28 Nisan 2013 Pazar

Seni Seviyoruz Ayhan...



Çok sevdiğimiz sevgili arkadaşımız Ayhan TETİK...

Evinde çıkan yangın neticesinde kolunda ağır bir yanıkla hayata kıl payı dönüş yapan Bursa Devlet Hastanesi doktorlarından Ayhan TETİK için, bugün büyük bir üzüntü yaşadığımı belirtmek istiyorum.

Duyduğum bu derin acıyla, hayata her an pamuk ipliğiyle bağlı yaşadığımızı bizzat yaşayarak gördüm...

Hayat çok kısa...  Ne zaman, kimin başına ne geleceğini bilmiyoruz. Umarım, kimse böyle bir acı ve üzüntü yaşamasın...

Ayhan, en kısa sürede eski sağlığına ve neşe'ne dönmeni bekliyoruz...


 Sevgi ve saygılarımla!

NOT: http://www.olay.com.tr/haber/bursa-bolge/doktoru-olumden-cekip-aldilar-152147.html

Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

27 Nisan 2013 Cumartesi

İki Gözüm Bu İşin Yok Kürt'ü Türk'ü



















Kanla kazandığımız vatan'ımız talan edilmek isteniyor... 

Emperyalist canavar güçler, dişini Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne geçirmek suretiyle saldırılarını hızlandırıyor...

Sözüm: Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye Halkı Türk Milleti'ne:


Mustafa Kemal ATATÜRK'ün yaktığı ateş

Ateş değil bir kardeşlik şerbeti...

Bu şerbeti içen Türkülerin en güzelini söyler...

Güzel ülkemin Kürdü Türkü

Birlikte söyleyelim Türkü...

Bu Türk'üde kavuşan el âlem değil, can ile canan'dır

Şimdi Türküm demenin tam zamanı

İki gözüm bu işin yok Kürt'ü Türk'ü

Bin bir nakışla işlediğimiz kilimler...

Şimdi Türküm demenin tam zamanı

Dört nala geldiğimiz uzak Asya'dan...

Ata yurdumuz, 

İlle Anadolu


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)


24 Nisan 2013 Çarşamba

Dün'den Bugün'e...















"23 Nisan (1931) Millî Egemenlik Bayramı yine güzel törenlerle kutlandı. Cumhuriyetin ve bütün millî bayramların temeli bu gündü.

Çocuk haftası da başladı. Birçok yerde çocuk baloları verildi. Yeni bir moda başlamıştı. Gürbüz çocuk yarışmaları yapılıyordu. Cumhuriyet çocuklara sahip çıkmıştı. Çocuk şarkıları besteleniyordu. Süt Damlası süt dağıtmayı sürdürüyordu. İlkokul ders kitaplarının çocukların zevklerini yükseltmek için çok özenli basılmasına dikkat ediliyordu. Dilenci çocuk, sokak çocuğu,, köprü altı çocuğu kalmamış ya da çok azalmıştı. Eğitim Bakanlığı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, Çocuk Esirgeme Kurumu, Kızılay, Belediyeler el birliği ile her yerde kimsesiz çocuklara sahip çıkıyorlardı. Kimsesiz çocuklar için yatılı okullar kurulmuştu. Yaşı uygun olanlar için meslek kursları veriliyor, gelecekleri güven altına alınıyordu. Bir-iki yerde çocuk parkı açılmıştı. Çocuk eğitimi konusunda radyolarda yararlı konuşmalar yapılıyor, bebek bakımı hakkında da bilgiler veriliyordu.

Pek çok yurttaşı memnun eden bir gerçek vardı. Ağır dünya krizine rağmen Türkiye gerilemiyor, yerinde saymıyor, küçücük bütçesiyle zorlukla da olsa ilerliyor, gelişiyor, çağa ve dünyaya açılıyordu." Turgur ÖZAKMAN, "CUMHURİYET Türk Mucizesi" sf:418



Ve...


"Samsun’un Tekkeköy İlçesi’nde 60 yaşındaki Ahmet ve 58 yaşındaki Nurten İşçi çifti, torunları 9 yaşındaki Özgür Bakırcı ile birlikte 4 yıldır naylon brandalarla yaptıkları barakada yaşam mücadelesi veriyor. Kağıt toplayarak yaşamaya çalıştıklarını söyleyen Nurten İşçi, torununun kirli kıyafetlerle okula gittiği için arkadaşlarının kendisiyle alay ettiğini bu yüzden de 1.5 aydır okula gitmediğini söyledi." 20 Nisan 2013http://haber.gazetevatan.com/serbest-degil-zorunlu-kiyafet/531668/7/yasam


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

23 Nisan 2013 Salı

Nasıl Sevinmez İnsan...



23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Yüce Türk Milleti'ne Kutlu ve Mutlu Olsun...

NOT:???
http://www.tulaygurdal.com/2013/02/utananlara-ezilenlere.html



Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

21 Nisan 2013 Pazar

Siz de Adalet Önüne Çıkacak mısınız?!..















"Karşılaştığınız sorunları o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz" A.Einstein


Günlerdir Amerika'da meydana gelen patlamaları basından takip ediyoruz...

"OBAMA: Boston İçin Dua Edin

ABD Başkanı Barack Obama, Boston'daki bombalı patlamaların ardından yaptığı açıklamada, "Öncelikle bütün Bostonlulara, saldırıda yaralananlara geçmiş olsun, hayatını kaybedenlere rahmet diliyorum. Bunun kimler tarafından, ne amaçla yapıldığını bilmiyoruz. Ama... güvenlik birimlerimiz bu saldırının kimler tarafından ne amaçla yapıldığını bulmak için çalışıyor. Bulacağız ve suçluları adalet önüne çıkaracağız. Zaman artık birlik olma zamanı, demokrat olmak, cumhuriyetçi olmak fark etmez, tek bir çatı altında toplanıp, ulus olarak bunun üstesinden geleceğiz " şeklinde konuştu." 16 Nisan 2013

Bu sözlere eyvallah da...

ABD "şok"a girmiş... Pes!

Obama "suçluları bulacağız, adalet önüne çıkaracağız" demiş, pes!

Ve... "şimdi birlik olma zamanı", "tek bir çatı altında toplanıp, ulus olarak bunun üstesinden geleceğiz" demiş, pes!!!


Kendilerine gelince, birlik olmak, ulus vurgusu yapmak, "suçlu"ları aramak, adalet önüne çıkarmak en doğal hakları oluyor da, bize gelince ulus olmak, modası geçmiş kavram; birlik olmak demokrasi anlayışına sığmıyor, "faşist" falan oluyor, öyle mi? Ki bu bağlamda ırksal ve mezhepsel bütün etnik ayrışmaları öne çıkarıp acilen birbirinizden ayrılın deniliyor... yani ayrışmanın bini bir para!

Öte yandan Irak'da, Afganistan'da her gün patlamalarla onlarca, yüzlerce insan takır takır ölüyor, kimse bana mısın demiyor! Muhteşem (!) basın burada olduğu gibi manşet manşet bunları haber yapmıyor! "Şok", "şok" demiyor! O sebeple kimse de ayağa filan kalkmıyor...

ABD yönetimi de malûmunuz "şok"a falan girmiyor... sayısız hayatların sönmelerine vesile olanlar, seyirci kalanlar... 3 tane can gitti diye, dünyayı ayağa kaldırıyor...


Sahi, duydunuz değil mi? Bu patlamaları "gerçekleştiren"ler de yine müslüman çıkmış... Demek ki ufukta yine bölgemize ve coğrafyamıza yeni yeni saldırı, beraberinde  bir dizi işgal hazırlıkları var... Tıpkı 11 Eylül 2001'de ki, ikiz kulelere saldırının hemen arkasından coğrafyamıza hücum edildiği gibi...


Bir de hatırlatma yapalım: Amerikan milletine karşı bizim bir kızgınlığımız falan yok... Bizim, Amerikan yönetiminin bölgemiz ve ülkemiz üzerindeki hasmane siyasetine, insanlarımızı bölmeye yönelik tutumuna  karşı öfkemiz var... O sebeple Boston'daki patlamalarda hayatlarını kaybeden masum sivil insanlar için son derece üzgün olduğumuzu da ayrıca belirtelim.

O halde ABD Başkanı Obama'nın dediğini, biz de kendi ülkemizi ve ulus bütünlüğümüzü korumaya muktedir olan Türk milletine karşı uyarlayarak aynen aktarırken bir de sorumuz olacak:


Öncelikle  Türk ulusuna ve devletine karşı yapılan, tüm saldırılarda yaralananlara geçmiş olsun, bu vakte kadar (40 bin şehidimiz var) hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyoruz. Bunun kimler tarafından, ne amaçla yapıldığını ulus olarak biz çok iyi biliyoruz... Zaman artık birlik olma zamanı, Kürt olmak, Türk olmak, Laz olmak, Çerkez olmak, Arap olmak, Alevî olmak, Sünnî olmak fark etmez, tek bir çatı (Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye Halkına Türk milleti denir) altında toplanıp, ulus olarak bunun üstesinden geleceğiz!

Peki milyonlarca masum insanın ölümüne sebep olan siz haçlılar, siz de adalet önüne çıkacak mısınız?!






Demem o ki...

Gün; millî devletlerin, mazlum milletlerin  bir araya gelme günüdür! 

Kime karşı? 

Hiç şüphe duyulmasın ki, dünyayı karıştıran ve halkları birbirine boğazlatan bu emperyalist haçlıların zulmüne karşı! Zorbalığa karşı! Sömürüye  karşı!


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

18 Nisan 2013 Perşembe

Yarım Hekim Candan Eder, Yarım Hoca Dinden Eder
















"Öğretmenden Aleviler'e hakaret!

Din öğretmeni "Alevilerin elinden yemek yenmez dedi" veliler isyan etti." 17 Nisan 2013
http://www.internethaber.com/ogretmenden-alevilere-hakaret-522215h.htm


Bu ve buna benzer söylemler ne yazık ki içimizdeki cahillere ait... Dış güçlerin direk yapamadığı  bölünme ve ayrışmanın nifak tohumları içimizden atılıyor. Aynı toprağın, aynı inancın sahibi insanlarız, ama maalesef bu şekilde bilinçsizce konuşmaların sonunda kimlerin ekmeğine yağ sürdüğümüzün hiç farkında olamayacak kadar da cahiliz. Özellikle bu çirkin sözün sahibi din dersi öğretmeni olunca, işte orada biraz durup düşünmek gerekir...


Alevî kardeşlerimize "yakıştırılan" bu tür karalama ve iftiraların  menşei hiç şüphe duyulmasın ki dış güçlerdir. Özellikle şu yaşadığımız süreçte, coğrafyamız patlamaya hazır bir bomba gibi iken, Anadolu'da Alevî-Sünnî çatışmasının zemini hazırlanıyor; ve her geçen gün Anadolu insanını birbirine düşürecek kışkırtmaların şeytanca plânları yapılıyor... Ki biz millet olarak bu kışkırtmalara hiç yabancı değiliz...

Tam da bu noktada konuya ilişkin,  okuduğum kitaptan ve en yetkin  bir isimden, Diyanet İşleri eski Başkanı Dr. Tayyar ALTIKULAÇ'ın bir anısından örnek vermek isterim:


"19-26 Ararlık 1978 tarihlerinde Kahramanmaraş'ta Sünni-Alevî çatışmasıyla tavan yapmış, pek çok insan bu çatışmada hayatını kaybetmiş (...)

Bu tarihlerde Erzurum'un Hasankale (Pasinler) ilçesinin bir köyünün muhtarından aldığım mektubu hiç unutamıyorum. Mektup sahibi benden köylerinde yapımına başlanan cami için yardım istiyordu ve beni köylerine davet ediyordu.

Mektuptaki bir cümle unutulur gibi değildi, gerçekten etkileyici ve düşündürücü idi: "Başkanım, köyümüze teşrif ettiğiniz zaman soframızda size ikram edeceğimiz eti, ilçedeki Sünnî kasaptan alacağımıza güvenebilirsiniz" diyordu.

"Alevî'nin kestiği yenmez" şeklindeki yanlış düşünceden kaynaklanan bu ifade, bir Türkiye gerçeğini ve ayıbını ortaya koyuyordu. Bu tür cahilane sözlerle öteden beri bu toplumda kaynaşmayı önlemeyi gerçekten başardığımız ve bölücülüğün ta kendisini yaptığımız anlaşılıyordu.

Mektuba verdiğim cevapta, köye geldiğim takdirde sofralarında ikram edecekleri eti, köyde kendileri tarafından kesilen hayvanın etinden olduğu takdirde yiyeceğimi, ilçeden getirecekleri eti yemeyeceğimi bildirmiştim." Dr. Tayyar ALTIKULAÇ, Zorlukları Aşarken cilt: 2, sf: 657-658


Bu tür aşağılayıcı ve cahilce söylemleri insafsızca sarfeden cahillere...


Akıl ve izan diyorum...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

15 Nisan 2013 Pazartesi

El Âlem Nelerle Uğraşıyor...





"İnsanlığın devamı için yeni gezegen şart

Yaşamını evrenin gizemini çözmeye adayan ünlü İngiliz astrofizikçi Stephen Hawking, insanoğlunun geleceği için uzay araştırmalarının sürdürülmesi gerektiğini belirtti." 11 Nisan 2013, Hürriyethttp://www.hurriyet.com.tr/planet/23017656.asp


"Sibirya müftüsü Fatih Garifulin, basın aracılığıyla özellikle genç kızların duymasını istediği bildirisinde, "Mini etek uyarısını güvenliğinizi düşündüğüm için yapıyorum. Uzun kış aylarından sonra hele erkek hapisten yeni çıktıysa mini etekli bir kızı sokakta görmesi bir felaketin çığırtkanlığı olur." dedi." 11 Nisan 2013, Hürriyet http://www.hurriyet.com.tr/planet/23019340.asp


Aynı gün, aynı gazetenin birbirinin tamamen zıttı bu iki ayrı haberini okuduğumda, aklıma Galileo'yla birlikte cahiliye dönemi geldi...

Galileo'yu hatırladım; çünkü onu yargılayanlar bilime ve akla karşı duran kilise ve din adamlarının, "din" adı altında insanları kontrolleri altına alıp, saçma sapan söylemleriyle egemenliklerini sürdürmeye çalışmalarıydı. Dolayısıyla akıldan ve bilimden uzak bir dönemin insanlar üzerindeki etkisi ne yazık ki bugün de müslümanlar üzerinde sürdürülmeye çalışılıyor... Ki bu da bana cahiliye dönemini hatırlattı.


İslâmiyet şeklî değil müftü efendi...

Aç insanlar etrafımızda kol gezerken vicdanlar susmuş, gözler kör olmuş, kulaklar sağırlaşmış vaziyette nasır tutan kalpleri uyarmak yerine, kendi nefsine hakim olamama endişesiyle olsa gerek, insanların giyimi kuşamıyla uğraşmak "Allah adına",  "din adına" çığırtakanlık yapmak mı müslümanlık oluyor?


İşi gücü bırakıp başkalarının kulluk vazifelerini takibe ve baskı altına almayı kendilerine "görev" sayanlar bilsinler ki;  öte yandan akıl ve bilimi elden bırakmayanlar evreni keşfetmekle meşgûller...


Müftü efendi, Müftü efendi!  ilk emri "oku!" diye başlayan yüce bir dine mensubuz... Siz gençleri  bilime ve akla dayalı eğitime  niye davet etmiyorsunuz?

Asıl göreviniz bu olmalıyken (ilim Çin'de olsa arayınız)...  basın önünde dünya kamuoyuna bu kadar basit ve küçültücü söylemlerde bulunmak da neyin nesi oluyor? Bu sorumsuzlukla, "şekilciliğe sapmak"la kimlere hizmet etmeye çalışıyorsunuz?


Şunu da unutmayınız ki; "Her doğru her yerde söylenmez"...


İslam dini vicdan işidir, müftü efendi! Ne yazık ki sizin gibilerin yüzünden yüce dinimiz cehaletin esareti altına alınmak isteniyor. Vicdan'dan uzak, bilim'den ve akıl'dan yoksun yaşamak dinimizin emri değil!

Sefaletle boğuşan insanlar gün geçtikçe daha da çoğalıyor, insanlar bu sebeplerden dolayı ahlaksızlığa hızla yöneliyor, yöneltilmeye zorlanıyor... Hâl böyle olunca bunlar  güvenliğimizi tehdit etmiyor, felaketin çığırtkanlığı olmuyor da, kadınların giysileri "felaketin çığırtkanlığı" oluyor öyle mi?!

Ne derler, "dervişin fikri neyse, zikri de odur"...


Sevgi ve saygılarımla!


Image"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)