24 Kasım 2015 Salı

Öğretmenler Günü











"Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı şekilde bütün öğretim basamaklarındaki eğitimleri uygulamalı olmalıdır. Yurt evladı, her öğrenim basamağında, ekonomik hayatta başarılı, iz bırakan, eser sahibi olacak şekilde bilgilerle donatılmalıdır. Ulusal ahlâkımız, çağdaş esaslarla ve hür fikirlerle artırılmalı ve takviye olunmalıdır. Bu çok mühimdir, bilhassa nazarı dikkatinizi çekerim....Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır." ATATÜRK

 
"FİKRİ HÜR, VİCDANI HÜR, İRFANI HÜR" nesiller yetiştiren bütün öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü'nü kutlar, ellerinden öperim...






Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)



23 Kasım 2015 Pazartesi

Filler Tepişir Çimenler Ezilir



İşgalci ABD askerlerinin giriştiği katliam sebebiyle harabeye dönen Telafer’e yardım götüren Kızılay ekibi, gözyaşları içinde Türkiye’ye döndü. Ekipte yer alan görevliler, "Biz yardım dağıtırken, yandaki çocukları yere yatırıp kafalarına çuval geçiriyor ve götürüyorlardı. Hepsi çok kötü durumda. ağlamamak mümkün değil" şeklinde konuştu.

Dolayısıyla... 

Yıllardır bölgemizde Türkmen katliamları yaşanırken ve bu katliamlar ortadayken...


Bugün BATI'nın cirit attığı ve tam anlamıyla bir bataklığa dönmüş Suriye'de, 

Kimin ne yaptığı belli olmayan bir senaryonun içerisinde, 

"Suriye'de Bayırbucak Türkmenlerinin öldürüldüğünü iddia eden Alperen Ocakları, Suriye'ye karşı savaş ilan etti" açıklamaları doğrusu hiç de samimi ve inandırıcı değil! 

Zira Filler tepişir çimenler ezilir...

Dolayısıyla o filler ki, "Türkmen çığlıkları" altında emperyalist güçlerin kendilerinden beklenildiği gibi davranarak bölgede hatta dünyada fırtına estirip, coğrafyamızdaki çimenler eziyorlar!

Ancak unutulmamalı ki, Atatürk Cumhuriyeti Türk ulusuyla birlikte 1919'da çimen olmadıklarını yedi düvele kanlarıyla kanıtladı!

Dolayısıyla can havliyle bizi bu bataklığa çekmek isteyenlerin tek amacı, bu çimenlerin arasında bir yıldız gibi parlayan Çiçek Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve milletini yok etmeye çalışmaktır.

Demem o ki...


16 Mart 1964'te...

İsmet İNÖNÜ'nün Amerikan Başkanı Lyndon JOHNSON'un tehditine karşın,

"Yeni bir düzen kurulur ve Türkiye o düzendeki yerini alır" beyanatını vermiştir.


Nedendir bilmem ama...

Hani aklıma birden İsmet Paşa'nın diplomasideki bu ünlü  sözü geldi...



Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

18 Kasım 2015 Çarşamba

Hanım AĞA Leylâ ZANA



Leylâ ZANA

Çocukken hastalanıp hastaneye yatırıldığında, yakınlarından birisi babasına, "Yahu kız değil mi? Hastalığına niye üzülüyorsun, bırak ölecekse ölsün" demiş..

Ve henüz 14 yaşında iken kendisinden 21 yaş büyük toprak ağası oğluyla  evlenerek, 15 yaşında ilk çocuğunu doğurmuş..

Dolayısıyla...

Leylâ ZANA Silvan'dan bir bölge gerçeği olan, toprak ağalığı ve feodalizm gerçeğini ne yazık ki bir kenara bırakıyor...

Ve Leylâ ZANA "ağalık"la mücadele edeceğine ve de  küçük yaşta kocaman kocaman adamlara kuma olarak evlendirilen (ki bunların hiçbirisi çocuk yaşta evlenen kendisi gibi -ağa çocuğuyla evlenerek milletvekili olacak kadar- şanslı olmayan çocuklardır.) çocukların sorunlarını dile getirmek yerine, Türkiye Cumhuriyeti devletine dil uzatmayı marifet sayarak; güya, "insan hakları" söylemini kullanıp kürtçülük (ırkçılık)  yapmayı "demokrasi" olarak görmeye devam ediyor...


Hani.. "kadın hakları" diye bas bas bağırırken, öte yanda PKK'nın kaçırdığı çocukların gözü yaşlı analarını Diyarbakır'da,  zabıtalarca saçlarından sürükleterek belediyeden dışarı attıran da, yine kendi partisinin  belediye başkanı, iyi mi!..

Dahası... 

Batıda yaşayan Kürt kökenli vatandaşlar,

Kürt kökenli Fransız'ım,

Kürt kökenli İngiliz'im,

Kürt kökenli Kanadalıyım,

Kürt kökenli Alman'ım,

Kürt kökenli İtalyanım,

Kürt kökenli İspanyolum... diyor da,sıra Türkiye Cumhuriyeti Devletine gelince,

"Türk'üm" demekten niyeyse gocunuyor!

Oralar da ulus devlet.. Ama kimse sizin gibi çıkıp da devletine dil uzatıp, parmak sallamıyor.. Uzatan olursa da, yasalar karşısına çıkıyor..

Dolayısıyla o ülkelerin bir anayasası var...

Ve o anayasanın kurallarına göre yaşayanlar sıra Türkiye Cumhuriyeti Devletine gelince niye çığırtkanlık yaparlar, doğrusu üzerinde iyi düşünmek gerekiyor. 


Ayrıca o ülkelerde kurallara uyulmadığı zaman insanlar yasal olarak cezalandırılıyor, bu durumda kimsenin  gıkı çıkmazken... Söz konusu Türkiye olunca,  Allah muhafaza... "tu kaka"...

O halde...

"Türk'üm" diyenle senin aranda ne fark var? 

Neyin eksik, neyinden geri kaldın?!

Mağdurum da mağdurum diyorsun...

Allah aşkına...

Bu ne bitmez "mağduriyet"miş...

"Mağdurum" diye diye ülkeyi perişan, bütün vatandaşları mağdur  ettiniz be!..

Bugün senin savunduğun eli kanlı silahlı tedhişçiler, Güneydoğu Anadolu bölgesini savaş alanına çevirdiler... Hastaneler, okullar, yollar bombalar altında tarumar edildi...

Bunun neresi "demokrasi"?!

Bağımsız bir ulusun Milli Marşı için "ırkçılık" yapıyor diyorsunuz, kendinize bir marş yazmışsınız.. mazaallah ırkçılığın kitabı..


"Hey düşman, Kürt ulusu dili ile yaşamakta
hiçbir zaman düşmanlar tarafından yenilemez"

"Düşman" diye tanımladığınız bu vatanın özbeöz has evlatları... 

Binlerce yıl aynı toprak üzerinde  birlikte yaşamış, birlikte aynı kaderi paylaşmış.... insanlar arasında birbirlerine karşı kin, nefret tohumu ekmekten başka bir amaç taşımıyor..

O halde bunun neresi  "halkların kardeşliği" diye sormazlar mı, adama?

Bu olsa olsa..

Emperyalist haçlı güçlerle işbirliği içerisinde,

Kardeşliğin düşmanlığa dönüştürülmesidir!!!


Sevgi ve saygılarımla!



NOT:

ANAYASA'nın Türk vatandaşlığıyla ilgili 66. maddesi:

"Türk Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türk'tür. Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarda kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir. Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkartılamaz..."

1924 Anayasası'nın 88. madde, 1961 Anayasası'nda 54. madde olarak karşımıza çıkan, ulus devlet ilkesinin temel unsurlarından birisidir. Bu madde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucularının ülke ve ulus bütünlüğünü sağlamak üzere yazıldığı gerçeği ile bugüne kadar özünü korumuştur.

Dolayısıyla, bu maddede "kan bağı" demiyor! 

Ya ne deniliyor? "Vatandaşlık bağı" diyor!

NOKTA!




"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

14 Kasım 2015 Cumartesi

Paris'te Tedhiş




Avrupa'nın kalbi, Paris'te tedhiş ... 

Onlarca kişi hayatını kaybetti...

O tedhiş ki bölgemizde her gün, ama her gün can alıyor..

Bölgemiz adeta  can pazarı... 




Hâl böyleyken..

Polonyalı öğretmenden, öğrencilerine çözmeleri için sorduğu utanç verici soru  daha iki gün önce basına düştü:


"Dört Suriyeli göçmen, botla Yunanistan’a doğru gitmektedir. Botun ebatları 1 metreye 2 metre, yüksekliği ise 20 cm’dir. Botun yoğunluğu da 800 kg/m3’tür. Mültecilerin her birinin 60 kg olduğunu varsayarsak,botun suyun yüzeyinde kalması, yani batmaması için kaç mülteciyi suya atmanız gerekir?"

Ve...

"Okul idaresi ise bir açıklama yaparak fizik öğretmeninin "esprisine" bir anlam veremediklerini bildirdi."BBC Türkçe

E, hâl böyle olunca.. 

Batılı arkadaşlar  bölgemizde öldürülen veya ölümden kaçmaya çalışan insanların kendi yüreklerindeki duygulardan ne kadar uzak düştüklerini hissetmekten yoksun, olaylara, "espri" olarak bakmaya yönlendirilirler.

Nitekim bu düşüncemi  pekiştirecek bir alıntıyı aynen kısaca paylaşmak isterim:

"Dünya yaratıldığından ve insanoğlu birbirini boğazlamaya başladığından bu yana hemcinsine karşı bu nitelikte bir suç işleyen tüm insanlar vicdanlarını hep aynı farazi düşünceyle halkın iyiliği düşüncesiyle rahatlatagelmişlerdir."  Savaş ve Barış, 3. Cilt sf: 516, TOLSTOY

Dolayısıyla.. 

Tedhişi yaratan ve tedhişçileri besleyen, onlara silah, mühimmat yardımında bulunanların da, bizatihi kendi yönetimleri olduğunu anlayamayacak kadar halklar, "kör-sağır" dolayısıyla "ruhsuz"laştırılmaya maruz bırakılırlar.

Bu vesileyle...

Fransa, Paris'te saldırıya uğrayarak alçakça öldürülen masum Fransız halkının acılarını derinden paylaşırken, umut ediyoruz ki,  bu vahşeti uygulatanların 2. bir "11 Eylül senaryosu"yla bölge coğrafyamızın yeni bir  fiili işgalin başlatılmasına "gerekçe" sayılmaz.

SORUM çok açık olarak "demokrasi" çığırtkanlığı yapanlara:

Fransa patlamanın hemen ardından olağanüstü hâl ilan etmiş. Yani Fransız askeri sokaklarda...

 Bizde de patlamalar oluyor, olağanüstü hâl ilan etsek, kıyameti koparacak olan Batılı sözde demokrasi çığırtkanları kendilerine gelince, kimseden "tık" yok..

Bu nasıl bir anlayıştır?



Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)

9 Kasım 2015 Pazartesi

Hıçkırıklarla Arıyoruz...



Atatürk'ü Anma Haftası münasebetiyle izlediğimiz görüntüler karşısında sınıfımda "çıt" çıkmıyor... Önce önde oturan kuzucuğum hıçkırıklar arasında koşarak yanıma geldi. Onun o minicik bedeniyle bana sımsıkı sarılarak hıçkırıklarının geçmesini beklemeye koyulsam da aslında, içten içe yanaklarıma süzülen gözyaşlarımın sessiz sedasız dinmesini bekledim. Bu yaşanılan yoğun duyguların arasında tatlı Ebrar'cığım ağlayarak sıralıyor;

"Öğretmenim... cennette inşallah Atatürk'ü görürüm.. Ona çok sarılmak istiyorum, öğretmenim..." Bir diğer taraftan sessiz sedasız ağlayarak gözleri kan çanağına dönen kuzucuğum  Daria, yanıma gelerek,

"Öğretmenim... ben 6 yaşına kadar Rusya'da yaşadım.. Atatürk'ü ben çok seviyorum..."

Sımsıcak en içten duygularıyla Atatürk'ü özlemle yad eden  kuzucuklarımdan, Abide Nur ÖZDEMİR'in hıçkırıklar arasında okuduğu o yazı:




Bugün 10 Kasım.. 

Hem yetim, hem öksüz kaldığım gündür bugün.. 

Hani anne ve babasını kaybetmiş çocuklar gibiyim bugün..

Evet, öyleyim!.. Çünkü benim bugün burada oluşumun yegane sebebisin sen Ata'm..

Senin yaptığın devrimler sayesinde bugün çağdaş, uygar bir ülkenin çocuğuyum... Ve senin sayende modern toplumların çocuklarıyla yarışabiliyorum.. 

Yaptıklarının ne kadar büyük işler olduğunun bilincindeyim. Hani daha yenilerden,  benim bizzat gördüklerimden bahsedeyim mesela.. 

Hani senin kurduğun Cumhuriyet  okullarından yetişen bilim insanımız,  Prof. Dr. Aziz SANCAR... İşte o değerli bilim insanımız,  senin ışığınla dünyayı aydınlatıyor. 

Ben de onun gibi olmaya, ve yine  dünya bilim insanları arasında yer alan bilim kadınımız  Dr. Canan DAĞDEVİREN gibi çalışmaya and içtim sevgili Ata'm. 


Kimseye muhtaç olmadan, başı dik ve onurluca yaşamamız için her türlü imkanları bize sen sundun...

Onun için; seni çok seviyorum...

Onun için, açtığın yolda gösterdiğin hedefte hiç durmadan yürüyeceğime söz veriyorum... 

Benim eşsiz kahraman Büyük Ata'm...

Seni çok özlüyorum...

Ve seni asla unutmayacağım! Unutturmayacağım!

Ruhun şad, mekanın cennet  olsun...





Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

7 Kasım 2015 Cumartesi

DEPREM










"Şili'de 6.8 büyüklüğünde deprem" 7 Kasım 2015

"Pakistan'da 7,7 şiddetinde deprem" 26 Ekim 2015

"Rusya'nın doğusundaki Kuril Adaları'nda 6.3 büyüklüğünde deprem" 14 Ekim 2015

"Şili'de 8,3 büyüklüğünde deprem" 17 Eylül 2015



Dünyanın çeşitli bölgelerinde son iki ayda  jeolojik anlamda  ölçeği büyük depremler kaydedildi.

Şüphesiz ki ülkemizin de  deprem fay hatları üzerinde olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.

Dolayısıyla... 

Bizde  deprem olmuyor mu!..

Oy oy oyy!.. 

Her alanda deprem üstüne deprem yaşıyoruz...










Mesela...

"Diyarbakır'da 2013 yılında 14 yaşındaki Z.B.'yi başına taşla vurup, bayıltarak tecavüz eden ve hamile kalmasına yol açan 22 yaşındaki Y.T.'ye duruşmadaki saygın tutumu nedeniyle indirim uygulanarak 11 yıl 8 ay hapis cezası verildi." 4 Kasım 2015,  Hürriyet

Öyle işte.. 

Hukuk depremi böyle bir şey olsa gerek. Zira bu gibi sonuçların dünyada emsallerini ancak geri kalmış çağ dışı yığınlarda görebiliriz...


Örnek:

"KENDİ KIZINI ÖLDÜREN DİN ADAMINA "YOK" DENECEK CEZA

Suudi Arabistanlı bir din adamı, küçük kız çocuklarına cinsel taciz olaylarının son dönemde arttığını belirterek, bütün kız bebeklere burka giydirilmesi gerektiğini söyledi. Öz kızına tecavüz edip öldüren bir başka din adamına verilen hafif ceza ise tepkilere neden oldu.

Lama, Aralık 2011’de kafatası, kaburga kemikleri ve bir kolu kırılmış, vücudunun çeşitli yerleri yara ve yanıklarla kaplı halde hastaneye getirilmişti. Hastane görevlisi kızın bel kemiğinin kırıldığını ve “her şekilde” tecavüze uğradığını söylemişti." 4 Şubat 2013, Hürriyet



Dolayısıyla... bu anlamda yaşanılanların izahı ancak "deprem" olarak izah edilebilir.

Demem o ki...

Evrensel anlamdaki hukukun ve konunun iyi anlaşılabilmesi ve de ayırt edilebilmesi için;

 Batı'dan bir  örnekle sözlerimi noktalamak istiyorum:


CEZA

İngiliz yargıç, gece yarısı parktan geçen kızı korkutan adama 7 yıl 7 gün hapis verince, şaşıran gazeteciler sormuşlar:

"Adam kıza elini bile süremedi. Kaçan kızın çığlıklarına yetişenler de adamı yakaladılar. Bu 7 yıl, 7 gün çok değil mi?"

Yargıcın yanıtı hukuk tarihine geçecek düzeydedir:

"Kızı korkutmanın karşılığı 7 gündür. 7 yıl, İngiliz kızlarının gece yarısı parkta dolaşma özgürlüklerine saldırmanın cezasıdır."
12 Aralık 2010 Hürriyet, Şükrü KIZILOT




Sevgi ve saygılarımla!



"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.) 

3 Kasım 2015 Salı

"Kadın Demek Pes Etmeyecek Kadar 'Delikanlı' Olmak Demek"









Dünya çapında 30 bilim insanı arasına giren 1985 doğumlu Dr. Canan DAĞDEVİREN,

"Az zamanda çok işler yapabilmeyi hayal ediyorum. Parkinson ve farklı beyin hastalarına yardımcı olabilmesi için iğne şeklinde bir pil yapıyorum." 3 Kasım 2015, Aydınlık

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde görevli bilim insanı Dr. Canan DAĞDEVİRAN, dünyanın en saygın üniversitelerinden ABD’deki Harvard Üniversitesi tarafından "genç akademi üyeliğine" (Junior Fellow of Harvard)  seçilen ilk Türk oldu.

Dolayısıyla...


"Öleceksek de adam gibi öleceğiz, kadın gibi yaşamayacağız. Bizi kadın gibi yaşatmaya da kimsenin gücü yetmez." Trabzonspor Başkanı İbrahim HACIOSMANOĞLU

E, adama sormazlar mı, 

"Sen ne yaptın?" diye...





Sevgi ve saygılarımla!


"Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır" Hz. Muhammed (A.S.)