt verebilir bilemiyorum...



Bildiğim, bu yapılanların bir mezhep (ki bilinen o ki Sevgili Peygamberimiz zamanında böyle bir ayrışma, dolayısıyla mezhep filan  yoktu) savaşı ve sözde "din" adına, İslam adına yapılıyor olması...

O halde buyurun bakalım, bu duruma Kur'an  ne diyor?

"Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o, kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz."Âl-i İmran Sûresi 103. Ayet



Öte yandan...

Halk nedir?

Ulus nedir?

Millet nedir?

Ülkü nedir?

Bu olguların eksikliğini yaşayan bölgedeki kabilelerin, yığınların geldiği nokta cehennemin dibi oluyor...

Hal böyleyken,

"Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti" denir felsefesiyle kurduğumuz cumhuriyetimizde  yıllarca huzur-güven içerisinde yaşadık, yaşamaya da devam edeceğiz.. O sebepledir ki bugün bölgede etnik mezhep ve etnik köken savaşlarından koşarak ülkemize yani Atatürk'ün kurduğu laik cumhuriyete sığınıyor milyonlarca insan. 

Ve Atatürk Cumhuriyetine hakaret edenlerin baskısı altında batı illerimize göç ediyor on binlerce vatandaşlarımız. Dolayısıyla şayet doğu illerinde yaşayan vatandaşlarımız gerçekten cumhuriyetimizle bir sorun yaşasalardı, gidecekleri yer buralar olmazdı...

Ağalık ve feodal sistem altında insanlarımıza sözde "barış" ve "demokrasi" diyenler,  bugün bölgeyi mezhep savaşlarına çevirmek isteyen Batılı emperyalist güçlerle işbirliği içinde.



Kardeşin kardeşi boğazlayarak cehenneme çevrilen İslam coğrafyası içerisinde, hayatın anlamı, insanlığın anlamı, dinin anlamı, ruhun anlamı... her şey, evet her şey çöktü. Bununla birlikte coğrafyamız da çöküyor...

Dolayısıyla...

Emperyalistlerin ekmeğine yağ sürenler ve bunların goygoycuları  "ne kadar mükemmel!" demeyegörsünler, vallahi bundan sonra akan sular duruyor... O sebeple  bundan böyle ortada artık ne "iyilik" kalır, ne de "kötülük". "Mükemmel" ve "mükemmel olmayan" kalır sadece. Mükemmel olan iyidir, mükemmel olmayan rezil!


Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed,  Mevlana, Yunus Emre, Sevgili Ata'm... bize bıraktığınız emanetler, o kültürel miraslar, o güçlü insan sevgisi, Anadolu'nun kadim dostluğu ve kardeşliği, tasada ve kıvançta birlik olduğumuz değerlerimiz hepsi ama hepsi bugün  tehdit ve tehlike altında.. 

Ülkemizde bir KÜRT-TÜRK çatışmasını başaramayanlar, mezhep çatışmasının fitilini dışarıdan ateşlediler bile...

Yanıyoruz...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

1 Ocak 2016 Cuma

KORKU...




"Avrupa 2016’yı terör korkusuyla karşıladı
Avrupa’daki yılbaşı kutlamalarına terör korkusu gölge düşürdü. Belçika kutlamaları iptal etti; Berlin’deki kutlamalarda sırt çantası yasaklandı. Terör tehditi Rusya ve Avustralya’ya ya kadar uzandı" 01 Ocak 2016


Yılın ilk gününden, dünyayı saran, bismillah ilk korku ve endişe görüntüleri gazetelere, üst manşet haberi oldu bile...

Hadi bu haberle birlikte, 2016'nın ilk yorumumla  ilk yazıma  başlayayım istedim:

Tabii konun muhatabı Batı toplumu  ve Batı'nın inancıyla çelişen söylem ve eylemler olunca, ben de bu çelişkiyi açığa çıkaran örneklerden yola çıkmak istiyorum.


"18- Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi korkuyu siler atar. Çünkü korku işkencedir. Korkan kişi sevgide yetkin kılınmamıştır. "Tanrı'yı seviyorum" deyip de kardeşinden nefret eden yalancıdır. Çünkü gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrı'yı sevmez." 1. Yuhanna 5, Tanrı Sevgidir, Müjde İncil, sf: 502






Dolayısıyla...

Hani Papa Francis, yıllık Noel konuşmasında "dünyaya, tüketim ve hazcılık nedeniyle kendini kaybetmeme" çağrısı yapmıştı ya...

"Tanrıyı seviyorum" deyip de kardeşinden nefret eden Tanrıyı gerçekten sevmez...

O halde önce SEVGİ, 

Sonra NASİHAT...

Hadi bir de bizim özdeyişimizle konuyu pekiştireyim izninizle,

 Ne diyor Yunus Emre?

"Zulüm ile abad olanın akıbeti berbad olur."

Kan-gözyaşı ve barutla beslenenlerin sonu...



"Dünya yeni yıla terörle girdi
Dünya, 2016’ya terör tehdidi ve yoğun güvenlik önlemleri altında girdi." 01 Ocak 2016

2016'nın KORKU'dan uzak SEVGİ ve BARIŞ yılı olması dileğimle...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)