26 Ağustos 2008 Salı

Teknoloji ve İnsan

Bu iki kavram, birbirleriyle ters olmakla birlikte bir o kadar da iç içeler. İnsanı sonsuz bir evrenin içerisinde sonlu bir varlık olarak niteleyen L. TOLSTOY'un aksine ben acizane sonsuz bir evrenin içerisinde sonsuz bir varlık olarak düşünüyorum. Çünkü, Evrenin sonsuzluğu bitmek bilmeyen bir var oluştur. Gezegenler, güneşler bir süre sonra ömrünü doldurup yok oluyor, ya da her ne ise kara delikte bitiyor. İnsan da doğuyor ve bir süre sonra ölüyor. Eğer Evren'i sonsuz olarak alıyorsak, insanı da bu kapsamda sonsuz olarak görebiliriz diye düşünüyorum.


**********

Evet, insan var olduğundan beri yaratılışı, varlığı, hayatı, evreni hep sorgulayarak nedenleri, niçinleri üzerinde hep düşünüp çeşitli yorumlar yapmıştır. Ancak felsefi anlamda, araştırmaların, düşünsel olarak olduğu için kesin ve bilinen neticelere varılamamıştır. Fakat, yine insan akla dayalı bilgi ile yaşamın kendisine ulaşamadıysa da, harikalar yaratarak inanılmaz gücünün sınırlarını tartışmaya açmıştır. Mesela, ışık hızından, hızlı düşüncesiyle muhteşem bir varlık olma üstünlüğünü gözler önüne semiştir. Bundan sonrası bizlerin bile anlayamayacağı hızda, adeta bir "baş dödürücü" gelişmelerle icat ettiği her şey, aslında başında, insana kolaylaştırıcı gibi sunulanın aksine insanı yalnızlaştırmaya, oradan mekanikleştirmenin yolunu açtığını artık kabul etmenin ötesinde acilen bu gidişata DUR demenin düşünülmesine yol açmıştır.


*******

Sonsuz bir Tanrı kavramı, ruhun derinlikleri, vicdanın varlığı, insanın ahlaken iyi ve kötü düşünceleri, teknoloji karşısında, bir anda silinme aşamasına gelebiliyor. Basit bir düşünceyle, Batı'nın kurallara uyumunu buraya oturtmak istiyorum. Mesela, trafik kuralına uymayan bir kimseyi komşusu dahi olsa, ihbar etmek ne kadar doğru bir bakalım: Bize göre düşündürücü, yani Doğu kültürüne çok uymaz değil mi? Evet: Çünkü, batının gelişmesine ayak uyduramaya ve daha doğal yaşayan, doğu insanları olarak böyle bir yaklaşımı hiç insani saymayız. Daha insani yaklaşarak, biraz duygusal olarak olayı görürüz. Belki kibarca sözle uyarmaya çalışırız. Asla olayı resmiyete döküp de müeyyide almasına gönlümüz razı olmaz.


**********


Bu düşüncenin altında yatan bir çok nedenlerden bir kaçına göz atacak olursak, insanların daima birbirlerine ihtiyaçları olduğu, iyi kötü tüm sıkıntıların beraberce yaşanması ihtiyacı, insan ilişkilerinde birbirlerine her ne olursa olsun zarar vermek duygusunun ahlaken ve vicdanen yanlışlığını kabul etmektir. Oysa batı halkı böyle düşünür mü? Hayır! Çünkü, kuralları bütünüyle beraber, teknolojiyi yaşayan bu kesim duygusallıkla asla mantığını bütünleştirmez. Onun, bir tek doğru bildiği şey, hatanın varlığı ve bunun gereğinin derhal yapılmasıdır. İlk bakışta bunun doğru olduğu olgusu aklımıza gelir. Hatta "Çok iyi!" diye aklımızdan geçiririz. Oysa ki, biraz insani duygularımızı kurcalarsak, bunun "Böyle olmasa da, olur!" düşüncesi aklımıza yatacaktır. Kim bilir? Belki de şehirleşmenin, büyük nüfusa sahip olmanın gerekliliği de insanları buna zorlamaktadır.

********

Ben sadece bir pencereden olayı irdelemeye çalıştım. Yorumu açık bırakarak aklımıza onlarca soru ve onlarca nedenler, niçinler getirerek yaşamın teknolojik kısmına felsefi bakmaya sizleri davet etmek isterim! Mutlu olmanız dileğiyle, esen kalınız!

4 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  2. okan Sevgen [Okuyucunun tüm yorumlarını göster] 29/04/2008 10:30:35


    Tebrikler,Yazılarınızın devamını bekliyoruz. Başarılar

    YanıtlayınSil
  3. bayram yıldız [Okuyucunun tüm yorumlarını göster] 19/05/2008 17:11:06


    hocam tebrik ediyorum yazılarınızın devamını diliyorum müsait bir zamanda kritiği yaparız inşallah Saygılarımla BAYRAM YILDIZ

    YanıtlayınSil
  4. bihter ser [Okuyucunun tüm yorumlarını göster] 19/06/2008 12:07:59


    harika bir yazıydı. başarılarınızın devamını diliyorum

    YanıtlayınSil