27 Ağustos 2008 Çarşamba

"O Ölmedi! Bugün O'nun Düğünü!" Diyor; Bir Şehit Yakını...

















Dün 9 kınalı yiğitlerimizi daha şehit verdik. İsimleri mi? Say say bitmez. Hepsi de bizim fidanlarımız, vatan için seve seve canlarını veren biriciklerimiz. Onlar için milletce gözyaşı döküyoruz; yüreğimizin bir tarafı hep buruk ve mahçup olarak çaresizce bu kan ve gözyaşının bitmesini beklemekteyiz.



Şehit haberleri geldikçe, gözüm televizyon kanallarını, haber manşetlerini tarıyor; acımıza millet olarak ortak olmak hissini yaşamak istiyorum. Ne çare ki, televizyon kanalları eğlence programlarını devam ettirip, bir de ardından şakır şakır oynatmaya davet ediyor. Yetmiyor stüdyo seyircileri de, bir coşku bir coşku, kalkıp göbek ata ata kendilerinden geçercesine oynuyor, gülüyor ve eğleniyorlar. Bilmem, bunları ben demiyorum, toplumsal aydınlanmayı bildiğimiz televizyon kanalları diyor; böyle istiyor ve istedikleri gibi de milleti yönlendirip, akıl tutulmasını gerçekleştirebiliyorlar. Gazeteler de öyle; dikkat ediyorum ve büyük bir ıstırapla buradan yazıyorum, "futbol, futbol, futbol". İki ara bir derede, üst manşetten yer veriliyor. Ya da, basının seçtiği kişileri "sanatçı" (!) sıfatıyla her adımları bizlere zorla sunuluyor. İşte öyle bir haber anlayışı ile milletimizin artık ortak duygusunu bu şekilde duyarsızlaştırmaya doğru zorlanıyoruz.



Evet, birileri bu zorlama ve yönlendirmeye devam ede dursun, Anadolu insanımız, vatan sever insanımız, "vatanı vatan yapan, üzerinde ki kandır!" anlayışını hücrelerinde hissedercesine, yiğitlerimizin acı haberleri karşısında "VATAN SAĞOLSUN!" demeyi yüreklerinden hissede hissede, feryat ediyorlar. Bu feryatlar dayanılır gibi değil. Burnumun direğinin sızladığını, gözyaşlarımı tutamadığım, bu acılı tablolarda yaşıyor ve hissediyoum. Bu acılı insanlarımızın kederlerine ortak olabilmeyi, biraz olsun yaralarını sarabilmeyi, bireysel olarak değil de, basın aracılığyla yanlarında olduğumuzu göstermesini bilmeliyiz. Onlara "şehadet" mertebesine erişen yakınlarının gururunu yaşatabilmeli ve bizlerin onlara minnet, şükran duygusunu hissettirebilmeninin mutluluğuyla yalnız bırakmamalıyız, diye düşünüyorum.



Basınımız yayın hayatını elbette kesemezler; ancak programlarında daha bir hassasiyet göstermeyi de ahlaken bir ilke olarak saymak gerekliliğini de unutmamalılar. Bu ülkede bir huzur varsa işte biz bunu kınalı kuzularımızın kanlarına borçluyuz. Allah TSK'ya güç kuvvet versin. Şimdi yeri gelmişken, bir önemli konuya daha değinmek isterim: Bugün manşetlerden edindiğim bir habere göre, İtalya başbakanı Berlusconi Türkiye'de bir televizyon kanalı ve bir de ortak arıyormuş. Ne güzel değil mi? İşte "ülkemizin ulusal bilinci nasıl ortadan kaldırılıyor?"a bir örnek. Düşünelim bir defa tv. kanallarımızın emperyal güçlerin ellerinde olması ile birlikte kendi istek, menfaatleri doğrultusunda yapacakları yayınlar ve beyinlerimizi işlemek adına programlar! Artık bundan sonra topa tüfeğe ne hacet? Her şey güzel güzel, mutlu mutlu bir şekilde olmak varken!...Kaleyi içten fethetme!



Bizler millet olarak o asil metanetimiz ve vakur duruşumuzla, birbirimize kenetlenmiş olarak, acı da, tasa da, keder de, kıvanç da bir yürek olarak yeniden şekil almak adına sınırları değiştirmeye çıkan bu acımasız , ağır sisteme karşı durmasını bilerek yola devam etmek zorundayız. Bu duygu ve düşüncelerle başta Türk milletine, TSK'ya ve kederli şehit yakınlarımıza baş sağlığı ile kınalı yiğitlerimize "ALLAH'tan rahmet" dileyerek, "VATAN SAĞOLSUN!" diyorum. Sevgi ve saygılarımla!

1 yorum:

  1. yeni sayfanda başarılar diliyorum..Hayırlı olsun..Yazılarınını geleceğe ışık olmadı dileğiyle..

    YanıtlayınSil