21 Eylül 2009 Pazartesi

Ramazan Bayramı Bizlere Kutlu Olsun!















"Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen kimsedir." Oscar Wilde


Bugün bayram; insanlarımızın sevgilerini açığa çıkardığı, iyi niyetlerin ortaya döküldüğü mutluluğun ise doruk noktada yaşandığı harika duyguların, karşılıklı hissedilmesi anlamı taşıdığı gün.


Bugünün gerçek anlamda insani duygularla yaşanması İslamiyet'in yüceliğini göstermesi bakımından bir kanıttır. Zira İslâmiyet'i kötüleyerek Hz. Muhammed'e hakaretler yağdıran ve bunu kin ve nefretle yapanlara ("Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının." Mâide Sûresi 57. Ayet), yaşadığımız bu özel ve anlamlı günü hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Şayet Batılı emperyalist güçlerin karaladıkları gibi İslâmiyet bir şiddet dini olsaydı, bu türden insani duyguları yaşamamız olanaksız olmalıydı! O halde bugün hangi millette bu olgular vardır? Batı'nın maddiyatçı yaklaşımı ve insani duygularının kaybolması değil midir ki, bugün, "ben merkezli" düşüncelerini hayata geçirmek pahasına, kendilerinden olmayanın yaşama haklarını ellerinden almaları ve zulüm etme vahşetine düşmeleri. Hemen buradan yeri gelmişken Bakara Sûresi 120. Ayet'i bir kez daha hatırlatmak isterim;

"Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki; "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur."Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva(arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı."


Felsefenin biçimlenmesinde yer alan filozof Kierkegaard, bakınız yaşamının son yıllarına doğru toplumu acımasızca eleştirerek, "Tüm Avrupa iflasın eşiğinde," diyordu. Zira güçlü istekler ve azmin olmadığı bir toplumda yaşıyor olmaktan şikayetlenerek, "Pazar günü Hıristiyanlığı" konusunda Kiliseyi eleştirmekten geri kalmıyordu. Ona göre modern toplumda insan "topluluk" haline dönüşmüş durumdaydı. "Varolan eğitim ve kültür kurumları bireylere kendilerine özgü kimliklerini keşfetme olanağı tanımaktan çok onları sürünün tek tip kişileri olarak yeniden üretmektedir." Aslında bu durum kapitalizmin yaşam biçimidir. Hâlbuki, bu noktada kişilere dayatılan tek tip kimliklerin yerine, kendi öz kaynaklarıyla yoğrulmuş, sorumluluk alabilecekleri, yani gerçek kendileri olmak gerekir. Kısaca bu durumu şöyle örnekleyebiliriz;

"Barbi bebeklerini toplamak neyse de, insanın kendisinin bir Barbi bebeği olup çıkması iyice felaket bir şey..." Justein Gaarder

İşte -bencillik ve tek tip yetiştirilme gibi- her şey bu güzel örnekle, çok net ifade edilmiş. Yine insan, ahlâk değerleri içerisinde yaşamalı; ayrıca "doğru" ya da "yanlış"ı bu değer ölçüsü içerisinde ayırt edecek isteğe sahip olmalıdır. İşte bu durum aynı zamanda kişinin vicdanını da harkete geçirir.


Neyse biz tekrar konumuza dönecek olursak, insanlığın özü olan sevgi, saygı, paylaşım, birliktelik, mutluluğun paylaşımı gibi, kalplerin iyilik ve güzelliklerle donanması anlamındaki bayramlarımızın varlığı, İslamiyet'in bir kez daha yüceliğini ortaya koymaktadır! Maddiyattan uzak, manevi doygunluğu en üst düzeyde yaşamayı biz, bayramlar aracılığıyla beyinlerimize kazıdık. İşte onun içindir ki, bugünlerde hemen herkesin şikayet ettiği şey; "Nerede eski bayramlar!" ifadesi ve dertlenmesidir. O halde bir kez daha anlamalıyız ki; İslamiyet'i değiştirmek gayretinde olan Batılı güçler, bizlerin öncelikle maneviyatımızı kendileri gibi yok edilmesini sağlamaya çalışmalarıdır. Sonrası mı? İşte burasını hepimiz çok iyi düşünmek zorundayız! Şayet insanca yaşama hakkımızı kaybetmek istemiyorsak!


Güzel ve yalnız ülkemle birlikte Müslüman dünyasının Mübarek Ramazan Bayramı kutlu ve mutlu olsun!

Sevgi ve saygılarımla!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme