27 Ağustos 2008 Çarşamba

Avrupa Birliği Amaç mıdır, Araç mıdır?















Sade fakat milli değerlerimiz ve ulus bütünlüğümüzü koruyarak, olayları anlamaya çalışan bir bakışla düşündüklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum:

Başlangıç itibariyle, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygılı demokrasi anlayışının hakim kıldığı bizlere hayaller kurduran Avrupa Birliği...

Halkımızın bir kısmı, AB denildiği zaman, Avrupa'da iş olanağı sağlayan, bizlerin sınıf atlamasına vesile olacak, güzel yaşamın adresi olarak algılamaktadır. Tarih boyunca değişik isimler altında karşımıza çıkarılan ve bizlere modern hayatın adresi olarak gösterilmeye çalışılan ve bugünkü adıyla "Avrupa Birliği" olan bu plan, aslında gizli siyasi emelleri olan ve yine kuruluş felsefesi "Hristiyanlık" temellerine yatan "SÖMÜRME" düzeninin kılıflandırılmış şeklidir.


"1- 1838 Balta Limanı Gümrük Birliğ Antlaşması = 1995 Gümrük Birliğ Antlaşması.

2- 1839 Tanzimat Fermanı =AB Uyum Yasaları ve IMF dayatmaları.

3- 1856 Islahat Fermanı = AB Türkiye İlerleme Raporları." (Arslan BULUT, Yeniçağ Gazetesi)


Görüldüğü üzere tezgah aynı! Her alanda bizlere bitmek bilmeyen, kabul edilemez istekleri önümüze sunuyorlar. Böyle olunca da, milli devlet anlayışından çıkartılıp, çok milletli devletler konumuna getirilmek istenmemizdir. AB'nin bayrağı bilindiği üzere 12 yıldızdan ibarettir. Hz. İsa'nın 12 havarisi'ni işaret etmektedir. Bu demektir birliğin dayanışması ve beslendiği adres de dinseldir. Yani "haçlı zihniyeti" ortaklığıdır. Evet, bu zihniyetin tarih boyunca Türklük ve müslümanlıkla bir hesaplşması vardır. Yine bu anlayış, 1453'teki çağ atlatan zaferimiz, batı için bir travmadır! Bunu asla unutmadılar ve o günden bugüne planları, bu coğrafya üzerinde ki ülkemizi tekrar ele geçirmek üzerinedir.

Devletler arasında "mütekabiliyet" diye bir ilke vardır. Yani karşılıklılık ilkesi. Ama ne yazık ki, bu ilke bize işlemiyor. Mesela bizim tarih kitaplarımızdan, Yunan mezalimlerinin çıkarılmasını istedikleri gibi. Kendileri ana sınıfı çocuklarından başlamak üzere, Türkleri "düşman gösterme" ruhu aşılanmaktadır. Buna karşılık bizler iyi niyet çerçevesinde "yabancı damat" dizileriyle yapılan düşmanlıkları ört bas etme peşine düştük. Keşke bu iyi niyet, gerçek olsa ve tek taraflı olmasaydı!

Geçtiğimiz haftalar da İrlanda'da refanduma sunulan "Lizbon Ant." İrlanda halkının onurlu duruşuna bir örnek teşkil etti. Yani bir yerde AB yasası reddedildi. Daha önce de Fransa ve Hollanda reddetmişti. Bazıları da referandumu ertelemekle sıkıntıyı aşma gayretindeler. Kendi aralarında çatırdamalarla birlikte, anlaşmazlıkları yaşayan bu birlik, daha ne kadar ayakta kalabileciğinin şüphe götürdüğü ortada.


Hal böyleyken, bizi de baskıları altına alarak her istediklerini yaptırma gayretleri, etik olmayan davranışlarıyla sürdürülmektedir. Yine bizler, biz olduğumuzu unutarak, hep birileri gibi olma anlayışından acilen vazeçmek durumundayız. Türkiye Cumhuriyeti ülkesi diliyle, diniyle, kültürüyle, gelenek ve görenekleriyle bu zor coğrafyanın üzerinde kurulmuş, Atatürk felsefesi ile ayakta durabileceğini, Kurtuluş Savaşı'nı yedi düvele karşı onurlu mücadelemizle kanıtlayarak göstemiş; geçmişi ve tarihiyle zengin bir milletin çocukları ve devamıyız.


Çevremizde oynanan oyunların, bitmek tükenmek bilmeyen emperyal akımların, baskılarına ancak ATATÜRK ilke ve inkılaplarıyla ayakta kalabileceğimiz ortadadır. Onun içindir ki, Avrupa "Atatürk'ün resimleri indirilsin" deme cüreti ve küstahlığını gösterebiliyor. Biliyorlar ki, Atatürk'ün fikirleri benimsendiği ve ayakta kaldığı sürece emellerine ulaşamıyacaklar! Bunu başarabilmenin yolu da bizleri birbirimize düşürüp, Atatürk düşmanlığı yaratılmak istenmesidir. Yıllardır bu plan için fersah fersah ilerleyip, bu uğurda da yüce dinimiz kullanılmak istenmiştir.

Oysa ki, İslamiyet emperyal fikirlere karşıdır. Mazlum insanların yanındadır; zulme karşdır! Atatürk'de bu yüce dinin emirleri ve ışığı doğrultusunda hareket ederek, imanla birleştirdiği vatan sevgisini, bir güçte toparlayıp, Kurtuluş Savaşı'yla bütünleştirmiştir. Onun içindir ki, mazlum milletler Atatürk'ü kendilerine örnek almışladır.

Bizler, insanlarımızın mutlu, özgür ve kendi ayakları üzerinde durabilen, üretken olmamız için sadece ve sadece hukukun en idealini, yasalarımızın bizlere uygun şekilde, insan haklarına saygılı, ama ulus bütünlüğümüzü sarsmayacak anlamda gerekli olan caydırıcılığı kullanarak (ki burada hemen belirtmek istiyorum, İngiltere terörle mücadele kapsamında göz altı süresini 28 günden, 42 güne çıkartmıştır. Biz de ise "insan hakları" ileri sürülerek, AB'nin dayattığı, 2- 4 gün süre ile sınırlıdır.) karşılıklı alışverişin menfaatler gözeterek yapılması anlamında ve tabii ki onurluca bir birlikteliği düşünebiliriz.


Unutulmamalıdır ki, hiç bir ortak özelliği olmayan, beraber yaşanmış bir geçmişi olmayan, aynı duyguları hissetmeyen, kısaca tasa da, kıvanç da, mutluluk da berberliği olmayan toplululukların bir arada yaşaması zordur. Şayet bu birliktelikler kolay olabilseydi, Yugoslavya kanlı bir şekilde parçalanabilir miydi? Kısacası, Batı zihniyeti kendilerince bir plan tutturmuş; bizler ve yaşadıklarımız bu planın bir parçasıdır. AB gibi olgular da, bu zihniyetin, amaçlarının gerçekleşmesi adına bir ARAÇTIR! Sevgi ve saygılarımla!

1 yorum:

  1. gülay kısaoglu [Tüm Yorumlarını Göster] 13.07.2008 - 14:23


    Yazınız bende ,bir zamanlarki Yugoslavya'nın lideri Tito'nun , ülkesinde yaptığı konuşmadan bir bölümü çağrıştırdı. Mealen paylaşmak isterim. Ben, Yugoslavya'yı kristal küre halinde nefesimle havada tutuyorum.Umarım benden sonra gelen liderlerin nefesi de kuvvetli olur da bu küre parçalanmaz.Aksi halde dünya düzeninin , alt üst olmasını önleyecek son umut, ANADOLU'daki KEMALİST'lerdir. Yeni yazınızı merakla bekliyorum.Sağlıcakla kalın.


    arzu sevinç [Tüm Yorumlarını Göster] 12.07.2008 - 23:21


    Tebrikler arkadaşım ; bu yazdığın konu bize yüzyıllardır tezgahlandı . Taaa orta Asyadan beri biz bunu yaşıyoruz ara ara da olsa...ama takdiri ilahın ki hep o planları, bizans oyunları geri tepti bu seferde KAZANAMAYACAKLAR...


    ruhi kısaoglu [Tüm Yorumlarını Göster] 12.07.2008 - 17:48


    AB bizi mi biz mi AB yi kabul edeceğiz.AB nin aracı ya da amacı olmak istemiyorum.O beni değil ben onu kabul edip etmeyeceğime karar vermeliyim.Kasabın önündeki kediler gibi yaltaklanmakta neyin nesi.Efendiler kendinize gelin Türk'ün yüce değerlerini hatırlayın lütfen.Orta Asya'dan buralara birilerinin kölesi olmaya gelmedik.Tam bağımsız bir Türkiye için yaşayalım.Sevgilerimle,yeni yazının konusu bakalım biz okurları nerelere götürecek.


    basak çelik [Tüm Yorumlarını Göster] 11.07.2008 - 20:32


    Yorumlarım yayımlanmıyor ama ısrarla yazmaya devam edeceğim ve ısrarla sizi takip etmeye de devam edecağim Tülay hanım..


    ismigül atasever [Tüm Yorumlarını Göster] 11.07.2008 - 19:58


    daha önce yaptığım yorum nedense eklenmemiş. ancak şunu belirtmek isterim ki Tülay Hanım yazısında çok haklı ve doğru noktaya temas ederek geçmişten günümüze gelen bir sorunu tekrar bizlere anımsatmıştır. gerçi önemli olan bizim anımsamamız değil; biz zaten unutmuyoruz da yetkililerin de bunları unutmaması ve çözüm yolu bulunmaya çalışılmasıdır.


    Bilgehan M. BAYLAN [Tüm Yorumlarını Göster] 11.07.2008 - 17:52


    Anlamlı ve güzel içerikli yazılarınızın devamını dilerim. Bu vesileyle, Che Guevera gibi, Deniz Geçmiş gibi, A. Türkeş gibi, M. Kemal ATATÜRK gibi ülkesi için yanıp tutuşan yüreklere, bu doğrultuda kendilerini adayanlara selam olsun !...


    fuat tokdemir [Tüm Yorumlarını Göster] 11.07.2008 - 17:36


    AB'nin yolu yokuştur bu yolun uçurumdur, Londara'da okumak , Paris'te yemek yemek tatlı limondur. Her gencin yıllardan beri dinleyerek büyüdüğü AB masalı, Sonunda ağızlarda acı biber tadı bırakacak bir oyundur. Tebrik ederim başarılarınızın devamını dilerim...


    dilek doğru [Tüm Yorumlarını Göster] 11.07.2008 - 15:47


    TÜLAY hanım yazınızı çok beğendim ellerinize sağlık okuyucunuz bol olsun sevgi ve saygılarımla...


    ersin gürdal [Tüm Yorumlarını Göster] 11.07.2008 - 13:35


    Avrupa Birliği ile bizim ilişkilerimiz yok. Avrupa'nın bizlere dayatmalarıyla beraber istekleri var. Buna ilişki denmez, baskı denir. Yazında konuyu çok güzel anlatarak, gerçek saydığım düşünceleri ortaya koymuşsun. Seni kutluyorum, sevgiler


    ömer öztürk [Tüm Yorumlarını Göster] 10.07.2008 - 23:24


    Evet Tülayciğim,ellerinize sağlık çok güzel ve aydınlatıcı bir yazı yazdınız. tebrikler. Bu habere yapılan yorumları silinmesine üzüldüm .


    Funda can [Tüm Yorumlarını Göster] 10.07.2008 - 19:54


    Evet tülay hanım OLMUŞ bir tutam tarih ölçülü gelecek enfes bir yazı TEBRİKLER!


    sevim öztürk [Tüm Yorumlarını Göster] 10.07.2008 - 10:24


    Avrupa tariih boyu Türklere ve müslümanlara kin kusmuştur. Haçlı Seferleri buna en güzel örnektir. Yaznızı zevkle takip ediyorum


    sıla doğan [Tüm Yorumlarını Göster] 10.07.2008 - 10:17


    Bizlere, Avrupa Birliğinin kendi emellerine ulaşmak için bir araç olduğunu yalın bir dille anlatmışsınız. Çok beğendim, ellerinize sağlık.


    ergil coşkunkanlıgil [Tüm Yorumlarını Göster] 10.07.2008 - 01:11


    Biz buvatanı kanımız, canımız şerefimiz ile toprağımızı aldık.Şimdi ise AB ye satıyoruz.TÜRKİYE CUMHURİYETİNE sahip çıkalım.Gelecek nesiller için....


    nural tekman [Tüm Yorumlarını Göster] 09.07.2008 - 19:57


    Avrupa Birliği ile Türkiye! Böyle bir birliktelik tarihsel olarak balıdığında gerçekleşmeyeceği ortadadır. Kaldı ki, Avrupa'nın bizleri sömürmekten başka bir düşüncesi yok. Zaten serbest dolaşım hakkını hiç kabul etmediklerini baştan ortaya koydular. Buradan sonuca gelelim. Yazınız tam bir ışık olmuş. Teşekkürler,


    ayşe ataoğlu [Tüm Yorumlarını Göster] 09.07.2008 - 17:33


    Bu habere yapılan bütün yorumlar ve benim eklediğim yorum kaldırılmış neden acaba? Tülay'cığım, "Türk'ün dostu yine Türk'tür" sözü neler ifade ediyor bu yazıdan çıkartılabilir. Kalemine kuvvet olsun.


    baran dayan [Tüm Yorumlarını Göster] 09.07.2008 - 17:12


    Gazeteport yetkilileri, bu habere yapılan yorumlar niçin silindi? Yorum yapanlardan birisi de bendim. AB bizim için olmazsa olmaz değilidir. AB her zaman bizimle kedinin fareyle oynadığı gibi oynamıştır. Bu arada da boğazımıza basarak, her istediğini yaptırmaktan uzak kalmıyor. Yazın çok güzelolmuş, tebrikler Tülay'cığım

    YanıtlayınSil