18 Temmuz 2016 Pazartesi

Ordu Millet El Ele









Irak 2003...

ABD ordusu Irak topraklarını işgale geldiğinde IRAK ordusu ortada yoktu...

Milyonlar öldü, ülke ve millet tarumar edildi.



Yıl 2016...

"Fransa Nice'de 14 Temmuz Ulusal Gün kutlamalarında terör saldırısına uğradı. Üç gün yas ilan edilen ülkede güvenliği asker sağlayacak."

Demek ki neymiş? 

Bir ülkeyi ve bir milleti ayakta tutan  o milletin ordusu, askeri imiş.




15 Temmuz 2016 günkü darbe girişimini elimiz yüreğimizde an be an takip ediyoruz...

Diğer taraftan başta karargah içerisinde Genelkurmay Başkanımız ve vatansever askerlerimiz, polisimiz ve güvenlik güçlerimizle birlikte halkımız canları pahasına gösterdikleri kahramanca dirençle, Amerikan emperyalizminin tertiplediği işgal girişimini büyük bir kararlılıkla engellemişlerdir!

Bu anlamda, Sayın Genelkurmay Başkanımızın boğazına sarılan kemer, kafasına dayanan silaha rağmen , ve kahraman yiğitlerimizin verdiği olağanüstü vatanseverlikleri ve dik duruşları sayesinde şu anda hepimiz evlerimizdeyiz... 

Dolayısıyla herkes tarafından, kahraman ordumuzun tarih yazan bu direnişini çok iyi görülmeli ve anlaşılmalıdır!

O sebeple bu gerçeğe rağmen askerimizi itibarsızlaştırma ve bunun üzerinden asker millet düşmanlığı, asker-polis gerilimi yaratma çabalarını şiddetle reddediyoruz!!!
Hâl böyleyken... 

Atatürk’ün Anzak Annelerine Yazdığı Mektup:
"Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar! Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu
topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır." Atatürk, 1934 

Dolayısıyla...

Gazetelerde yer alan ve iddia edildiği üzere, Mehmetçiklerimize linç girişimini ve insanlık onuruna yakışmayan tutumlarını bu millete asla mâl edilemez! Zira bu Orta Çağ görüntüleri, ne ATATÜRK Cumhuriyeti'yle, ne vicdan sahibi, mazlum milletlerin örnek aldığı Büyük Türk milletiyle, ne de binlerce yıllık tecrübesiyle, devlet ve millet olma özelliğini taşıyan değerleri ve birikimleriyle birlikte kutsal inancıyla da asla bağdaşmayacak kadar, insanlıktan uzak ilkel, vahşi ve bağnazlığın ta kendisidir!!!




Gün birlik günüdür! 
Bizim başka bir vatanımız yok! 
Irak, Afganistan, Suriye, Libya.. 
Hepsi ortada... 
Bu ülkeler bir bir işgal edildi.. 
Halklar öldürülüp zulme maruz bırakıldı!!! 
Şimdi sıra bize geldi... 



Eyy, Yüce Türk milleti! 
Ulus olarak ayrılıkçı mezhep ve etnik ayrışmayı bırakalım! 
Sağcı, solcu, Alevi, Sünni, Kürt, Laz, Türk... 
Hepimiz bu vatanın evlatlarıyız! 
Hepimiz bu milletin şerefli yurttaşlarıyız! 
Hepimiz bu toprakların zenginliklerini hak ediyoruz! 
Atatürk Cumhuriyeti bizim yaşamsal  dayanağımız ve kaynağımızdır!

Dolayısıyla...

Bu tür girişimler, asil ve sağduyu sahibi Yüce Türk milletine asla yakışmaz! 

Türk Ordusu hepimizin göz bebeğidir! 

Yüce dinimizi kullanarak Türk askeri üniforması altına giren; ve ordumuzun içerisine sızan bu hain, gözü dönmüş, eli kanlı  çetenin, bizim MEHMETÇİĞİMİZLE dolayısıyla ordumuzla uzaktan yakından âlâkası olmadığını bilmek, bildirmek  hepimizin hayati görevidir!

Lütfen ama lütfen bu gerçeği asla unutmayalım!




Ne mutlu Türk'üm diyene!

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

16 Temmuz 2016 Cumartesi

Asker'e Darbe!




Türk Ordumuzun Sayın Genelkurmay Başkanı'mız, 

Orgeneral Sayın Hulusi AKAR Paşa'mız an itibariyle kurtarıldı.

Yüce Türk milletine geçmiş olsun...


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

13 Temmuz 2016 Çarşamba

Gören Gözlerimle Okudum...









Bugün Yılmaz ÖZDİL'in yazısını okudum...

:((

"Yücel…
Hataylı.
Uzman çavuştu.
2011'de Şırnak İdil'de arazi taraması yapıyorlardı, 20 kiloluk elyapımı bomba uzaktan kumandayla patlatıldı, havaya uçtu.
*

Vücuduna elektrik verilmiş gibi hissetti. Bacağını yokladı, bacağı yerinde yoktu. Tüfeği aklına geldi, kapıp çatışmaya girmek istedi, tüfeğini bulamıyordu, güpegündüz, zifiri karanlıktı… O an farketmemişti, gözleri de gitmişti." Yılmaz ÖZDİL, 13 Temmuz 2016



Allah'ım... 

Hani gören gözlerimle okudum bu yazıyı...

O gözlerim diyorum...

Keşke bugünleri görmeseydi... 

Hani bu kahrolası günleri; var zannettiğimiz gözlerimizle seyrediyoruz ama, görmüyoruz...

Dolayısıyla bu tarifsiz acıyı biz millet olarak sağlam zannettiğimiz gözlerimizle görmediğimizden artık çok eminim!

Evet, artık  emin olduğum tek şey, insanlığımızı kaybettiğimiz bu günlerde, bu kahraman yiğitlerimizin bize olan haklarını asla ödeyemeyecek kadar küçüldüğümüzdür!

Ve yine televizyon başında soytarıların şarlatanlıklarını ve sözde şenliklerini izlemekten başka bir eğlencesi olmayan,

Öte yandan vatan evlatları bir bir şehit edilirken olaylara umarsızca bakan, üvey analık eden bir toplumun öksüz çocuğu gibi ortada bırakılan kahraman, gözü pek yiğit gazilerimize ve yakınlarına reva görülen ve gereksiz bir yükmüş gibi kâh evlerine haciz göndermeleri, kâh naylon pencereli derme çatma kulübelerde oturmalarını izleyen bir toplum olmanın utancını ne yazık ki bu "gören" gözlerimizle seyrediyoruz...

Allah'ım! Akılımızı ve yüreğimizi mi yitirdik? Yitirmediysek şayet, bu öksüz bıraktığımız gazilerimizi, tutunacak bir dalı bir hamisi olmadan öylece bırakmak da neyin nesi oluyor?

Bize ne oldu böyle?!





Sevgi ve saygılarımla!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

10 Temmuz 2016 Pazar

Bayram Bizim Neyimize!




Bayram...

Her gün şehidimiz var...

SON DAKİKA HABERİ:

"Şemdinli’de hain tuzak: Beş şehit"

!!!

Bölgemizde ise;

Onlarca patlama otuzar, kırkar...

Ölümler, cesetler havada uçuşuyor...

Suriyeli Arap arkadaşlar...  

Tasını tarağını toplayan  ülkemize üşüşüyor...




O halde...

Biz niçin ŞEHİT veriyoruz?

VATANIMIZI KORUMAK İÇİN! 

Hani millet olmanın özelliğidir vatan savunması ve vatan sevgisi...



O halde, Suriyeliler niye ülkelerini korumak için savaşmıyor?

Onların eli silah tutamaz mı?

Onlar Müslüman değil mi?

Onların toprakları vatan değil mi?

Bir yandan elin emperyalistleriyle işbirliği yap, öte yandan da memleketini anında sil...

Bir yandan etnik ve mezhepsel ayrımcılık yap, öte yandan sıkışınca kaç...

Hani ümmetçiler ya...

"Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir." Al-i İmran Sûresi, 110. Ayet

Dolayısıyla... 

Bizim yiğitlerimiz can versin, onlar kaçsın...

Sahi...

Nereye kaçıyorlar?

Atatürk Cumhuriyeti'ne!

Niye?

Çünkü ülkeleri ve coğrafyamız emperyalist haçlı güçlerin saldırısı altında!..

Pekii, bu emperyalist güçlerin hayasızca akınını kim önleyecek?

Bölge ülkeleri...

Ve tabii ki de kimsesizlerin kimsesi

Atatürk Cumhuriyeti'nin güçlü ordusu!



Türk ordusu kim?

Türk milletinin ta kendisi!

Türk milleti kim?

Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkı!

Bölge ülkeleri ve Suriyeliler ne yapıyor?

Kaçarak ülkemize akın ediyorlar!

Biz ne yapıyoruz?

Her gün şehit veriyoruz...

Dolayısıyla...

Araplar ümmet,

Türkler millet.


Birisi yan gelip yatıyor,

Ötekisi can verip yatıyor.

Yüreğimiz paramparça... 

Ortada mutlu olunacak, sevinilecek bayram mı kaldı!

Şehitlerimize Allah'tan rahmet, milletimize ve kederli ailelerine sabırlar diliyorum...






Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

30 Haziran 2016 Perşembe

Cehennemin Dibi...




"Çünkü  akıl, kötü niyetle kaba kuvvetle birleşirse, kimse karşı koyamaz bu güce." İlahi Komedya, DANTE

Hani cennet için  kendini canlı bomba yapanlar...

Hani cennetten parsel parsel yer satanlar...

İşte onlar kol kolaydı dün...

Birlik oldular...

Masum insanları katlettiler.

Dolayısıyla...

Dün -İstanbul ATATÜRK Havalimanı'nda- cennet ülkemin kalbinde, 

Cennetin anahtarını elinde tuttuğunu söyleyenlerle,

Cennet hayaliyle inançlarını hayatlarıyla ispat edenlerin;

Ölümün ve dehşetin kol gezdiği,

Cehennemin dibini gördük!


Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

27 Haziran 2016 Pazartesi

Kim Bu Johnson?











İngiltere'de AB ile ilgili yapılan halk oylaması(referandum) kampanyasının merkezine Türkiye'yi oturtanlar -AB'de Türkiye'yi istemeyen ve Türkiye ile İngiliz halkını korkutanlar- arasında Alexander Boris de Pfeffel Johnson'ın adı geçmektedir.

Kim bu Johnson?

Osmanlı'nın son döneminde Dahiliye Nazırlığı (içişleri bakanlığı) yapmış olan Ali Kemal'in öz torunu Stanley Johnson'ın oğlu, Alexander Boris de Pfeffel Johnson




Pekii, Ali Kemal kim?

Ali Kemal, İkinci Meşrutiyet ve Mütareke döneminde İttihat ve Terakki karşıtı görüşleriyle tanınmış yazar, gazeteci ve siyaset adamı.

Damat Ferit Paşa hükümetinde kısa bir süre Maarif ve Dahiliye nazırlığı yaptı, bu esnada Millî Mücadele aleyhine yazılar yazan,

Ve...

Kendisinin Sivas Kongresi öncesi dahiliye nazırı sıfatıyla, kongrenin toplanmasını önlemek için yayınladığı bir genelge ile devletin önemli makamlarında görev yapan bir kimsenin, millet ve devletine ancak bu kadar düşmanlık yapabilir dedirten  can alıcı örneklerden bir tanesidir...




ALİ KEMAL BEY'İN GENELGESİ

25 Hazirana kadar Amasya'da kaldım. Hatırlardadır ki, o tarihlerde Dahiliye Nâzırlığı görevinde bulunan Ali Kemal Bey, benim görevden alındığımı ve artık benimle hiç bir resmî muameleye girişilmemesi gerektiği konusunda şifre ile bir genelge yayınlamıştı.

23 Haziran 1919 tarih ve 84 sayılı olan bu genelge metni, dikkate değer bir anlayışı gösterir belge olduğu için aynen bilginize sunacağım.

Dahiliye Nâzırı Ali Kemal Bey'in 23.6.1919 tarihli ve 84 sayılı şifresinin çözülmüş suretidir: 

Mustafa Kemal Paşa büyük bir asker olmakla birlikte günün siyasetini pek bilmediği için, olağanüstü sayılacak vatanseverlik ve gayretine rağmen, yeni görevinde asla başarılı olamadı. İngiliz Olağanüstü Temsilcisi'nin istek ve ısrarıyla görevden alındı; bundan sonra yaptıkları ve yazdıkları ile de bu kusurlarını daha çok açığa vurdu. Redd-i İlhak Cemiyetleri gibi, Balıkesir ve Aydın dolaylarında Müslüman halkı boş yere kırdırmaktan ve bu fırsattan yararlanarak halkı haraca kesmekten başka iş görmeyen emirsiz, saygısız ve kanunsuz olarak kurulan bazı hey'etler için öteden beri çektiği telgraflarla siyasî hatâsını idarî yönden de artırdı. Kendisinin İstanbul'a getirilmesi Harbiye Nezareti ile ilgili bir iştir.

Ancak, Dahiliye Nezareti'nin size kesin emri, artık o zatın görevden alınmış olduğunu bilmek, kendisi ile hiçbir resmî işleme girişmemek, hükûmet işleri ile ilgili hiçbir isteğini yerine getirmemektir. Bu genelgeye uygun hareket etmekle ne gibi sorumlulukların giderilmiş olacağını takdir buyuracağınızdan eminim. Ayrıca, bu önemli ve tehlikeli günlerde memur, halk, her Osmanlı'ya düşen en büyük görev, barış konferansınca geleceğimiz üzerinde karar verilirken ve beş yıldır yaptığımız deliliklerin hesapları görülürken, artık aklımızı başımıza devşirdiğimizi göstermek, akıllıca ve tedbirlice davranışları benimsemek, parti, mezhep, ırk ayrılıklarını gözetmeksizin her ferdin hayatını, malını, ırzını koruyarak, medenî dünyanın gözünde bu memleketi bir daha lekelememek değil midir?




ALİ KEMAL BEY VE PADİŞAH


Bu şifreli genelgeden, benim ancak Sivas'a vardığım 27 Haziran 1919 tarihinde haberim oldu. Ali Kemal Bey, 23 Haziran tarihinde bu genelgesi ile düşmanlara ve padişaha önemli bir görev yaptıktan sonra, 26 Haziran 1919 tarihinde hükûmetten çekilmiştir. Ali Kemal Bey ' in sadrazamlığa verdiği resmî istifa yazısından başka, saraya da gidip padişaha kendi eliyle verdiği istifa yazısı suretleri ile sözlü mârûzâtını ve padişahın ona verdiği cevabı, çok sonra öğrendim.

Ali Kemal Bey, istifa yazılarında, özellikle bunun padişaha ait olanında : Osmanlı topraklarının çeşitli yerlerinde başgösteren ayaklanma ve karışıklık belirtileri üzerine, ihtilâl ateşinin hemen çıktığı yerde, yayılmadan bastırılıp söndürülmesi ve yok edilmesi için tedbir almak, yalnız kendi makamını ilgilendirirken, padişahın gösterdiği yakın ilgi ve güveni çekemeyen bazı arkadaşlarının birçok yersiz sebepler ileri sürerek ihtilâlin daha da genişlemesine yol açtıklarından söz ettikten sonra resmî görevinden çekilmekle birlikte, özel olarak hizmet ve sadakata devam edeceğini ekliyor ve sözlü olarak da resmî görevinden ayrılmasını fırsat bilen hasımlarının hücumundan ben kulunuzu koruyunuz istirhamında bulunuyor.

Padişah, karşılık olarak beni büsbütün yalnız bırakmayacağınıza güveniyorum. Bağlılığınız, bana büyük ümit ve teselliler vermiştir. Saray, her dakika size açıktır. Refik Bey'le işbirliğinden ayrılmayınız iltifatında bulunuyorlar.

Kendisine olan bağlılığından padişahın büyük ümit ve teselliye kapıldığı Ali Kemal'i nâzırlık makamında ve padişah huzurunda gördükten sonra, bir de asıl gerçek görevi başında görelim!

Canınız sıkılmazsa, Sait Molla'nın Rahip Frew'a yazdığı mektuplardan birini gözden geçirelim :

Ali Kemal Bey'e, son felâketi üzerine üzüntünüzü bildirdiğinizi söyledim. Bu zatı elde bulundurmak gerekir. Bu fırsatı kaçırmayalım. Bir hediye takdimi için en uygun zamandır.

Ali Kemal Bey dün o zatla görüşmüş. Basın işinde biraz ihtiyatlı olmak gerektiğini söylemiş. Daha önce herhangi bir gidişten yana yöneltilmiş olan düşünce ve kalem erbabını bu defa öncekine aykırı bir gayeye yöneltmek bizde kolaylıkla mümkün olmaz. Bütün devlet memurları, Millî Mücadele'yi şimdilik iyi görüyorlar demiş. Ali Kemal Bey, talimatınıza harfi harfine uyacak, Zeynelâbidin Partisi'ylede işbirliği yapmaya çalışıyor. Kısacası işler bulandırılacak.

Aynı mektubun altında bir de notu vardır. Şimdi onu da okuyalım : Birkaç defadır söylemek istediğim halde unutuyorum. Mustafa Kemal Paşa'ya ve taraftarlarına biraz kendilerini destekliyormuş gibi görünmeli ki, hiç bir şüpheye düşmeden buraya gelebilsin. Bu işe fevkalâde önem veriniz. Kendi gazetelerimizle onu destekleyemeyiz.

Bu belgeler hakkında sırası gelince daha çok bilgi veririm. Şimdilik bu kadarı yeterlidir." NUTUK'tan



Dolayısıyla...

Dün İngilizlerin safhında bulunup Türk milletine ihanet eden Ali Kemal;  bugün aynı kararlılık ve aynı düşmanlıkla onun bıraktığı yerden devam eden Ali Kemal'in kendi öz torununun oğlu  İngiliz vatandaşı Alexander Boris de Pfeffel Johnson olmuştur.

Ve  Johnson da tıpkı büyük dedesi gibi  Türk milletine olan ihanetini ve düşmanlığını  bu şekilde açığa vurarak, büyük dedesi Ali KEMAL'in gerçek yüzünü bilmeyenlere, görmek istemeyenlere tokat gibi bir cevapla gün yüzüne çıkarmıştır.




Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

24 Haziran 2016 Cuma

"Allah, Güzel düşünüp Güzel İşler Yapanları Sever"


"Ey mubarek ve mukaddes Kur'an!

Ey Vâcibul Vücud'un şaheseri!

Ey dinim, vicdanım ve imanım!

Ey varlığımın kıblesi!

Ey dünyam ve ahiretim!

Ey hüccetim, şahidim, sığınağım, koruyucum!

Sana aşk ve niyazımı, evlatlarından biri olan

Şeyh Galib'in şu beyitiyle arzetmekten başka bir şey yapamıyorum:

"Canım sensin, cihanda itibarım varsa sendendir!

Meyân-ı ârifânda iştihârım varsa sendendir!"

Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK, Kur'an'ı Tanıyor musunuz? (O'nu Hiç Okudunuz mu?) Kitabının kapak yazısından


Bölgemizde ve ülkemizde yaşanılan  bu karanlık ve tarihi günler için Yaşar Nuri ÖZTÜRK:
"Bu bir Haçlı İngiliz siyasetidir. Atatürk bu şeytani siyaseti, ta 1920'de Müslüman dünyaya tanıtıyor; İngilizlerin siyasetinin 'İslam'ı İslam'la yok etme siyaseti' olduğunu ilan ediyor."...

Dolayısıyla,

O, Türkiye'nin bağımsızlığı için mücadele veren, aydınlığın temsilcisi bilim insanı...

Karanlığa ışık tutan kitaplarıyla insanlığı aydınlatan güzel insan...

Ruhun şad, mekanın cennet olsun...

Sayın Hocamıza Allah'tan rahmet diliyorum.

Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)