29 Ağustos 2008 Cuma

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun!














İstiklal Marşı'mızın yazarı Mehmet Akif ERSOY şöyle demiştir:

"Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın!" Bu sözlere dayanarak, bizim de dileğimiz şudur: "Allah bu millete bir daha, düşman çizmesi altında esaret gibi onursuzca acılar yaşatmasın!" Ne Mutlu Türküm Diyene!..


****** *******


30 Ağustos 1922 yılı Türkiye Cumhuriyeti'nin cephede kazanmış olduğu zaferin tapusudur. Türk milleti tarih boyu yaşam varlığına kastedeceklere karşı savaşlar vererek egemenliğini ve özgürlüğünü elinde tutmasını hep başardı. Bu defa da başkomutanlığını büyük önder ATATÜRK'ün yaptığı meydan muharebesi adıyla, tüm dünyaya meydan okuyarak, yediden yetmişe kadını, yaşlısı, çocuğuyla beraberce verdiği eşsiz bir kahramanlık örneği ile tarihe altın harflerle geçirdi. 26 Ağustos sabahı Türk topçu birliklerinin Afyon'a girmesiyle düşman bozguna uğratıldı. Amansız verilen mücadele İZMİR'de Yunanın denize dökülmesiyle son buldu.


1071 Yılında Malazgirt Savaşıyla Anadolu'nun Türklere açılması ve buraları yurt edinmesinden asırlar sonra, düşman çizmeleri altında zulüm görmeyi, esaret altına alınmayı kabullenmeyen Türk milleti, bir kez daha inanılmaz eşsizliğiyle bir savaş sergileyerek "toprağı vatan yapan üzerindeki kandır" anlayışıyla bağımsızlığını ilan etti.


Osmanlı İmparatorluğu gerek iyi yönetilemediğinden, gerekse emperyalist güçlerin ince oyunlarıyla 1918 yılında düşman devletlerle "Mondoros Ateşkes Antlaşması"nı imzalayarak, fiilen teslim oldu. Güzel ülkemiz, bir bir düşman işgali altına bırakılarak, vatan toprakları İngiliz, Fransız, Ermeni, İtalyan ve Yunan işgallerine terk edildi. Bu durumu kabullenemeyen Mustafa Kemal ATATÜRK, ilk özgürlük işaretini Samsun'da yakarak KURTULUŞ SAVAŞI'nı başlattı. 1919'da başlayan bu mücadele Türk ulusunun azim ve kararlılığıyla başarıya ulaştı. Ordusu terhis edilen, silahı elinden alınan hatta yiyecek ekmeğe muhtaç bir haldeyken bizleri bugünlere taşıyan ulu önder ATATÜRK önderliğinde ki emsalsiz bağımsızlık mücadelesi dünya devletlerinin hala dillerinde destan olarak gıptayla söz edilmektedir. Öyle ki, Mustafa Kemal ATATÜRK bu yüzyılın lideri olarak seçildi.


Bakınız John F. KENNEDY (ABD. Başkanı) "Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarına, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır. Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye'nin doğması, yeni Türkiye'nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri korunması, Atatürk'ün Türk halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye'de giriştiği derin ve geniş inkılaplar kadar bir kitlenin olan güvenini daha başarı ile gösteren örnek yoktur." diyerek ne kadar şanslı bir millet olduğumuzu vurguladı. Ben de bu övüncü hatırlatmayı kendime görev saymaktayım. Bu anlamda bugün yaşadıklarımızı da, o günlerle kıyasladığımda, Türk milletinin üzerinde oynanan oyunların bitmek tükenmek bilmediğine bir kanıt olarak değerlendirmekteyim.


Büyük Atatürk'ün kıymetini anlayamayanlara bir örnekle hatırlatma yapmak isterim: Bugün Irak işgal altında; tıpkı bizlerin 1919'larda ki, işgali gibi. O halde emperyal güçlerin "böl, parçala, yönet" anlayışı harfi harfine şu ana kadar başarıyla uygulanmaktadır. Düşman ve haçlı işgalini bir kenara bırakan bölge halkı, birbirlerinin boğazına sarılarak, adeta kıyım yapmaktalar. Adına da "mezhep ve etnik köken " dedikleri kardeşi kardeşe kırdırtma oyunu. Atatürk bu oyunu farketti ve zekice bilgisiyle Türk milletini bir arada birleştirerek, adeta liderin önemini hissettirecek kabiliyetiyle "Kurtuluş Savaşı'nı" başarıyla vermemize vesile oldu. O halde, lider önemli değilse sorarım ki, bugün Irak niçin bağımsızlığını teslim etmiştir?


Tüm bu zor şartlar altında mücadelemizi el birliğiyle vererek, 26 Ağustos 1922 tarihinde de, düşman bozguna uğratıldı. Kaçan düşmanları kovalamak adına Başkumandan Atatürk, o meşhur sözünü burada ordusuna emretmiştir: "Ordular; ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" 9 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusu artık İzmir'e girdi. Ve Yunan ordusu Batı Anadolu'yu ve İzmir'i yakıp yıktıktan sonra geldikleri gibi gittiler.


İşte Türk ulusunun tapusu olarak da nitelenen bu tarihi gün, aslında cephede kazanılmış büyük savaşın inanılmaz büyük zaferidir. Lozan Barış Antlaşması ile de bu tapu senedi, diplomasi başarımızın tescilli tapusu demektir.


Evet, 30 Ağustos 1922 tarihi, şanlı Türk ulusunun dünya önünde, örtülü (ABD-Rusya) ve açık emperyalist güçlere karşı boyun eğmezliğini, özgürlüğünü ve bağımsızlığını onurlu mücadelesiyle top yekün direnerek, kanı ve canı pahasına bedel ödeyerek göstermiştir. Bu haklı gururunu adeta haykırırcasına, bayram yaparak coşku içerisinde ne kadar kutlasak azdır. Bu vesile ile başta büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere; tüm aziz şehitlerimizi ve bu uğurda çaba sarfetmiş herkesi minnet ve şükran duygularıyla beraber saygıyla anıyorum. Bu mutlu bayramımız büyük Türk ulusuna kutlu olsun! Sevgi ve saygılarımla!

2 yorum:

  1. Bu Mutlu gün hepimize kutlu olsun. Yazıya teşekkür ederiz. Nural

    YanıtlayınSil
  2. Atatürk bu memlekete ne yaptı diyebilen kansızlara en büyük örnektir bu zafer. Teşekkürler. Serkan ALPASLAN

    YanıtlayınSil